Las Vegas’ta yaşanan korkunç faciadan sonra sosyal medyada en çok paylaşılan şey, Avustralya’da alınan kararlar oldu.
Avustralya’da 1996’da Port Arthur faciasından sonra bireysel silahlanmayla ilgili yasa değişikliğine gidildi.
Hatta devlet üretilen silahları satın alıp yok etti.
Daha önce çok kişinin hayatını kaybettiği tam 13 korkunç silahlı saldırı yaşanmış olmasına rağmen, 1996’daki saldırıdan sonra yapılan yasa değişikliği sayesinde bir daha böyle bir kitlesel saldırı yaşanmadı.
Mesele otele silahla girmek değil
Çok değil, birkaç ay önce Vatan Şaşmaz İstanbul’da bir otelde silahla öldürüldüğünde herkes oteli suçladı, “Silahla otele nasıl girilir?” diye veryansın edildi.
Oysa burada suçlanacak otel güvenliği değildi.
Ruhsatlı silah taşıyan birine otel güvenliğinin diyeceği ne olabilirdi ki?
Bu cümleyi her duyduğumda tüylerim diken diken oluyor.
Hâl İstanbul için yabancılar sık sık kullanıyor, biz de böyle korkunç şeyler sadece İstanbul’da olmuyor gerçeğini anlatmak için on takla atıyoruz.
Çok değil, kısa süre önce bir İngiliz arkadaşımla Beyoğlu’nda sohbet ederken, “İstanbul’a gideceğimi söylediğimde, ailem ve birçok arkadaşım ‘Sakın gitme, çok tehlikeli’ dedi” deyiverdi laf arasında.
Yüzümdeki ifadeye aldırmadan, “Seninle konuşurken de İstanbullu olduğunu söylediğinde yüzlerindeki ifadeden anlamıyor musun?” diye devam etti.
“Yok, benim konuştuğum bütün yabancılar Türkiye’ye gelmek istiyor, artık korku kalmadı” cevabını verdim hışımla.
“Belki sana ayıp olmasın diye öyle yapıyorlardır” dedi. Demesiyle ben de
Contemporary İstanbul’un kurucusu Ali Güreli, geçen yıl Londra’daki sanat fuarını birlikte gezerken “Frieze sanat takviminde sezonun başlangıcı olarak kabul edilir” demişti. Londra’daki fuarı gezerken bir İngiliz’den daha çok tanıdıkla karşılaşmıştık. Nedeni belliydi, Türkiye’den çok önemli koleksiyonerler sırf Frieze için Londra’ya gelmişti.
O zaman Ali Güreli eklemişti, “Buradaki ilgiye bakılırsa, Contemporary İstanbul’un da iyi geçeceği sonucunu çıkarmak mümkün.” Oysa Türkiye’den sadece iki galeri katıldı geçen yıl Frieze’e, Rampa İstanbul ve Rodeo. Özellikle Rampa’daki Hüseyin Bahri Alptekin işleri çok ilgi gördü.
Derken o seyahatte çok önemli bir karar alındı, her yıl kasımda yapılan Contemporary İstanbul eylül ayına çekildi. Hem İstanbul Bienali’nin rüzgarından da faydalanabilmek, sinerji yaratmak hem de sanat takviminde sezon açılışını yapabilmek için.
Frieze’e ilgimiz azalır mı?
Yine geçen yıl Frieze’i gezerken fuarda eserler kadar ilgi gören bir bölüm de restoranlar demiştim. Malum her yıl daha da çok restoran seçeneği ekleniyor fuara. En büyük alan, en popüler restorana ayrılıyor, geçen yıl Petersham Nurseries seçilmişti. Gerçekten de bitkilerle küçük bir kopyasını
“Hepimiz birer video oyunu karakteriyiz.
Başkalarının kontrol ettiği bir simülasyonda yaşıyoruz, öyle olmaması sadece milyarda bir ihtimal...” dedi geçen yıl.
Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, Microsoft’un kurucusu Bill Gates ve Facebook COO’su Sheryl Sandberg’in de konuşmacı olarak katıldığı Code Konferansı’nda.
Paypal, Space X ve Tesla Motors’un kurucusu Elon Musk haklıydı, sanal ve gerçek dünyalar her geçen gün daha da birbirine karışıyor.
Fikir mi, hayal mi?
Gerçi Musk’ın fikirlerini ilk duyanlar hep gerçekleşmeyecek hayaller sandı, oysa o fikirleri hızla hayata geçirdi.
Hatta onun için ABD’de ‘seri girişimci’ yerine ‘paralel girişimci’ denilmesine bile neden oldu.
