İlk Kez Göz Gözeyiz
Kitapçıda, arka raflardan birinde vasat bir kapağı, basit de bir ismi olan ince bir kitap alıyorum elime. İçini açıyorum; yazı fontları büyükçe, gözlerimi yormayacak gibi. Adetim üzere kokluyorum.
Hmmm . . . Güzel . . .
Yine de bir şey var; o anda anlamlandıramadığım tuhaf bir ürperti üstümde. Önce, ön yargıyla avuçlarımın arasına aldığım kitabı evirip çevirerek karıştırırken, sonra neden bu kitabın çok satanlar rafında değil de geride kalanlar, hatta tek başına oracıkta duranlar arasında bulunduğunu keşfetme merakı peydahlanıyor içimde.
Bakalım neler yazdın yazar . . .
Ortasından açıp, okumaya başlıyorum . . .
Bir sayfadan ötekine ve sonra ötekine geçiyorum . . .
“Haydi çıkalım, gidip bir şeyler yiyelim” diyor sevgilim, kitabı bırakıyorum yerine. Köşeyi dönüp kaybolmadan arkamı dönüp kısacık bakıyorum . . .