AHMET TULGAR Tekirdağ
İki gündür Çeşmeli Apartmanı'nda tencere kaynamıyor. Önceki akşam Aydın Altun, birinci kattaki dairelerinin kapısını açıp apartman boşluğuna "komşular, zengin oldum" diye bağırdığından beri, Çeşmeli sakinleri bu kadar yakınlarına gelmiş, neredeyse onları teğet geçerek Altun ailesinin kapısına dayanmış mutluluk masalına dahil olmaya çalışıyor.
Aydın Altun, altılı ganyandan kazandığı, küsuratıyla 388 milyarı almaya İstanbul'a gider gitmez, kocalarını günlük "sıradan" işlerine yollayan komşu kadınlar Emine Altun'a misafirliğe koşmuşlar.
Aydın Altun, İstanbul'da Jokey Kulubü'nden çekini alır almaz Çorlu'ya, yılların beklentisi enjeksiyonlu otomobilini almaya gittiği için eve dönüşü iyice gecikiyor. Kadınlar, bu gecikmenin tadını çıkarıyor. Bu arada kapı her çalınışta üst kat komşusu Meliha Hanım, "Bir meraklı Melahat daha" diyor gülerek. Nurgül Hanım ise "Ne yapayım, evde duramıyorum" diyor.
Aydın Bey'in 480 bin liralık kuponla, neredeyse 400 milyar kazanması, her halde onlara hem imkan dahilinde, hem de imkansız görünüyor. Ama yine de artık kocalarına, kendi deyimleriyle, "eşek seyrederken" karışmayacaklarmış. Oysa taze zengin Aydın Bey'in altı yıllık eşi, 13 yıllık sevgilisi Emine Hanım, eşine, 100 milyon maaşlı bir benzin pompacısından bir ganyan zenginine dönüştüğü dakikalarda bile yine söyleniyor, 'onun eşek seyretmesinden bıktığını' yineliyormuş.
Bu arada Altun ailesinin sıcak yuvasına ani sevincin yoğunluğunu delerek, paranoya da yavaş yavaş sızmaya başlamış. Emine Altun, artık telefondakilere, "Yanlışlık olmuş, aslında kazandığı para 19 milyar" diyor ısrarla. Belki kendisi bile, kocasının 20 misli oynadığını derinden uç veren bir kaygıyla unutmak istiyor. "Burası küçük yer, ya oğlumu kaçırırlarsa" sözleriyle tedirginliğini dile getiriyor.
Tam bu sırada kardeşinin karısı içeri girip de, "Yine telefonda ne renk
araba aldıklarını sormayı unuttum" diye hayıflanınca kaygısı dağılıyor Emine Hanım'ın.
Ve işte evet, bu kez kapıyı çalan, "Tekirdağ'ın zenginlerinden Aydın Altun."
Biraz zor olsa da konuşmaya ikna ediyoruz:
"Yıllardır geceleri pompacılık yaparken 3 - 4 saat yarış bültenleri üzerinde çalışıp, ertesi gün hazırlanıyorum. Hep tek geçip, az parayla misline oynuyorum. Bu kez de kuponu yatırdıktan sonra kendim de gidip yattım. Uyandığımda üçte üçteydim. Nasıl oldu anlamadan, altıda altı olduğunda kendi kendimi alkışlıyordum. Eşim söylenmeyi bırakmış, sarılıyorduk. Sonra hiç bitmeyen bir baş ağrısı, uykusuzluk, iştahsızlık... Çeki aldığımda bile hala inanamıyordum."
Artık Aydın Bey şehvetle konuşuyor. Olanları paylaştıkça gerçekliğinin arttığını anlamış. Projelerini, alacağı tarlaları, açacağı dükkanları birbiri ardına sıralıyor.
Emine Hanım ve Aydın Bey şimdi yanlarına yedi yaşındaki oğulları Mahmut'u da alıp bir kaç haftalığına tatile çıkmaya yani bir süre ortadan kaybolmaya hazırlanıyorlar.
Bizse Çeşmeli Apartmanı'nı terkederken diğer dairelerdeki ortamı, ilişkileri daha çok merak ediyoruz; sanki bir dairesindeki bu ani sevinç, bu mütevazı ama kendince mutlu apartman için biraz fazla büyük, biraz fazla sert, biraz fazla yersizmiş gibi..