Abbas Güçlü

Abbas Güçlü

aguclu@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Birbirinin alternatifi olmayan, tam aksine, birbirini tamamlayan kavramlar vardır. Pedagoji ve teknoloji de o paydaşlardan ikisi. O mu, bu mu demek yanlışların en büyüğü olur. Birini öne çıkarıp diğerini yok saymak ise sadece kendimizi kandırmamıza neden olur.

Teknoloji yüzünden özelliklere akıllı telefonlar nedeniyle önce konuşmayı ve yazmayı, şimdi de yapay zekâyla düşünmeyi unuttuk diyen çok çıkar.

Haksız da sayılmazlar.

Aynı masada oturan dört kişiden, dördünün de elinde telefon, bulundukları ortamın çok uzağında, sanal ortamda kaybolup gittiklerine çok şahit olmuşsunuzdur.

Haberin Devamı

Evlerde durum farklı değil.

Avrupa’da hatta dünyada akıllı telefonları elinden düşünmeyenlerin her daim ilk 5’inde yer alıyoruz. Bilimsel üretkenlikte ise maalesef son 5’teyiz.

Tıpkı telefon gibi bilgisayar ve akıllı tahtalar da çok satılıyor ama ne kadarı amaca uygun olarak kullanılıyor? Ne kadarı harcanan paraya değiyor?

Uzun süre teknolojinin eğitimde devrim yaratacağı söylendi ama geldiğimiz son nokta maalesef bu.

Peki, o zaman nerede hata yapıyoruz?

Uzaktan eğitim, akıllı tahtalar, dijital sunumlar, sanal kitaplar, kodlama ve yapay zekâ destekli yeni müfredat programları yeterince işe yaradı mı?

Hadi teknoloji destekli eğitimden amaçladığımız sonuçları elde edemedik, büyük fedakârlıklarla yetiştirilen ve adeta sınav kölesi haline getirilen öğrenciler, toplumsal değerlerle donatılıyor mu?

Eğitimin amaç ve hedefleri yeniden sorgulanmalı, eğitim reformlarından nüfusun sadece bir bölümü değil, tümü yararlanmalı ve sürdürülebilir olmalı!

Peki, bu sağlanıyor mu?

Örneğin “nitelikli okullar” ve kolejlerdeki eğitim ile kırsaldaki eğitim aynı mı ki, aynı giriş sınavlarına giriyor, aynı sorulara muhatap oluyorlar?..

Öğretmen odaklı eğitimden öğrenci odaklı sisteme ne zaman geçilecek?

Stajın önemi ve gerekliliği ne zaman anlaşılacak?

Girişimci, Paylaşımcı, Deneyimsel, Uygulamalı, Hayat Boyu, Üretici üniversite modelleri önümüzdeki yıllarda daha bir öne çıkacak. Klasik eğitim modellerinin yerini çok farklı modeller alacak.

Haberin Devamı

Peki, biz buna ne kadar hazırız?

Değişim zordur ama değişmemek, çok daha vahim sonuçlara yol açabilir.

Peki, biz bunun farkında mıyız?

Başkaları bir yana, siz buna ne kadar hazırsınız?..

Şimdi değilse ne zaman?

Başta yükseköğretim olmak üzere eğitimin genelinde o kadar çok proje ürettik ve yarıda bıraktık ki adeta proje çöplüğüne döndük.

Değişim her ne kadar bir zorunluluk haline gelse de yanlış ya da yarıda bırakılan projeler kervanına artık yenileri eklenmemeli.

MEB ve YÖK, okul öncesinden doktoraya fazlasıyla birikime sahip kurumlarımız. Onları rahat bırakır ve tek referanslarının akıl ve bilim olduğunun altı kalın çizgilerle çizilerek bir kez daha anlatılırsa eminiz ki kaybettiğimiz zamanları fazlasıyla telafi ederiz.

Peki, bu o kadar zor mu?

Kesinlikle hayır.

Cumhuriyet’in ilk gününden bugüne iktidara gelen tüm hükümetler eğitimi canı gönülden desteklediler. En büyük bütçeyi eğitime ayırdılar. Anne, babalar da onlardan geri kalmadı.

Hayırseverlerin eğitime desteği de hep arttı.

Ne istediğimizi doğru tespit edip, hayata zamanında geçirirsek gerisi kendiliğinden gelecektir.

Haberin Devamı

Özetin özeti: Geleceğe en iyi şekilde hazırlanmanın yolu kesinlikle eğitimden geçiyor. Ama nasıl bir eğitim?..