Beşiktaş için Avrupa'ya çıkış vizesinin kupadan geçtiğini cümle alem biliyor, çünkü klasman yapmasının bu tabloda garantisi yok!
Göztepe ligimizin flaş ekiplerinden, ne zaman, ne yapacağı belli olmaz! Yani böylesi bir rakip karşısında riske girilmez. Sahada eksik kalmamak, bir numaradır bu oyunda! Ne var ki Tayyip Talha bunun farkında değil! Bak kardeş, kritik bir bölgede oynuyorsun, yani son adamsın, kızardın, Kartal'ın tura vedasına davetiye çıkardın. Romulo'nun frikik golü, rakibin iştahını kabarttı. Göztepe ikinci yarıdaki baskılı oyunuyla, golleriyle, tur bileti alarak evine döndü.
Aslında her şey ne güzel başladı, Kartal oyunu tek kaleye çevirdi, ürettikçe üretti, kaçırdıkça kaçırdı, yani oyunu domine etti. Üretilen ve de kaçırılanları saymayacağım, bir de direkten dönen top var ilk yarıda. Neyse ki usta Rafa Silva var, 30'da Muçi'ye yaptığı asisti herkes gördü, akıl dolu bir pas. Muçi de harika bir vuruşla Arda'yı nihayet avladı!
Eee, bu oyunda eksik kalmak, stres ve paniği de birlikte getirir! Nitekim,
Semih Kılıçsoy daha 19 yaşında... Geçen sezonki performansıyla her kesim tarafından 'yıldız' adayı olarak gösterildi, ben de dahilim. Öyle ki, Beşiktaş'ta efsane olan Nihat Kahveci'ye çok benzettik Semih'i. Özellikle kalçadan çıkardığı şutlarla hep onu hatırlattı bize.
Ne var ki, şu sıralarda eski günlerini aratıyor bize Semih! Bu düşüşte elbette bazı faktörler yok değil, örneğin sakatlıklar ve maç eksikliği.
Gelibolu'da bir dostum var, İbrahim Ablay... Beşiktaş sevdalısıdır, ama öyle körü körüne değil, fanatizmden uzaktır. İyi bir spor izleyicisidir.
Şu sıralarda Semih Kılıçsoy'a çok sitem ediyor Ablay:
"Beşiktaş’ta ilk forma bulduğu günlerde çevre kontrolü yapmadığı, başını önüne eğip önünde kaç kişi varsa geçmeye çalıştığı için çok eleştiriyordum. Sonra ne olduysa sanki sihirli bir değnek dokunmuş gibi doğru işler yapmaya başladı, takımın hem çilingiri hem de golcüsü oldu."
Doğruya, doğru!
Ne var ki Ablay, bu kez ibreyi tersine çevirdi: "Son dönemlerdeki
Beşiktaş’ın derbi 11’i açıklandı, şaşırdık dersek yerindedir. Kartal’ın neredeyse tek golcüsü Immobile yedek, Rafa Silva forvette, partneri ise Mario. ikisi de benzetme yerindeyse ‘çakma’ forvet!
Bu benzetmeye kimse alınmasın, Rafa Silva, Kartal’ın çok özel bir oyuncusu... Tekniğine, futbol zekasına gıkımız çıkmaz, tam bir yıldızdır. Attığı golü gördünüz mü? Orta sahadan aldığı topla soldan indi, vites yükseltti, önce Sanchez’i yatırdı, sağıyla Muslera’nın kapatığı köşeden topu filelere gönderdi. Bu tip zor pozisyonları ancak yıldızlar gole çevirir, yani Rafa Silva gibi.
TFF Başkanı tarafından adeta reesen derbiye atanan Yasin Kol... Frankowski 26’da umut vadeden atakta Muçi’yi indirdi, faul tamam peki sarı nerede? Aynı Frankowski 36’da yine Muçi’yi indirdi, üstelik bariz gol şansı. Kol, sarıyı çekti, kuralı bilmiyor ne yapsın adam acemi? Neyse ki VAR devreye girdi, sarıyı kırmızıya çevirdi!
Ahhh Mert Günok, ahhh! Helal olsun Torreira’ya, yaklaşık 30 metreden nefis vurdu,
Galatasaray-Fenerbahçe derbisine Sloven hakem Slavko Vincic’i getirerek önce kapıyı ardına kadar açıyorsunuz, sonra ‘pat’ diye kapatıyorsunuz!
Bakın, eyy TFF yönetimi, Beşiktaş öyle durup, dururken sizden ‘yabancı’ hakem istemedi. Fenerbahçe-Galatasaray derbisine elin oğlunu siz atamadınız mı? Öyle, ‘birine var, birine yok’ çifte standart politikasını uygularsanız, zaten dibe vurmuş Türk futbolunu bu düşünceyle ayağa kaldıramazsınız!
TFF Başkanı Sayın İbrahim Hacıosmanoğlu, tutturmuş yerli de, yerli! Peki, geçmiş derbiye yabancı hakem atarken, niye yerli de ısrar etmediniz? Eeee ‘yanlış hesap Bağdat’tan döner’ demiş atalarımız, Beşiktaş’a mı geldi bu dönüş! Dönerseniz ki, döndünüz, futbolumuzda yeni bir kaosun yolunu da açtınız, bakalım nasıl kapatacaksınız!
Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, buna sessiz kalmaz, kalmayacak! İlk tepki yine TFF’nin içinden geldi, Başkan Vekili Ceyhun Kazancı istifa etti. Kendisini bu duruşundan dolayı kutluyorum. Görüyoruz ki, istifa kapısı
Günlük yaşamımızda sıkça kullanılan bir deyim var, “Bir dokun, bin ah işit”... Bu deyim şu sıralar Beşiktaş ile müthiş örtüşüyor! Sokakta karşılaştığım Beşiktaş sevdalılarının ağzını bıçak açmıyor, dertliler, kızgınlar, küskünler, geleceğe dair umutlarını kaybetmişler!
Ne yapsınlar, önce Gaziantep, ardından Konya yenilgilerinin mazereti falan olamaz! İki yenilginin faturası önce sahadaki aktörlere, sonra Ole’ye çıkar! Ole’yi bazen anlamakta zorlanıyorum arkadaş! Immobile ve Chamberlain’deki ısrarı anlaşılır gibi değil! Tayyip’ten sağ bek, Joao Mario’dan sol kanat olmaz! Amir’i ısrarla Ole istedi, yedekte oturtuyor, niye? Elan Ricardo adlı bir oyuncu alındı, tribünde oturuyor. Neymiş, ülkemizin iklimine alışamamış! Allah, Allah, böylesini de ilk kez duyuyorum. Farklı bir gerekçe gösterin biz de inanalım!
Efendim, günlerimiz halkın içinde geçiyor, sohbetlerimizin büyük bir bölümü de futbol üzerine oluyor. Yine Beşiktaş sevdalılarının, Galatasaray derbisine yönelik sorularıyla
Beşiktaş, saman alevi gibi, bir var, bir yok! Rakip on kişi kalıyor, golü Konyaspor atıyor, tıpkı Gaziantep yenilgisi gibi! Kartal’ın kazanırken bile takır takır top oynadığını anımsayan var mı? Koca bir ilk yarıya bakın, rakip on kişi kalana kadar, bir gol girişi mi var mı, yok! Niye mi? Bunun temelindeki en büyük faktör, ofansa çıkışlarda yapılan top kayıplarıdır. Bu kayıpları ev sahibi çok iyi değerlendirdi, hücumda çoğalırken, müthiş bin takım savunması yaptılar.
Rakibin bu baskısına Kartal direniş gösteremedi, niye mi? Yanıtı çok basit, fizik - kondisyon efendim kondisyon! Bakın, ev sahibi tüm ataklarını soldan Yusuf üzerinden gerçekleştirdi, atılan her uzun topla savunmanın arkasına buluştu tecrübeli futbolcu, gel de Svensson’u arama arkadaş!Melih Bostan 27’de kızardı, Kartal’ın aklı başına geldi, gelmesine de koca ilk yarıda rakip kaleye sadece üç şut atabildi. Önce Gedson, ardından Chamberlain’ın gol denemeleri direkte patladı, Masuaku uzaktan müthiş vurdu, Deniz tokatladı, savunma uzaklaştırdı.
Kartal’ın yediği gole bakın?
Sakın ola, Beşiktaş'ın yenilgisine kılıf aradığım düşünülmesin! Ancak bizler, yani gazeteciler gerçeğin peşindeyiz, ortada bir adaletsizlik varsa ki var, sesimizi yüksek perdeden veririz, çekinmeyiz!
Zorbay Küçük'ün kokartı kocaman FIFA değil mi? Ne var ki, o kokart ona bir numara büyük geliyor, kim taktıysa oturup düşünsünler!
Beşiktaş özellikle ikinci yarıda iyi mi oynadı, asla! İyi hakem, skor tabelasına etki yapmayan, görünmeyendir! Ancak Zorbay Küçük kararlarıyla skoru etkilemiştir, lamı-cimi yok!
Sayalım mı?
Birrrr... Bruno Viana, Rafa Silva'yı ceza alanında indirdi, Zorbay Küçük, beyaz noktayı gösterdi, tamam. Ancak bariz gol şansı var, buna da kurallar sarıyı değil, kırmızıyı işaret ediyor. Küçük, kuralları da bilmiyor.
İkiiii... Sorescu gördüğü sarı karttan sonra bir süre alkış tutuyor. Bize mi, elbette orta hakeme. Kurallar ikinci sarıdan kırmızı diyor, Zorbay Küçük bundan da bihaber!
Üççç... Immobile'ye ceza alanı içinde topsuz alanda yapılan tutma sonrası
Takke düştü, kel göründü deyimi bizim kulvarda şu sıralarda Galatasaray’la müthiş örtüşüyor! Yani, hataları örten unsurlar ortadan kalkınca, bütün yanlışların ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır! Son maçta 3 gol yemesine rağmen iyi bir performans sergileyen Muslera ve 2 gol atan Osimhen ile biraz da Sanchez dışında elle tutulur bir oyuncu yok.
Her kötü sonucun faturası teknik adama kesilir, bu durum oyunun doğasında var! İdeal kadroyu çıkarırsın tutmaz, oyuncu hamleleri yaparsın, havada kalır, tıpkı Kasımpaşa maçındaki gibi!
Valla, kızmak, darılmak yok, her maçta sürekli hakemlerle uğraşıyorsun, şu performansını acaba takıma ve maça versen, fena olmaz! Oyunu daha iyi okursun, buna göre de hamlelerini yaparsın, ne dersin? Ki, önünde zorlu bir fikstür var, en yakın rakibin bu anlamda senden daha avantajlı konumda. Icardi yok, gol yükü tamamen Osimhen’in omuzlarında, ya sakatlansa, alternatifin var mı, yokkkk!
Mourinho etkisi vizyonda
Belki biraz geç oldu, nihayet Mourinho’nun sistemi oturdu, tıkır-tıkır da işliyor!