Çağdaş Ertuna

Çağdaş Ertuna

cagdas.ertuna@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Londra’nın kalbinde bir okuldayım. Yayınevi Conde Nast’ın moda ve tasarım okulu, Conde Nast College of Fashion & Design’da.

Saat 19.00’a geliyor, dersler bitmiş ama kapıda bir kuyruk var.

Kuyruğu aşıp da içeri girince konferans salonu da tıklım tıklım, oturacak yer kalmamış durumda.

Peki ama onca kişi hangi modacıyı, hangi tasarımcıyı ya da hangi konuyu dinlemek için burada toplanmış olabilir?

Konu: “İstanbul: Geçmiş ve Şimdi.”

Konuşmacılar: Bettany Hughes ve Jason Goodwin.

Bettany Hughes, İngiltere’nin önde gelen tarihçilerinden, son kitabı “Istanbul: A Tale of Three Cities” şu anda en çok satanlar arasında.

Haberin Devamı

Radyolardan televizyonlara, kütüphanelerden kitapçılara şehrin dört bir yanında Bettany Hughes konuşmalarıyla da dikkat çekiyor. Diğer konuşmacı ise Jason Goodwin. Türk mutfağını anlatan “Yashim Cooks Istanbul: Culinary Adventures in the Ottoman Kitchen” adlı kitabı Amerikan Amazon internet sitesi tarafından en çok satan yemek kitapları arasında haftalardır bir numarada.

İngiltere’den ABD’ye iki yabancı bizi, İstanbul’u, İstanbul mutfağını anlatıyor. Peki ama biz ne yapıyoruz bu arada diye düşünmeden edemiyor insan.

Bettany Hughes, İstanbul’un doğu batı arasında köprü olmasından başlıyor, tarihte kaç ayrı medeniyetin merkezi olduğunu anlatıyor ve doğrusu Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarından bahsederken tam 60 dakikalık konuşmasında günümüze gelmesi mümkün olmuyor bile.

Zaten günümüze gelse ne diyecek, “Bir Osmanlı torunu Suada’yı istiyor” mu?

“İstanbul’a gitmek için en iyi zaman”

Neyse ki Jason Goodwin ayağının tozuyla İstanbul’dan gelmiş, İstanbul’da katıldığı TV programını anlatıyor, ne yemekler yaptığını da, tattığını da.

Goodwin de Hughes gibi bir tarihçi aslında.

Yemeğe olan ilgisini tarihe olan ilgisiyle birleştirmiş.

“İstanbul’a her gittiğimde, Boğaz’a her baktığımda tüylerim ürperiyor” diyor heyecanla.

Nostalji merakı nedeniyle Büyük Londra Oteli’nden ne kadar etkilendiğini ve hep orada kalmayı tercih ettiğini de anlatıyor.

Son kitabı ‘Yashim Cooks Istanbul: Culinary Adventures in the Ottoman Kitchen’da 500 yıllık saray mutfağından ilham aldığını, İstanbul’un gastronomi meraklıları için cennet gibi olduğunu söylüyor.

Haberin Devamı

Kebaplar, zeytinyağlılar, pilavlar ve sütlü tatlıları büyük bir iştahla anlatıyor. Kadıköy’deki Çiya Sofrası’nı övüyor, Nişantaşı’ndaki Kantin’de denediği Türk şaraplarının ne kadar iyi olduğunu da söylemeden geçmiyor.

İki İngiliz yazardan İstanbul dersi

Anlata anlata bitiremiyorlar

İstanbul’a 26 yaşında ilk kez gittiğinden beri her kitabında şehrin etkisi olduğunu ekliyor, örneklerle tabii.

Yemek kitabının dışında seyahat, tarih ve 19. yüzyılda İstanbul’da geçen macera romanları yazdığını da belirtiyor.

İki yazar da İstanbul’u anlata anlata bitiremiyor.

Sonunda, James Goodwin son noktayı koyuyor: “İstanbul’a gitmek için en iyi zaman”.

Üstelik henüz, “Komşunu al gel” turizm kampanyasından haberi bile yok.

Tam ne güzel söyledi derken, ekliyor “Ayasofya gibi şehrin en güzel tarihi yerlerinde bir tek turist siz olacaksınız, her yeri size özel tur gibi rahat rahat gezeceksiniz” diye.

Haberin Devamı

Neyse ki iki yazar ve son kitapları sayesinde İstanbul, şu anda başta İngiltere olmak üzere uluslararası basının da gündeminde, hem de politika sayfalarında değil, kültür-sanat sayfalarında.

Zaten, ruhumuzu en çok besleyen de, ruhumuzda en çok iz bırakan da sonunda daima kültür-sanat oluyor.