Geçen gün Lucca’da Cem Mirap’ın doğum günü yemeğinde İstanbul Tour Studio’nun kurucusu Sinan Sökmen’le yönetmen Alphan Eşeli masada hararetle boks konuşuyor, ben de kendimi tutamayıp aynı heyecanla sohbete katılıyorum. Vogue Türkiye Yayın Yönetmeni Seda Domaniç şaşırıyor, “Senden hiç beklemezdim” diyor. Oysa o sırada Sinan’ın anlattığı Haliç’teki The Last Round adlı dövüş kulübünü nasıl merak ediyorum, anlatamam.
Kimyamız tuttu
Her şey yazın, sağlıklı yaşamın kalbi Los Angeles’ta tatilde başladı. Pilatesteki azmimi fark eden Kanadalı hoca Sam Cotrone, içimdeki cevheri gördü. Beni önce baleye yönlendirdi, baktı benden bir balerin çıkma ihtimali sıfırın da altında, “Bir de boks mu denesen?” dedi. İşte hayatımı değiştiren Meksikalı Alex’le böyle tanıştım. Usta boksörleri ve aksiyon filmleri için Hollywood yıldızlarını yetiştiren Gold Gym’in 25 yıllık hocası.
Daha ilk derste “Kick boks, Thai box onlar faso fiso, gerçek boks öğreteceğim sana” dedi. Aralarda heyecanlanıp İspanyolca konuştu, benim Türkçe cevap verdiğim bile oldu. Ama her nasılsa kimyamız tuttu. Bana hayatta ilgimi çekeceğinin aklımın ucundan bile geçmeyeceği boksu çok sevdirdi. “Kadınlar daha çok seviyor zaten, erkekler daha kolay pes ediyor” dediğinde inanmadım.
16 oz’luk ödünç eldivenlerle yaptığım birinci dersin sonunda “Tamam mı, devam mı?” dediğinde anladım, haklıydı. “Devam” cevabımı duyunca, “O zaman git, kendine 14 oz’luk eldivenler al” dedi. İkinci dersi bekleyene kadar Amazon.com’da renk renk, marka marka eldivenler arasında kayboldum. Bağcıklı mı olsun, cırt cırtlı mı olsun, pembe mi olsun altın rengi mi falan derken ilk eldivenlerimi aldım.
İkinci ders 14 oz’luk eldivenlerle bir türlü rahat edemedim, “Ödünç eldivenler daha iyiydi” diye söylendim. Arada da “No pain, no gain” gibi Rocky’den alıntı cümleler kurdum. Artık hocayı ne kadar yorduysam, sonunda “En iyisi değiştir eldivenleri, 16’lık al” dedi. “Daha ağır olacak, daha çok zorlayacak ama istediğin buysa tamam” diye ekledi. İkinci dersin sonunda lakabım “Million Dollar Baby”ye çıkmıştı.
İlgi alanlarım değişti
“Las Vegas’a bile gidersin bu gidişle dövüşmeye” diyordu Alex. 1 saatlik yetmiyor, 2 saatlik dersler yapıyor. Eldivenleri çıkardığım anda da deli gibi ip atlıyordum, çocukluğunda bile ip atlamamış biri olarak. İlgi alanlarım bile değişti, Instagram’da dövüş kulüplerini, boksçuları takip eder oldum.
Bir de eldiven olayına feci sardım. Hayatımda hiç duymadığım markaları öğrendim. Kendi eldivenlerime Hollywood etkisiyle “Golden Globes”dan esinlenme “Golden Gloves” diyor, hocanın gözünün içine bakıyordum. Torbaya vurmamı istediğinde ise inatla “Hayır, ben karşımda torba değil, canlı bir rakip istiyorum” diyordum. Boks terminolojisine İspanyolca ve İngilizce hakim oldum.
İstanbul’a dönünce nerede devam edebilirim diye düşünüyordum. Evet, tek değildim, benim gibi boks seven birçok kadın vardı, Instagram’dan takip ettiğim, Ayşe-Elif Boyner, Sedef Orman, Nazlı Çelik gibi. Herkes Bujin Fight Club’a gidiyor, Burak hocayla çalışıyor. Ama trafiği de hesaba katıp eve yakın seçenekler aradım. Şansıma Topağacı’nda iki salon çıktı; biri One Way, diğeri Zeropoint. Ben One Way’de Fatih Aytaç Uyar’la tanıştım. Sabahları suyuma gidip, eldivenleri takınca içimden çıkan şeytana tahammül edip bir yanlış yumruğa hedef olmamak için büyük mücadele verdi ama arada beni her hocanın çekmeyeceğine dair lafları esirgemeyerek.
Contemporary Istanbul’da “Koleksiyonerlerin Hikayeleri” sergisini gezerken Cem Yılmaz’ın koleksiyonundan Ron English’ın “Everlast” eseri önünde kaldım. Boks eldiveninin tamamı beyinden yapılmış, bir tek Everlast logosu olduğu gibi duruyor. Artık algıda seçicilik mi bilmem...
Siz de deneyin
“Baleye niyet, boksa kısmet” gerçeğini kabul ettiğimden beri, günümüzde stres kat sayısı bu kadar artmışken stresle baş etmek için daha iyi bir yöntem düşünemiyorum. Çünkü boks sırasında tamamen konsantre oluyorsunuz, hiçbir şey düşünemiyorsunuz, gözünüz telefonunuzu da görmüyor, başka hiçbir şeyi de... O sırada top atılsa duymayabilirsiniz, tamamen karşınızdakinin hareketlerine göre hareket ediyorsunuz. Tangonun seksi ve romantik değil de, daha vahşi ve öfkeli hali gibi.
Bu kadar çok insan yanılıyor olamaz. Hâlâ denemediyseniz, bir deneyin derim. Hem giderek artan gerginlik ve öfkeyi mimimuma indirmek için hem de gerekirse kendinizi koruyabilmek için... Gönül ister hepimizin içinden kuğu gibi balerinler çıksın, ama devir itibarıyla imkanlar sınırlı, acı yok Rocky!