Dilara Koçak

Dilara Koçak

bilgi@mezurasaglik.com.tr

Tüm Yazıları

Nisan ayı ile birlikte bahar geldi, doğa yenileniyor... Bahar deyince çoğumuzun aklına rengarenk çiçekler, tazelenen doğa, yükselen enerji ve içsel bir canlanma gelir. Hatta birçok kişi için bahar, arınmanın, hafiflemenin ve yeniden başlama hissinin mevsimidir. Ancak buna rağmen son günlerde gündemin de etkisiyle kendinizi yorgun, halsiz ya da keyifsiz hissediyorsanız yalnız değilsiniz. Çünkü baharın gelişi her bedende aynı etkiyi yaratmayabilir. Özellikle ilkbahar aylarında yaşanan ani hava değişimleri, artan nem ve ısı, vücudun iç dengesini zorlayabilir. Metabolizma bu yeni mevsime uyum sağlamaya çalışırken; halsizlik, uyku düzeninde bozulmalar, motivasyon düşüklüğü ve iştah değişimleri gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Hatta bazı bireylerde bu geçiş dönemi, mevsimsel depresyon ya da ‘bahar yorgunluğu’ olarak adlandırılan ruhsal ve fiziksel bir durumu tetikleyebilir. Peki ya bu yorgunluk, her gün üst üste binen kararların ağırlığından da geliyor olabilir mi? 

Haberin Devamı

Bahar yorgunluğu mu karar yorgunluğu mu

Önceliklerinizi belirleyin 

Günde 35 bin karar verdiğimizi biliyor muydunuz? Ne giyeceğimizden hangi kahveyi içeceğimize, hangi maile cevap vereceğimizden akşam hangi diziyi izleyeceğimize kadar... Beynimiz durmadan çalışıyor. İşin kritik noktası şu ki her karar, zihinsel enerjimizi biraz daha tüketiyor. Günün sonunda “Ben bugün ne yaptım?” diye düşünüp hiçbir şeye odaklanamadığınızı hissediyor olabilirsiniz. Yapılan araştırmalar hakimlerin bile sabah saatlerinde daha adil kararlar verirken, öğleden sonra zihinsel yorgunluktan dolayı şartlı tahliye taleplerini reddetmeye daha yatkın olduklarını belirtiyor. Böyle durumlarda kendinize şunu sorun; “Gerçekten önemli olan şeylere mi odaklanıyorum, yoksa küçük detaylarda mı kayboluyorum?”. Peki ne yapmalı? Rutin oluşturmayı deneyin, önceliklerinizi belirleyin. Yardım istemekten çekinmeyin. Seçeneklerinizi azaltın, hatırlayın daha az alternatif, daha az kafa karışıklığı demektir. Zihinsel enerjimizi gerçekten değerli olana harcamazsak, hayatımız başkalarının öncelikleriyle doluyor. İyi haber şu ki, beslenme şeklimiz, ruh halini büyük ölçüde etkileyebiliyor. 

Haberin Devamı

Beş adımda daha iyi ruh sağlığı 

1 Omega-3 yağ asitleri: Serotonin yani mutluluk hormonu üretimini destekler, inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur. 

Ne tüketmeli? Somon gibi yağlı balıklar, ceviz, keten tohumu, semizotu tüketimine özen gösterin. 

2 B grubu vitaminler: Enerji metabolizmasında rol alır, enerji üretimini destekler, sinir sistemi üzerinde dengeleyici etkisi vardır. 

Ne tüketmeli? Yumurta, tam tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler tüketmeye özen gösterin. 

3 Triptofan içeren besinler: Serotonin öncüsü olarak mutluluk ve melatonini destekleyerek uyku sağlığına katkıda bulunur. 

Ne tüketmeli? Yoğurt, hindi, yulaf, muz tüketmeye özen gösterin. 

4 Probiyotik ve lifli gıdalar: Bağırsak florasıyla mutluluk hormonu arasında güçlü bir ilişki vardır. 

Ne tüketmeli? Kefir, turşu, yoğurt, tarhana, fermente bakliyatlar tüketmeye özen gösterin. 

5 Magnezyum: Gerginliği azaltmaya, kasları ve sinirleri rahatlatmaya yardımcı olur. 

Haberin Devamı

Ne tüketmeli? Badem, avokado, kakao, filizlendirilmiş baklagiller tüketmeye özen gösterin. 

Küçük adımlar büyük etki 

Sabahları 10 dakikalık bir yürüyüş, bol su tüketimi, rengarenk tabaklar, bitki çayıyla yapılan kısa bir mola... Tüm bunların hem bedeninizi hem ruhunuzu beslemeye yardımcı olacağını hatırlayın. Kendinize fiziksel aktivite rutinleri oluşturmayı hedefleyin. Havalar giderek ısınıyorken açık hava yürüyüşlerinden faydalanabilirsiniz.