Galatasaray 3 tane adam aldı. Lincoln, Kewell, Nonda...
3 de büyük futbolcu idi.
O dünlerde...
Bugünlerde yarısı kadar oynuyorlar, eski performanslarının.
‘Yarım’ adamlar.
Galatasaray 11’inin, 10 kişi gibi bile oynayamamasının sebebi bu.
9.5 kişi oynuyor Cimbom...
8 tam+3 yarım...
Şimdi 4’üncü de geldi, Baros.
O da bu gruptan, maalesef. 7 tam+4 yarım yani...
9 yani.
Eyvah yani.
* * *
Bu takım geçen sene, hakiki bir futbol takımıydı.
Belki kısırdı, çoğu zaman keyif vermiyordu, ama çok koşuyordu, rakibin de keyfini kaçırıyordu.
Gençlerle sempatikti.
Şartlar çıkartmış o genç 11’leri sahaya, demek ki.
Para yoktu, o sakattı bu sakattı, filan falandı ya...
Biraz paralanınca ilk yaptıkları iş gençleri kesmek oldu.
Arda mı?
Yanal’ın hediyesi.
Hoş, onu bile kestiler ya ligde ilk 45’te.
Topal bile ilk çıkan oldu hatırlayın, hem de takımın en iyisiyken.
Barış takımın en dikkat çeken ve çıkış yapan genciydi geçen sene...
İkinci 45’de girdi.
Denize düşmüşlerdi, ona sarıldılar.
Mecburen. İyi oynadı. Bükreş’de, aylardır oynamayan İsveçli’yi, ona tercih ettiler.
Gelelim Aydın’a...
Ona bakış, kulübün gençlere bakışındaki samimiyeti gösterecek.
Hocası Abdullah Avcı, “Arda’dan daha yetenekli, 20 maç oynarsa Milli Takım’ın sağında o, solunda Arda oynar” demişti, benim de olduğum 24’teki yayında.
Arda “Benden daha fazla özelliği var” diyor onun için. Onun bölgesine transfer yaptılar.
Solu seven Arda’yı da etkiledi Kewell tercihi...
Kewell dünya yıldızı, ama bir transferle hem Arda hem Aydın’ı kaybetmeyi göze almak için, yönetici olmaya gerek var mı?
Ve Lincoln...
Herşeye rağmen diğerlerinden farklı bir adam o.
Galatasaray vites büyütecekse, onsuz olmaz. Onla da olmuyor.
En çok bu sorun huzurlarını kaçıracak bu sene.
Bağlayalım...
Galatasaray’da futbolu yöneten profesyonellerin, ne gençlerin geleceği umurlarında ne de Galatasarayı’nki...
Önemli olan kendi gelecekleri. Galatasaray, Skibbe ve yıldızları ile şahane bir sene geçirebilir. Olabilir.
En çok hayal kırıklığı yaşadıkları sene de olabilir bu sene.
Bu da olabilir.
Rus ruleti gibi.
İşte, dakka 1; gol 1...
İlk defa elendiler, ön elemede.
Ve...
Bir zamanlar ne futbolculardı ama...
Kewell, Lincoln, Nonda, Baros ...
Galatasaray da öyle.
Bir zamanlar ne takımdı. İnşallah ikisi de eski günlerine döner.
Yoksa...
Geçmiş olsun.
İkisine de...
Cimbom, Sezgin, yorumcular, kağıt üzerinde çok iyiler
Önce...
Maç 5-0 bir kere.
Bükreşliler 5, Bizimkiler 0.
Ofsayt gol yok 5’in içinde, direkten dönen topları da...
Onlarla 7.
Böyle yorumlayalım Cimbom’u.
Maç öncesi “kağıt üzerinde Galatasaray ağır basıyor” dediler.
Doğru.
Sadece kağıt üzerinde ama.
Adnan Sezgin de kağıt üzerinde çok iyi.
CV’si çok iyi.
Mesela...
Bizim yorumcu arkadaşlarımız da kağıt üzerinde çok iyiler.
Antalya’da hayatlarında ilk defa bir araya gelen otel komileri, çoğu çıplak ayaklı, 7 atmıştı bir grup arkadaşımıza.
Ha ha!
Müthiş bir buluşma bu. Birbirlerini buldular.
Nihayet.
Bana kızmasınlar.
Lütfen!
Kaderlerine küssünler.
Ve...
Mustafa Denizli bas bas bağırdı, Denizli maçında. Uyandırmak istedi. “Maçın önüne geçti” dedi herkes.
Yanlış.
Maç hocanın arkasına geçti.
N’apsın adam.
Benim bile arkama geçti maç.
Sıkıldım arkamı döndüm çoğu zaman.
Bükreş’te olacaklar İstanbul’dan belliydi.
Uyanamadılar...
Fenerbahçe medyadaki ‘anonscuların’ isimlerini niye açıkla-ya-mıyor?
21 Mayıs 2010
'Süper Çöplük'ten nemalanan süper yorumcular, süper başkanlar
14 Mayıs 2010
Ankaragücü ve Trabzon Fenerbahçe'ye yatacak mı, dükkanı kapatalım mı?
7 Mayıs 2010
Galatasaray Liseli olunca insan hakları, 'Jbüşüst liseli' olunca hayvan hakları mı?
30 Nisan 2010