Milano’da Duomo Katedrali’nde gerçekleşen ve Youtube üzerinden canlı yayınlanan Andrea Bocelli konseri ne kadar hayal kırıklığıysa, Lady Gaga’nın koordine ettiği, Jimmy Fallon, Jimmy Kimmel ve Stephen Colbert’in sunduğu ‘One World: Together at Home’ (‘Bir Dünya, Evde Hep Beraber’) TV konseri de o kadar büyük hayal kırıklığıydı.
Evet, Lady Gaga harika bir şey yaptı, büyük firmalardan 35 milyon dolarlık bir bağış topladı bu konser öncesinde.
Koronavirüs salgınında sağlık çalışanlarına ve araştırmalarına destek olabilmek için.
Ama günümüzün ‘Live Aid’i olmasını beklediğimiz bu konserin hepimize moral vermesi gerekiyordu.
Oysa onlarca ünlü isim güzel evlerinde en depresif şarkılarını seslendirmeyi tercih etti. Acıklı, eski şarkılarla nostalji yaparken sevdiğimiz müzisyenlerin çoğu detone oldu, çıplak seslerinin aslında ne kadar da sıradan olduğunu gördük.
Son derece didaktik videolarla ve mesajlarla dolu konserin Live Aid gibi bir enerjisi yoktu. Ne espri, ne eğlence vardı, ne de zevkle izlenebilirdi.
Jennifer Lopez’in playback yaptığı hissini uyandıran ‘People’ şarkısından önce söylediği ‘Bu zamanda tek bir şey fark ettim, o da birbirimize ne kadar çok ihtiyacımız olduğu’ cümlesi güzeldi.
Keith Urban’ın ‘Higher Love’ şarkısını iki ayrı dijital görüntüsüyle yan yana söylemesi ve şarkının sonunda eşi Nicole Kidman’ın kadraja girip onu öpmesi tatlıydı.
En iyi performans kesinlikle Mick Jagger ve Rolling Stones’un ‘You Can’t Always Get What You Want’ adlı şarkısıydı.
Gecenin finalinde 22 yıllık bir Celine Dion ve Andrea Bocelli klasiği olan ‘The Prayer’a konserin organizatörü Lady Gaga’nın da katılmasını gereksiz bulanlar, Lady Gaga’yı narsizmle suçlayanlar bile oldu. Oysa Lady Gaga bu konseri para toplamak için değil, hepimizin bir olduğunu göstermek, sağlık çalışanlarına hizmetlerinden dolayı teşekkür etmek ve birbirimize moral vermek için yaptıklarını, sadece keyifle izlememizi istediklerini söylemişti.
Gecenin başında ise “Neden olduğunu bilmiyorum ama hep insanları mutlu etmek istiyorum” demişti Lady Gaga.
Bu konser ne kadar iyi niyetli yapılmış olsa da bu kadar sevilen ünlü isimle çok daha enerjisi yüksek ve izlenebilir olabilirdi. Milyonları ekrana kilitleyen bir fırsat daha kaçtı.
White Cube’dan 11 milyon liralık bağış
Londra’nın önde gelen sanat galerilerinden White Cube, sanatçısı Harland Miller ile birlikte bir yardım kampanyası başlattı.
Penguin yayınevinin kitap kapaklarını hicivle birleştiren resimleriyle tanıdığımız Harland Miller’ın ‘Who Cares Wins’ temalı imzalı baskıları tam 250 adet üretildi.
Bu sınırlı sayıdaki edisyonlar 5000 sterlinden (yaklaşık 43 bin 210 TL) satışa sunuldu, 250 adet edisyon çok kısa sürede satıldı. 1.25 milyon sterlin (yaklaşık 11 milyon TL) toplamak amacıyla başlatılan yardım kampanyası duyurulduğu andan itibaren, 24 saat bile geçmeden amacına ulaştı.
White Cube galerisi ve Harland Miller, elde edilen tüm gelirle İngiltere’de National Emergencies Trust, New York Community Trust ve Hong Kong’daki Hands On adlı yardım kuruluşlarına bağış yapıyor.
Dileyelim, böyle zor günlerde bizde de çağdaş sanatçılar ve sanat galerileri bu kadar duyarlı olsun.