TS-1400 motorunun ilk olarak bir sivil havacılık helikopteri olan Gökbey’de kullanılacağı için sertifikasyona tabi bir ürün olduğunun altını çizen Doğan, şöyle devam etti:
“Biz bu sertifikasyona CS-E diyoruz. Bu hem bu ürünün geliştirilmesini zorlaştıran ama aynı zamanda ürünü çok daha farklı bir klasmana çıkaran bir gereklilik. TS-1400 motoru içerisinde bu sertifikasyonun sağlanması için birçok farklı alt sistem bulunuyor. Motorun içerisine giren ve çalışmasını etkileyecek, mikrometre çaplarındaki toz partiküllerini ayıran bir sistem mevcut mesela.
Aynı zamanda motorun -40 derece gibi çok zor şartlarda çalışmasını sağlayabilecek buzlanma önleme sistemi gibi sistemler mevcut. Bu gibi sistemler bir gereklilik olarak ortaya konulsa da ürünü çok daha farklı bir noktaya getiriyor.”
Ülkemizin savunma sanayii ürünlerine dair son yıllarda yaptığı atılımı hatırlattığımız Kadir Doğan’a, TS1400 motorunu üretmenin Türkiye’ye ne gibi kazanımlar sağlayacağını soruyoruz:
“İşin belki de önemli kısmı üretim teknolojileri kısmı. TEI’nin bu proje ile kazandığı ve uyguladığı çok kritik bazı üretim teknolojileri bulunuyor. Tek kristal yapıda döküm ve katmanlı imalat gibi alanlarda ciddi teknolojiler kazanıldı ki bu dünyada bu alandaki en üst seviyedeki üretim uygulamalarıdır. TS-1400 ile kazanılan bir diğer yetenek ise test ve altyapı kabiliyetleri oldu.
TS-1400 projesinin sadece bir motor geliştirme işinin ötesinde, Türkiye için çok kritik bir teknoloji kazanımı olduğunu düşünüyorum. Bu kazanımla Türkiye, gaz türbinli bir motoru bir fikir olarak ortaya koyup tasarlamış olacak.
Bu da şu anlama geliyor; bundan sonraki süreçte yeni hedefler turboprop ve turbofan gibi motorları geliştirmek için ciddi bir altyapıya sahip bir ülkeyiz… Hatta TS-1400’ün çekirdek motoru üzerine bu motorların geliştirilebilmesi bile mümkün. Bu nedenle aslında TEI sadece bir turboşaft motoru geliştirmiyor, bir motor ailesi geliştirmek için altyapı oluşturuyor.”
Savunma Teknolojileri Analisti Kadir Doğan, Gökbey ve ATAK’ta kullanılacak her iki motorun da TS1400 olduğunu ancak iki üründeki motorların ciddi farklılıklar gösterebileceğini söyledi.
Bunun temel sebebinin ATAK helikopterinin çok daha farklı isterlere sahip olmasından kaynaklandığını belirten Doğan, sözlerini şöyle tamamladı:
Hem seyir hızı, hem uçuş zarfının ve çevresel şartların farklılığı hem de manevra kabiliyeti gibi bir çok farklı karakteristik söz konusu. Bu nedenle bazı tasarımsal değişiklikler yapılması söz konusu ancak Gökbey için geliştirilen TS-1400, daha önce belirttiğim sertifikasyon şartlarına tabi iken ATAK için geliştirilende böyle bir durum söz konusu değil.
Bu sebeple ATAK’ta kullanılacak motor için entegrasyon ve geliştirme süreçlerinin daha hızlı ilerleyeceğini söyleyebiliriz. Tüm bu sebepleri alt alta koyduğumuz zaman ATAK için biraz daha beklemek gerekebilir.
ATAK helikopterinin Pakistan ve Filipinler gibi ülkelere ihracata söz konusu. ABD’den tedarik edilen ve halihazırda bu helikopterde kullanılan LHTEC-T800 motorunun ihracatı önünde ABD çeşitli engeller çıkarıyor.
ATAK için TS-1400 entegrasyonu ile bu engeller de ortadan kalkmış olacak. Bu sayede ATAK başta olmak üzere, Gökbey ve ATAK-2 gibi platformlarında ihracatı konusunda herhangi bir engel kalmayacak.”