Mahalle çocukları

26 Şubat 2025

Ulusal kanalın tecrübeli ve sükseli haber spikeri, bol soslu İtalyan makarnası gibi yaklaşıyor maça: Az sonra Galatasaray – Fenerbahçe derbisi başlayacak. Dünya Derbisi… Heyecan büyük… Muhabirimize bağlanıyoruz, bakalım Dünya Derbisi için neler söyleyecek? Dünya Derbisi’ni sabah 09.00’dan itibaren takip etmeye başlayan nöbetçi muhabir arkadaşımız, belki de 10 kez tekrarladığı haberi bir kez daha ezberden okuyor. Hayret, Dünya Derbisi deyimini hiç kullanmadı. İşini biliyor çünkü… Abartmadan, süslemeden, sosa bulamadan sade servis yapıyor. Tecrübeli ve sükseli haber sunucumuz, yanisi ‘anchorman’imiz, daha da yanisi ‘Çapa Adam’ımız, birkaç DD’li parlak cümleden sonra yayını kendi normalinden, spor dışından sürdürüyor.
Ulusal kültürümüzde abartmayı çok seviyoruz. Dünya Derbisi daha başlama vuruşu yapılmadan seremonide çöpe gidiyor. Saygı yok, samimiyet yok, dostluk buz dolabında bekliyor. Bu seremonide futbolun en değerli

Yazının Devamı

Uğraşan F.Bahçe, kazanan G.Saray

25 Şubat 2025

Golsüz, şutsuz, kornersiz… Ofsaytsız ruhsuz ve heyecansız bir ilk yarı izledik. Uzun lig maratonunda kupaların çeyrek ve yarı final eşleşmelerindeki “erken final” kavramını andıran maçta mücadele vardı. Oyun yoktu. Aylardır bu maçı bekleyen taraftar grupları da hayal kırıklığına uğradılar.
Yine de iyi niyet ve takdir duygularıyla yazmamız gereken bir not var. İki takımın kalecileri Fernando Muslera ile İrfan Can Eğribayat aşırı baskı altında kalmadılar ama rahat davranışları, arkadaşlarına güven veren anlayışları ile göz okşadılar.
Dzeko ve En Nesyri ile Osimhen’e de teşekkür borçluyuz. Skor ne olursa olsun ilk yarıda tabelayı değiştirmek için çok çaba harcadılar. Fenerbahçe’nin dört şut çıkardığı oyunda formasını giydikleri takıma “cesur konuk” kimliğini kazandırdılar.
Galatasaraylı futbolcular, 6 puanlık farkı koruma güdüsüyle biraz daha savunmacı görüntü sergilediler. Fenerbahçe ise 6 puan  farkı indirmek amacıyla daha atak ve arayıcı idi. Maçta ilk korneri onlar kazandı, üç kez üst

Yazının Devamı

TMOK’da başkanlık güreşi

19 Şubat 2025

E vrensel spor anlayışının en büyük otoritesi (IOC) Uluslararası Olimpiyat Komitesi’dir. Bildiğiniz, tanıdığınız spor federasyonlarının üst kuruluşu gibidir. Olimpizmin temel felsefesini “Olimpik Hareket” başlığıyla sürekli olarak geliştirir.
IOC’nin yapısını oluşturan en önemli kurumlardan biri de tüm dünya komiteleriyle birlikte (TMOK) Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’dir.
1908’de kurulup tarihsel dönüşümlerden başarıyla geçen TMOK, sporla ilgili sivil toplum kuruluşu olarak da saygıyla benimsendi. Günlük spor olaylarında vitrinde değil, ama resmi kurumlarla birlikte önemli roller üstlendi.
Yorucu girişten sonra olimpik gündeme girebiliriz. TMOK, 100 yılı çoktan geride bırakan tarihi içinde pek az “çok adaylı” kongreye gitti. Gelecek ay (8/15) Mart’ta yapılacak olağan genel kurulda Başkan Prof. Dr. Uğur Erdener ile Türkiye Voleybol Federasyonu’nun eski başkanlarından Ahmet Gülüm, olimpik direksiyona geçmek için yoğun hazırlıklar sürdürüyorlar.
İşbaşındaki TMOK Başkanı

Yazının Devamı

Temiz, güzel, heyecanlı

16 Şubat 2025

Hepsini kutluyorum… Temiz ve güzel bir maç izledik. Dahası hakeme de gönül enginliğiyle alkış ve teşekkür borcumuz var. Golleri bir yana bırakarak, takdir edilmesi gereken bir durum için dikkatinizi çekmem gerekiyor. En küçük temasta kendini yere atarak yuvarlanıp duran, acılar içinde kıvranan (!) futbolcu gördünüz mü? Ya da hakemin etrafında toplanıp çok sesli “itiraz korosu” oluşturanları? Haydi birini daha söyleyelim: VAR müdahalesine tanık oldunuz mu?
Çok mertçe, efendice, mis gibi bir maçtı, güzel oyundu izlediğimiz… Cihan Aydın’ın oyuna katkısı mı? Durup durup sinir bozan, zaman kaybına neden olan fazladan “oyunu durdurma”ya yol açan olur olmaz faulerde “düdük gevezeliğinden” uzak durdu. Avantaj kuralını baştan sona titiz ve dikkatli kararlarla uyguladı.
Maç, erken sayılacak golle başladı. Bir anda topa sahip olan Visca, Banza’yı gördü. Beşiktaşlı üç savunmacının arasından hayal gibi geçti Banza. Sırtındaki numarayla aynı dakikada (17)

Yazının Devamı

Kaosu başlatanlar bitirsin!

