Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr- İstanbul ile Yalova arasında çocukluğu geçen Betül Yüksel (38), aslen Sivas doğumlu. İstanbul Çengelköy'de büyüyen Betül, ailesinin ikinci kızı. Pratik Kız Sanat Okulu Çocuk Gelişimini okuyan Betül Yüksel, sonrasında 5 yıla yakın özel bir şirkette halkla ilişkiler ve müşteri hizmetleri departmanında çalıştı. Evli ve 2 oğlu olan Betül Yüksel, Sivaslı olmasından dolayı kendini sıcakkanlı biri olarak tanımlıyor.
Türkiye’de alışık olduğu, özlediği lezzetleri Toronto’da göremeyince hayatında ilk defa çiğ köfte yapan Betül Yüksel, “Çiğ köfte bulgurunun ne olduğunu bilmiyordum ve burada öğrendim. Burada hep özlediğimiz lezzetleri kendimiz yapmaya çalışıyorduk. Bundan 9 sene öncesinde malzemeleri alabileceğimiz bir, iki yer vardı. Oralardan ürünleri tedarik edip kendi ihtiyacımızı gidermek adına ben çiğ köfte yapmaya başladım. Biraz da maddi anlamda da sıkıntılar da yaşayınca açıkçası çiğ köfteyi satabilir miyiz düşüncesine girdik” dedi.
‘ÇİĞ KÖFTE YAPARKEN ACEMİLİĞİMİZ ÇOK OLDU’
Çiğ köfteye dair geçmişinde herhangi bilgisinin olmadığını dile getiren Betül, “Çok fazla denedik, yaptık, olmayınca çöpe attık. Olanları tattırdık. Hatta bir keresinde yanlış bir bulgur kullanmamızdan kaynaklı misafirlerimize çiğ köfteyi olmamış şekilde yedirdik. Yani hiçbir şekilde bilgimiz olmadan, tamamıyla kendi ihtiyacımızı, özlemimizi gidermek adına evde başlattığım çiğ köftemi yakın çevreme, arkadaşlarıma, dostlarıma tattırdıktan sonra böyle bir ürünün piyasası oluşabilir mi diye düşünürken bir sosyal medya hesabı açtım” diyerek şu ifadeleri kullandı:
“Bırakın satışı, yapmayla alakalı daha sorunu çözememiştik. Baharatını, bulgurunu, salçasını, yağını hepsini ayrı ayrı yerlerden tedarik edip sadece yapmaya başladım. Instagram hesabı açıp oradan duyuru yapıyordum ve duyuruyla insanlar benim evimden gelip çiğ köfteyi alıyorlardı. İlk başlarda o kadar güzel güzel bir etkileşim oldu ki. 'Toronto'da çiğ köfte mi satılıyor? Mekânınız nerede, yeriniz nerede?' diye Instagram hesabıma mesajlar gelmeye başladı. Her işte acemilik olduğu gibi çiğ köftede de çok acemiliğimiz oldu. Sağ olsun dostlarımızın geri dönüşleriyle eksiklerimizi gidermeye çalıştık. Evimde kadınlara yönelik organizasyon düzenlemeye başladım. Hepimiz gurbetteyiz ve böyle bir arkadaşlığa ihtiyacımız vardı. Cumartesi günleri 12 kişilik sofralar hazırlayıp kişi başı 25 dolardan bu hizmeti sunuyordum. Yemekler yiyip halaylar çekiyorduk ve insanlar ayrılıyordu. Bir ay bu şekilde devam etti ve sonrasında programıma katılan insanlar giderken çiğ köfte aldılar. Onlardan yiyenler sipariş verdi. Derken evde bir küçük tepside yaptığım 6 kiloluk çiğ köfte yerini haftalık 60 kiloya bıraktı. Apartman dairesinde üretime başlamış oldum.”
