Galatasaray kolay kolay hata yapmaz
Beşiktaş yenilgisinden sonra Galatasaray camiası karalar bağlamıştı. Fenerbahçe ile oynanacak kupa maçından büyük bir çoğunluk ümitsizdi. Tabii Okan hoca herkesi şaşırttı. Dört günde takımını öyle bir hazırlayıp motive etmiş ki, bütün futbolcuların kazanma hırsı en üst seviyedeydi.
Kadroda yaptığı değişiklikler; Muslera yerine Günay'a forma vermesi, sağ bekte Frankowski yerine Kaan Ayhan'ı oynatması, her şeyden önemlisi de orta sahayı üçleyip Lemina, Torreira ve Sara ile bu bölgeyi kontrol altında tutması, forvette Morata'yı oynatmayıp Osimhen, Barış Alper ve Yunus ile kurması, takımın sistemini tamamen değiştirdi.
İlk yarıda maç kopabilirdi. Barış Alper, Torreira ve Sara'nın kaçırdıkları bunun göstergesiydi. Maalesef Mourinho da bizler gibi maçı seyretti. Hiçbir şekilde oyuna müdahale edemedi. Barış, Çağlar karşısında oyunun kilit adamı oldu. Her pozisyonda rakibini geçti, Fenerbahçe'nin sağ tarafını resmen çökertti. Osimhen gezen bir santrfor. Sağa-sola attığı deparlarla Skriniar'ı etkisizleştirdi. Orta sahadan da yardım gelmeyince defans sürekli hata yaptı. Okan Buruk'a Beşiktaş maçı sonrasında birçok eleştiriler vardı. Fenerbahçe derbisinde oynattığı futbolla, oyuncu seçimleriyle maçın kahramanı oldu.
Lemina sakatlandı. Hoca oyundan aldı. Sağ bek oynayan Kaan'ı orta sahaya çekip Frankowski'yi sağ beke monte etti. Yunus yoruldu, ısrar etmedi oyundan çıkardı, yerine Sallai'yi koydu ve tempoyu hiç düşürmedi. Teknik adam olarak her türlü alkışı, övgüyü hak etti.
Büyük takımlarda şöyle bir şey vardır... Bir takım sallanır ama derbi kazanarak havasını değiştirir, moraller yükselir, futbolcularda büyük bir kenetlenme olur. Yönetim eleştiriliyordu, onlar da şimdi kahraman oldu. Galatasaray'ın bundan sonraki hedefi kalan 7 maçı kazanıp şampiyon olmak. Rakibini küçümseme diye bir şey artık olamaz ve düşünülemez. Futbolcular bunun sorumluluğunu almış görünüyor.
Fenerbahçe'nin 8, Galatasaray'ın 7 lig maçı kaldı. İki takım da puan kaybedebilir. Bu oynanan futboldan sonra normal şartlarda Galatasaray'ın kolay kolay hata yapacağını düşünmüyorum.
***
Mourinho hayal kırıklığı
Fenerbahçe sezon başında Mourinho'yu transfer edince inanın çok sevinmiştim. Türk futboluna büyük katkı yapar, kaliteyi yükseltir, renk katar ve mutlaka Avrupa Ligi kupasını da buraya getirir diye düşünmüştüm. Başkan Ali Koç öyle transferler yaptı ki, bu kadronun egolarını yenen, Türkiye'yi küçük görmeyen bir hocayla çok büyük başarı kazanacağına hepimiz inanmıştık. Önce şunu söyleyeyim, sakın kimse Başkan Koç'u suçlamasın. Marka bir teknik direktör getirdi, büyük paralar harcayarak çok kaliteli futbolcular aldı, teknik direktörün işine hiç karışmadı. Taraftar bunu böyle bilsin.
Peki Mourinho ne yaptı? Türkiye'yi küçük gördü. Süper Lig'de oynayan hiçbir takımı ciddiye almadı. Zannetti ki ben tüm maçları ismim ve kariyerimle kazanırım! Her basın toplantısında mağdur olduğunu söyledi. Türkiye'de Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray'ın başındaki teknik adamlar mağduriyetten bahsederlerse güven kaybı yaşarlar ve ciddiye alınmazlar. Fenerbahçe taraftarı çok büyük bir taraftar. Hocasını, futbolcusunu sever, bağrına basar, ama bir kere de silip çarpı koyarsa; ne o teknik direktör ne de o oyuncuya bir daha sarı-lacivertli renkleri temsil ettirmez.
Mourinho bizde nasıl bir iz bıraktı ve nasıl hatırlanacak? Derbi kazanamayan bir hoca. Rakibini yenemediği zaman ya 'maymun gibi zıplıyorlar' der veya arkadan gelip burnunu sıkar! Yazık, Portekizli teknik adam, Türk insanının sevgisini ve saygısını bu kadar kaybetmemeliydi.