12 Şubat 2025

Türk futbolunda tarihin akışı anaforlara dönüşmeye başladı. Kuruluş, yayılma, iç organizasyonlar, dış turnuvalardaki başarılardan sonra endüstriyel çağın getirdiği zenginlik (!) ve borçlanma masum ve temiz oyunu kirletti.  
1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilan edilmesinden sonra sivil toplum ve spor tarihimizde saygı ile andığımız inanılmaz gelişmeler oldu. Üç Büyükler olarak tanımladığımız öncü kulüplerimiz, İstanbul’dan Anadolu’nun en uzaktaki illerine kadar, yurt dışına da uğrayarak rekabetin temel taşlarını döşediler. Birbirlerine saygı duyarak, zarif şakalar ve ironilerle çok büyük dostluklar geliştirdiler.
Sonrasında profesyonellik geldi (1951), 60’lı ve 70’li yıllarda futbolda iç rekabet alt liglerle zenginleşti. Kimse aksini iddia edemez: Futbol Türkiye’nin sosyal hayatında olumlu ya da olumsuz olaylarla birlikte önemli bir kültür ortamı, yaşam biçimi yarattı. 90’lı yıllarda endüstriyel futbol çağına girdik. Statlardaki heyecanlar, canlı yayınlarla evlerimize kadar uzandı.

Yazının Devamı

Doğru oyun, özlenen sonuç

9 Şubat 2025

Durgun ve heyecansız bir ilk yarı izledik. Maç ancak ikinci yarıda hareket kazanabildi ve golü arayan Beşiktaş, istediğini buldu. Oysa her iki takımın puan cetvelindeki yeri, öncelikle maç kazanmayı, gol pozisyonları üretmeyi ve tabelayı değiştirmeyi gerektiriyordu. Kanatlardan ve ortadan düzenleyecekleri ataklarla oyunu zenginleştirebilirler, taraftarlarına da bekledikleri heyecanı yaşatabilirlerdi.
Sivasspor ev sahibiydi ama oyunun egemeni olamadı. Rey Manaj gibi bir golcü, adının üfürüldüğü kadar etkili ve verimli değildi. Bunda biraz da iki takım oyuncularının kaptırdıkları topları geri alabilmek için baskın davranması etkili oldu. Efkan Bekiroğlu, ikinci yarıda daha atak rolleri tercih etti. Bir şutu da kaleci Mert’te kaldı.
Beşiktaş’a dönersek… Deplasmanda kazanamadıkları maç sayısı 7 idi. Sekizincide can sıkıcı sonuç almamak için gayretliydiler. Ancak savunmada sağlam durmalarına karşılık hücumda çok top kaybettiler. Çok az şut attılar. Rashica, Masuaku ve Muçi’nin gayretli oyunlarına ayak uyduramadılar. Gedson da 78’de

Yazının Devamı

Yıldızını parlatsana

5 Şubat 2025

Türk futbolunun uluslararası rekabete sürekli olarak katılıp gelişmesi ve en önemli gelir kaynağı sayılabilecek UEFA Şampiyonlar Ligi ile UEFA Avrupa Ligi’nde beklenen sonuçları alamaması, ortadaki tabloya bakıp başarı sayılmamalı. Önemli dersler alınacak gerçekçi hesaplarla yeni yol haritaları belirlenmelidir.
Önce ekonomik verilere bakalım. Şampiyonlar Ligi ön elemeleri ile birlikte Galatasaray 18 milyon Euro, Fenerbahçe 17 milyon 500 bin Euro gelir elde etti. Biraz daha fazla puan alsalar 20 milyon Euro’yu aşabilirlerdi. Yine de unutulmamalı ki iki ligin de 16’lardan geçip final turlarına katılmaları halinde 30 milyon ve üstünde gelir sağlayabilirlerdi.
Beşiktaş, yaşanan kötü sezonun en üzücü sonuçlarından birini UEFA Avrupa Ligi’nde aldı. İlk 24 takımın arasına giremedikleri için 28. sırada kalıp elendiler. Buna rağmen hak ettikleri 10.7 milyon Euroluk gelir, teselli kaynağı oldu. Başarısızlığa rağmen 397 milyon 184 bin lira gelir, hiç de fena sayılmamalı.Finansal rakamların ötesi düşündürücü ve kaygı

Yazının Devamı

Yazık ve ayıp!

31 Ocak 2025

Beşiktaş’ı tanıyamadık. Nasıl bir oyun planı vardı, çözemedik. Ve UEFA Avrupa Ligi’ne veda edişine tanık olduk. İstatistikleri yorumlamadan yazayım: Beşiktaş bence sezonun en kötü maçını oynadı ve teslim oldu.
İstanbul’daki coşkulu ve bereketli (4-1) maçta Athletic Bilbao’yu adeta ezerek yenen Beşiktaş, Hollanda’nın Enschede kentindeki 8. maçta tanınmaz haldeydi. Twente kendi ilkeleri, enerjisi ve yerleşik oyun anlayışıyla baskı kurup üst üste gol pozisyonlarına girerken, Beşiktaş sürekli savunma pozisyonundaydı. Maç boyunca rakibine 11 kez korner attırdı.. Kendileri sadece 5 kez köşe gönderine gittiler.
Geçiş oyununda kaybettiğiniz topu tek sayılı saniyeler içinde geri kazanmalısınız. Twente bu işi başarıyla gerçekleştirdi. Topu sahiplenip önde öyle baskı kurdu ki “geçişler”e gerek kalmadan önde baskı ile kendiliğinden bir “set oyunu”na dönüştü maç.
Hollanda takımı, Beşiktaş’ın sinmiş ve pasif oyunu karşısında maçı eğlenceye dönüştürdü. Zaman zaman ceza alanı

Yazının Devamı