'İKRAM EDİLDİĞİNDE ÇOK ŞAŞIRIYORLAR'
"İnsanlar bizden sipariş verdikçe birlikte güzel bir yankı uyandırdık" diyen Betül, “Şu anda Toronto'da hatırı sayılır bir marka niteliğinde artık çiğ köftemizi satıyoruz. Evde yapıp sattığımız dönemde bir Türk bakkalı 'Çiğ köftenizi bakkalımızda satar mısınız?' diye teklifte bulundu. Bir yıla yakın ben bir bakkalda her hafta sonu tepsiyle çiğ köftemi götürüp yabancılara, Türklere dürüm yapıp satmaya başladım. Yabancılar çok meraklılar. Hele de ikram edildiğinde çok şaşırıyorlar. 'Nasıl yani? Siz bunu ücret almadan mı veriyorsunuz?' tepkilerini görünce ben de açıkçası çok şaşırıyordum. 'Ne olacak sanki bir çiğ köfte değil mi' diyordum ama onlar hep bir şeylerin ücretini verip aldıkları için şaşırıyorlardı. Yabancıların geneli beğeniyor ama acı ve baharatlı olması farklı gelebiliyor. Acı seven ve vegan olanlar bağımlısı olabiliyor” bilgisini paylaştı.
Burada yaptıkları çiğ köftede alışık olduğumuz baharat yoğunluğunu daha da azalttıklarını söyleyen Betül, “Baharat, kimyon, sarımsak, acı o yoğunluğunu biz çok azalttık. Buradaki insanlar bu haliyle daha çok sevdi. Buraya çok öncesinde yerleşmiş insanlar ve yeni nesil çok baharatlı sevmiyorlar. Biz çok yumuşattık, baharatını ve acısını azalttık. İsteyene ekstra acı sos yaptık. Şu an Türkiye'ye gidenler bile çiğ köftemizi özlüyor. Bu hale gelene ve çiğ köfteyi herkese tattırana kadar girmediğim yer kalmadı. Türk topluluğunun düzenlediği konserler, organizasyonlar oluyordu. Buralara da gittim. Onların kucaklayışı, bizi destekleyişi, onlarla aynı çatı altında bulunmamdan kaynaklı gurur duymaları beni çok mutlu etmişti” ifadelerine yer verdi.
‘ÇOCUKLARIMI AÇ, SUSUZ YATIRDIĞIM ZAMANLAR OLDU’
"Biz Toronto'ya geldiğimizde Türk restoranları sayılıydı, mağazaları, marketleri her şeyi çok sayılıydı" diye konuşan Betül Yüksel, “Bir üründen gerçekten güzel bir yere gelme noktasında birçok kadına, aileye, yeni gelen insanlara örnek olduğumuzu hep onlar söylüyorlar. Bu beni çok mutlu ediyor. Çiğ köfte bize burada can oldu. 3 yıldır kendi bakkalımızı işletiyoruz. Bakkalımızda evinden sarma yapan, mantı yapan, içli köfte yapan kadınlar var. Tezgahımda onlara yer verdim” diyerek şunları söyledi:
“Bunlar işin güzel yanlarıydı ama aç kaldığımız, yorgunluktan artık yataklara sızdığımız, çocuklarımı aç, susuz yatırdığımız zamanlar da çok oldu. Kızım 6 aylıktı ek gıdaya geçtiğinde, çiğ köfte vermiştim. Çiğ köfte yapımımız çaresizlikten çıktı. Yılbaşında insanların eğlencelerine tepsi tepsi çiğ köfte dağıtırken o yorgunluklarımı hiç unutmuyorum. Sabır, umut, istikrar bu günlere geldik. Eşim çok kıymetli. Bu noktada bana çok destek verdi. Biz ailece bu işin peşinden koştuk. Yani bir çiğ köfteyle nereye varılır deyip çok önemsemeyen insanlara biz burada güzel örnek olduk.”
