İzmirliler, taş ocaklarının kapatılması ya da çevreyi kirletmeyecek şekilde çalışması için gerekli tedbirlerin alınmasını beklerken, son yıllarda onlarca yeni taş ocağının açılmasına onay verildi.
Andezit, bazalt, kil ve kalker ocağı ile kırma ve eleme tesisleri şeklinde verilen bu izinler, İzmir’i bir taş ocağı kentine çevirdi.
Seferihisar, Bergama, Kemalpaşa, Menemen, Buca ve Yeni Şakran’da taş ocağı izni için “Çevresel Etki Değerlendirme’ye (ÇED) gerek yoktur” kararları verildi.
Buca’da izin verilen bölge, orman alanında yer alıyor. Yılda 275 bin dinamit patlatılmasına rağmen, ormanın zarar görmeyeceği yönünde rapor çıktı.
Şakran’da taş ocağı için izin verilen alan, şehir merkezine sadece 250 metre uzaklıkta.
Güzelhisar Mahallesi’nde yıllık 500 bin ton kapasiteli andezit-bazalt ocağı için “ÇED gerekli değildir” kararı alındı.
Milyonlarca ton taşı kırma ve eleme kapasitesine sahip olan bu tesislerin pek çoğu da orman arazisi içinde yer alıyor.
İşin daha da vahimi, çevrelerinde verimli tarım arazileri ile zeytinlik alanlar bulunuyor. Maden sahalarının çok büyük bir bölümü de su havzalarını koruma bölgelerinde...
Bu konuyla ilgili olarak önemli bir gelişme yaşandı.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İzmir ve Manisa’nın 1/100 binlik planlarında önemli değişiklikler yaptı. 10 Nisan’da onaylanan plan değişiklikleri, 26 Nisan ile 25 Mayıs günleri arasında, itirazlar için askıda olacak.
28 Nisan’da yayımlanan yazımda, bu değişikliklerin sanayi tesisleriyle ilgili bölümüne yer vermiştim.
Yeni planlarda su havzaları ve maden faaliyetleriyle ilgili de önemli bir madde yer alıyor.
Söz konusu maddede; içme ve kullanma suyu kaynaklarının mutlak, kısa ve orta mesafeli koruma kuşaklarında madencilik faaliyetlerine izin verilemeyeceği belirtiliyor.
İçme ve kullanma suyu kaynaklarının uzun mesafeli kuşaklarında ise, koruma alanının yatay olarak ilk 3 kilometre genişliğindeki kısmında galeri yöntemi patlamalar, kimyasal ve metalurjik zenginleştirme işlemlerinin yapılamayacağı açıkça ifade ediliyor.
Kirlilik oluşturmayacağı bilimsel ve teknik olarak belirlenen, ÇED yönetmeliği hükümlerine göre uygun bulunan ve atıklarını havza dışına çıkaran veya geri dönüşümlü olarak kullanabilen madenlerin çıkarılması da çok özel şartlara bağlanıyor.
Su havzalarının uzun mesafeli kuşaklarında; sağlık açısından sakınca bulunmaması, mevcut su kalitesini bozmayacak şekilde çıkarılması, faaliyet sonunda arazinin doğaya geri kazandırılarak terk edileceği hususunda faaliyet sahiplerince bakanlığa noter tasdikli yazılı taahütte bulunulması şartıyla izin verileceği vurgulanıyor.
Ayrıca, İzmir’e içme ve kullanma suyu temin edilmesi amacıyla İZSU tarafından belirlenen yüzey ve yeraltı su kaynakları, içme ve kullanma suyu kaynakları ile içme ve kullanma suyu rezervuarlarının koruma alanlarında yapılacak, sürdürülecek madencilik faaliyetlerinde İZSU su havzaları koruma yönetmeliği hükümlerine uyulması zorunluluğu getiriliyor.
İzmir’i bir maden kentine çeviren izinler, bu plan kararlarıyla önlenebilir.
Söz konusu içme suyu olunca, diğer faaliyetler doğal olarak teferruat olarak kalıyor.
Planın maddelerinin uygulanıp uygulanmadığını takip etmek, çocuklarına temiz su içirmek isteyen herkesin görevi...