AKM ile ilgili gelişmeleri heyecanla takip ediyoruz.
Bir yandan Tabanlıoğlu Mimarlık imzalı yeni bir opera binası yapılacak olması ve 2019’a yetiştirilmesinin planlanması sevindirici.
Ama tabii bu sevindirici gelişmeler bile şehrin en önemli simgelerinden AKM’nin yıkılacak olmasını ve yıllardır atıl kalmasını unutturmuyor.
Taksim Meydanı’nın bugünkü halini de...
AKM ile ilgili gelişmeler Ekim’de daha detaylı açıklanacak.
Ama öncesinde AKM her gündeme geldiğinde adını sık sık duyduğumuz Tabanlıoğlu Mimarlık cephesinde başka bir gelişme var.
Contemporary Istanbul’un tasarımından sonra şimdi de Münih’te bir sergiye imza atıyorlar.
Contemporary Istanbul açılışında tanıştığımız Nicola Borgmann’ın yönettiği, kâr amacı gütmeyen mimari galeri Architekturgalerie München’de.
Dünyanın her yerinde hayatı kolaylaştıran bir uygulama Uber.
Yanınızda nakit para taşıma derdini ortadan kaldırıyor, gözünüzü yoldan ayırmayıp yol tarif etme meselesinden kurtarıyor.
Üstelik bunları yaparken bir de kendinizi güvende hissettiriyor, çünkü sürücünün ismini ve telefonunu araca binmeden önce biliyorsunuz.
Tabii aracın plakasını da.
Faydası çok, peki ama Uber korsan taşımacılık mı yapıyor?
Lisansını kaybetti
Geçen cuma günü Uber en çok kullanıldığı metropollerden birinde, Londra’da lisansını kaybetti, 30 Eylül itibarıyla.
Londralılar bu haberi büyük bir hayal kırıklığıyla karşıladı, sırf bu yüzden Londra’nın çok sevilen belediye başkanı Sadiq Khan’a bile büyük tepki oluştu.
Türk mutfağı dünyada hak ettiği yeri bulmaya çok yakın. Tabii bunda yurtdışında açılan iyi Türk restoranlarının payı var. Şef Coşkun Uysal’ın Melbourne’deki restoranı Tulum’un başarısı bu hafta Time Out Melbourne Yeme-İçme Ödülleri’nde tescillendi.
Türk mutfağının kebaptan ibaret olmadığını dünya sonunda keşfetti.
Dünyanın önemli metropollerinde açılan yeni restoranlar sayesinde.
Londra’daki Oklava’dan Los Angeles’taki Kısmet’e hemen hemen her şehirde Türk mutfağını farklı bir yere taşıyan örnekler var.
Hatta çok yakında Hakkasan, Wagamama, Busaba gibi zincirlerle Çin ve Tayland mutfağının dünyaya yayılmasını sağlayan Alan Yau da Londra’da Türk mutfağını yaygınlaştıracak yeni bir restoranla karşımıza çıkacak: Yamabahçe.
Bu hafta yeme-içme dünyasında alınan en güzel haber ise Melbourne’den geldi.
Time Out Melbourne Yeme-İçme Ödülleri 2017’de en iyi ‘casual dining’ restoran ödülünü Tulum kazandı. Tulum, Time Out ödüllerinde yılın restoranı ve en iyi şef ödüllerinde de adaydı.
Dilara Fındıkoğlu adını daha çok duyacaksınız demiştim.
Londra Moda Haftası’nda Holborn’da St. Andrews Kilisesi’nde sergiledi yeni koleksiyonunu.
Hemen sonrasında kiliseyi acımasızca eleştirenler oldu, ‘satanist’ bir defileye ev sahipliği yaptığı için. Kilise önceki gün bir özür yayımladı, defilenin ve koleksiyonun içeriğini önceden bilmediklerini açıklayarak ve Londra Moda Haftası’na her zaman mekân desteği verdiklerini belirterek.
Bundan sonra kiliseyi özel etkinlikler için kiralarken daha dikkatli olacaklarını ve içeriği önceden öğreneceklerini de belirterek.
Bunun üzerine Dilara Fındıkoğlu sosyal medya hesabında kiliseye yardımlarından dolayı teşekkür etti ve de satanist olmadığını açıklamak zorunda kaldı.
Evet, koleksiyonu punk, belki de Londra’yı aslında Londra yapan akıma geri dönüş olduğu için bu kadar beğeniliyor moda dünyası tarafından, ama tabii ki punk ile satanist aynıymış gibi yorumlanmamalı.
Özellikle de İngiltere kadar yaratıcılığı destekleyen bir ülkede.