Melih Aşık

Melih Aşık

m.asik@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Dün sabah Ankara’daki patlamayı duyunca Oslo toplantısındaki şu diyalogu anımsadık:
Sabri Ok (PKK):
- Bizim güçler her tarafta var onu söyleyelim. Türkiye’nin her tarafında var. Karadeniz’de de var Toroslar’da da var...
Afet Güneş (MİT):
- Biliyoruz metropolleri de doldurdunuz bu arada patlayıcılarla doldurdunuz.
* * *
MHP lideri Devlet Bahçeli, son basın toplantısında soruyordu:
“MİT eski müsteşar yardımcısının (Afet Güneş) dile getirdiği, metropollere PKK tarafından yerleştirilen ve vatandaşlarımızı vahşice öldürmeye ayarlı bombalar hangi şehirlerimizdedir? Bu konuda bir tedbir alınmış, failler yakalanmış mıdır?”
* * *
İktidardan cevap gelmeden Ankara’dan patlama sesi geldi.
Sağduyu sahiplerince çok söylendi bir kez daha tekrarlayalım...
Terör örgütü silah bırakmadan ne açılım yapılır, ne görüşme, ne temas...
Bu koşullarda Anayasa da değiştirilmez. Yapılacak her iyileştirme taviz anlamına gelir; silahlı örgüt ne verseniz bir fazlası için mücadele eder. Arada olan kim vurduya giden günahsız insanlara olur...

Haberin Devamı

Bir zamanlar özerkti
TRT Haber’in dün öğle vakti “45 Dakika” programını izliyoruz... Hülya Hökenek sunuyor... Konuklar Star gazetesinden Doç. Berat Özipek ile AKP Kütahya Milletvekili Prof. İdris Bal...
Herkes iktidar çizgisinde konuşuyor.
O kadar ki bir ara Hülya Hanım İdris Bey’e hitap ederken:
- İktidardayız, deyiveriyor... Sonra düzeltiyor..
“Yani iktidardasınız İdris Bey”...

Eksik özür!
“Önceki Bakanımızın 55 bin öğretmen alacağız, sözünü yerine getiremediğimiz için özür diliyorum. Kaynaklarla azami kadro ancak bu kadar olabildi.”
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, önceki gün yeni öğretim yılının açılışında aynen böyle dedi. Adına özür dilediği “önceki bakan” bilindiği üzere Nimet Çubukçu.
İyi de o sözü veren yalnızca Nimet Çubukçu muydu? Tarih 13 Aralık 2010... Başbakan 2011 Yılı Bütçe konuşmasını yaparken konu eğitime geliyor:
“2011 yılında başta öğretmen ihtiyacı olmak üzere eğitim öğretim hizmetleri sınıfı ile diğer hizmet sınıflarındaki ihtiyaca yönelik atamalarda kullanılmak üzere 55 bin adet personel alımı planlıyoruz.”
Kaynaklarınızın ne olduğunu... O kadar atamaya imkân vermediğini bile bile bol keseden vaatte bulunacaksınız. İnsanları umutlandırıp oylarını alacaksınız... İş bittikten sonra... Kuru bir özürle kurtulacaksınız... Oh ne âlâ memleket... Ne âlâ seçmen...

Haberin Devamı

Dink cinayeti
Hrant Dink davasının 20. duruşmasında savcı 86 sayfalık mütalaasını sundu...
Dink suikastini, ortada bağlantı bulunmamasına rağmen, Ergenekon’a bağladı.
Dink ailesi ve avukatları, soruşturma eksik bırakıldığı için mahkeme salonunu terk etti.
Ergenekon üyeliğiyle suçlanan Nedim Şener arkadaşımız, yazdığı iki kitapta Dink cinayetinin üstündeki örtüyü kaldırmıştı.
Ama sonunda cinayeti işleyenlerle aynı örgütün üyesi yapıldı. Ne adalet!


Sondaj
Kıbrıs Rum Kesimi Noble Energy adlı Amerikan şirketiyle anlaştı. Arkasına Yunanistan ile İsrail’i aldı. Doğalgaz sondajlarına başladılar. Biz “İzin vermeyiz.. Donanmayı yollarız.. Uçakları uçururuz... Sondaj kulesini yıkarız...” derken birden yelkenleri suya indirdik. “Biz de sondaj yaparız olur biter” demeye başladık.
Ali Sirmen hatırlattı...
Nasrettin Hoca’nın heybesini çalmışlar... Hoca pazar yerinde esip gürlermiş:
- Heybemi çalan getirsin, yoksa ben yapacağımı bilirim.
Heybe gelmemiş. Hoca’ya sormuşlar:
- Ne yapacaksın?
- Hiiç, demiş, eski bir kilim var onu bozup heybe yapacağım.
* * *
Onur Öymen anımsatıyor:
- Kıbrıs Rumları Rusya’dan S 300 füzeleri almıştı. Diplomasi yoluyla tabii gereken gözdağını da vererek durdurduk. Bu hükümet petrol aramasını durduramadı.
Desteksiz atmak yerine diplomasinin gücünü kullansa idik başarılı olabilirdik.

Haberin Devamı

Soru: İstanbul’u hiç bilmeyen bir taşralının bile artık gayet aşina olduğu yerler nereler?
Yanıt: Silivri, Hasdal, Metris, Beşiktaş, Taksim, Galatasaray Meydanı...
Haldun Ertem

Kayın...
Düşün Yazıları adlı dergide, Aydın Özçelik “kayın ağacı” ile, kayın peder, kayın valide, kayın birader kelimeleri arasında bir ilişki kurmuştu... Okurlarımız sözcüğün doğru kökenini anımsattılar...
Kayın peder, kayın valide, kayın birader kelimelerindeki “kayın” kelimesi Arapça Kâim (Ayakta duran; yerine geçen, onun adına görev yapan) kelimesinin dilimize uydurulmuş biçimidir. Bu deyimlerin aslı kâim peder, kâim valide, kâim birader şeklindedir. Kayın valide: “Anne yerine geçen”, kayın peder “Baba yerine geçen”, kayın birader “Kardeş yerine geçen” anlamında kullanılmıştır. Kaymakam kelimesi de aynı şekildedir. Onun da aslı “Kâim makâm” (Devletin en büyük mülki âmiri adına ilçede görev yapan mülki âmir)dır.

Cem Vakfı Başkanı Prof. İzzettin Doğan, “Türkiye laik görünümlü Sünni devlet” demiş.
Yani aynen “Mersedes görünümlü Şahin!”
Fahrettin Fidan

İki cins koyun vardır, birincisi otla beslenir, etinden, sütünden,
yününden ve derisinden faydalanılır, diğeri makarnayla beslenir, onun sadece oyundan faydalanılır, başka işe yaramazlar...
Arman Salepci