‘90’ların en ünlü moda tasarımcılarından biriydi Helmut Lang, 2005’te kariyerinin zirvesinde kendi adını taşıyan markasını sattı ve sanata yöneldi.
2012’de ise başka bir uluslararası markanın, Saint Laurent’in atıklarından yaptığı heykelleri sergiledi.
Helmut Lang markasına geri dönmek için defalarca teklif almasına rağmen kendi yoluna gitmeyi tercih etti.
Peki, ama aslında her şey nasıl başladı?
Avusturyalı moda tasarımcısı, minimalist tasarımlarıyla ve 1986’da kurduğu markasıyla 1980’lerin sonuna 1990’ların başına damga vurdu.
Hatta 1998’de New York’a taşındığında defilesini internet sitesinden yayınlayan ilk moda markası oldu.
Daha sonra 1999’da Prada ile bir ortaklığa adım attı, 2004’te ise Helmut Lang markası Prada tarafından satın alındı.
Bu nedenle Helmut Lang, markasından 2005’te ayrılmak zorunda kaldı.
Marka ise 2006’da Prada tarafından bir Japon şirketine, Link Theory’ye satıldı.
Helmut Lang ise Japonlardan defalarca teklif almasına rağmen, markasına geri dönmedi.
Saint Laurent’in kreatif direktörü Anthony Vaccarello ise uzun yıllardır Helmut Lang hayranıydı.
Ayrıca Helmut Lang, Louise Bourgeois ve Jenny Holzer gibi sanatçılarla yaptıklarından ilham alıp uzun zamandır moda ve sanat iş birlikleri üzerine çalışmalar yürütüyordu.
Vaccarello, Helmut Lang’a Saint Laurent atölyesini açtı, giysi prototiplerinden takı parçalarından heykel yapmasını istedi.
Helmut Lang da topladığı parçaları reçine ve alüminyumla kaplayarak heykeller üretti.
Daha sonra bu heykeller, Saint Laurent’in Paris’teki konsept mağazası Rive Droite’ta sergilendi.
Bu, aslında dünya çapında bir moda tasarımcısının, uluslararası bir markanın tüm kreatif yönetiminden sorumlu bir direktörün, kendi arşivini başka bir şeye dönüştürmek için ilk defa başka bir tasarımcı/sanatçıya teslim etmesiydi.
Moda endüstrisinde sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm konularını daha çok konuştukça, daha çok benzer örnekler göreceğiz tabii. Şimdi ise Helmut Lang’ın ‘Geride Kalanlar’ başlıklı kişisel sergisi Los Angeles’taki Schindler House’daki MAK Sanat ve Mimarlık Merkezi’nde açıldı.
“Nesne ve onun bütünlüğü en önemlisi” diyor Helmut Lang. Heykellerini köpük, lateks, çelik ve reçine gibi malzemelerden yapıyor.
Malzeme seçimi hakkında şöyle diyor: “Ben bunu daha ilham verici buluyorum, çünkü aynı zamanda daha zorlayıcı.”
Avusturyalı sanatçının elbette alışılmadık malzemelerle uzun bir geçmişi var.
1986’da kurduğu, lüks ile sokak modasını ayıran sınırın ortadan kaldırılmasına da yardımcı olan moda markası, kauçuk ve metalik kumaşlar da kullanıyordu.
‘Helmut Lang: Geride kalanlar’ sergisi 4 Mayıs’a kadar Los Angeles’ta Schindler House’da devam edecek.