'BİN KİŞİLİK DAVETE 100 TEPSİ ÇİĞ KÖFTE HAZIRLADIK'
Şu anda bakkallarında en çok tercih edilen çiğ köfte dürüm olsa da kendisinin yeni şeyler denemekten korkmadığını dile getiren Betül, “Ben her ürüne şans verdim. Mesela evimden tost makinesini götürdüm. Bakkalda sattığım ekmek kaldıkça tost yapıp satmaya başladım. Şimdi tost da çok güzel gidiyor. Küçük bir su ısıtıcım var, çay satalım diyorum. Yani ne yapmak istiyorsam hemen onu deniyorum. Bu yenilikleri de sosyal medya hesabımdan paylaşıyorum. Çiğ köfteye hasret kalan çok insan var” diye konuştu.
"9 yılın sonunda belki Türkiye'de lüks olabilecek şekilde evimiz, arabamız, işimize yatırımımızı yaptık" diyen Betül, “Oldukça iyi bir kazanç sağlıyor ve bu kazancımızı farklı bölgelerde olacak şekilde yeni yerler açıp işletmeyi düşünüyoruz. Bu arada büyük doğum günü, düğün, organizasyonlara gibi yerlere tepsiyle çiğ köfte servis etmeye de başladık. Geçen hafta bin kişilik davete 100 tepsi çiğ köfte hazırladık. 'Bir çiğ köfte bu kadar iş yapar mı' demeyin. İnsanlar artık ürünlerden ziyade ürünün servisine, hizmetine, esnafına, ticaretine bakıyor. İşletmemizin de en büyük kazancı güven. Ben çiğ köfteyi çok farklı şekillerde servis etmeye çalıştım. Suşi tarzında yaptım. Karalahanaya, pastırmaya sardım, üzüm yaprağına sardım. Avokadolu da servis ettim. Bu kadar yakışacağı hiç aklımıza gelmezdi. Şimdi müşterilerimiz avokadosuz çiğ köfte yemiyorlar ki ben avokadoyu burada yedim. Böyle olunca sunumlarımız çok dikkat çekti” dedi.
‘CEBİMDEN ÇİĞ KÖFTE ÇIKARACAK DURUMDAYIM’
Toronto Çiğ Köfte’nin şu an Kanada'da memleketine hasret duyan, özlem duyan, annesini, babasını ya da çocukluğunu özleyenler için bir durak noktası haline geldiğini dile getiren Betül, “Buraya geldiğinizde Toronto Çiğ köfte nerede derseniz 10 Türk'ten 9'u çok rahatlıkla biliyordur. Çok gurur verici bir şey. Her gittiğim yere çiğ köftemi vakumlayarak götürüyorum. Her özel yerde çiğ köftemi paylaşıyorum. Yani bebeğim gibi, insanlar her an 'Abla çiğ köfte var mı?' dediğinde cebimden çiğ köfte çıkaracak durumdayım. Ancak elbette hiç kolay olmadı. Buralarda iyi olmalıydık. Gurbetteyiz, akraba yok, anne, baba yok, çocuklar küçük, çalışmak zorundayız. Ben temizliğe de gittim, restoranlarda işe de gittim, eşim de aynı şekilde. Zor şartlarda çalıştığı için iki defa fıtık ameliyatı oldu. Yani bazı bazı bedeller ödendi ki bu güzel sonucu aldık diyorum” diyerek sözlerini şöyle noktaladı:
“Burada sadece çiğ köfte yapıp satmıyoruz, aynı zamanda sosyal medya hesaplarımızdan taze ve yeni gelen ürünleri de gurbetçilerle paylaşıyoruz. Buranın muhtarı gibiyim. Türkiye'den gelen birçok ürünü hemen toptancısından alıp Instagram hesabımdan duyuruyorum. Mesela şu ara balık çok gündemimizde. Hamsinin kilosu 40 dolara kadar çıkıyor. Durumu olanlar 'Memleketimden hamsi gelmiş, parasına bakmam' diyor. 'Hamsinin fiyatı bu kadar olur mu' diyen de var.”