Hasta olarak erkek, doktoruna, ailesine ve kendisine sorun yaratıyor. Çünkü bu “güçlü kişilik", basit bir hastalığı bile hakaret olarak algılıyor
Stern dergisinin haberine göre, erkekler ve müzmin hastalıklar birbiriyle uyuşmuyor. Bu, güçlü ve hastalanmayı sevmeyen cins, hastalığın cinsiyetini de “dişi" olarak yorumluyor.
Erkekler, vücutlarıyla ilgili bir sorun çıkınca kendilerini yardıma muhtaç hissediyor. Hafif bir gribe bile yakalansalar, öleceklerini zannediyorlar. Erkeklerin diğer cinse göre daha güçsüz olduğunu ispat eden “nahoş" istatistikler var:
Erkekler, kadınlara göre tahminen altı yıl daha az yaşıyor. En çok kanser, kalp - dolaşım hastalıkları ve AIDS’ten ölüyorlar. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara yatkınlar. Sigara ve alkol tüketimleri daha fazla. Bağımlılık tedavi merkezleri hastalarının
yüzde 80’i yine onlar. İntihar edenlerin dörtte üçü erkek. Suçluların yüzde 90’ını da yine onlar oluşturuyor.
Taş devrinden beri Berlinli Sosyolog Walter Hollstein şöyle diyor: “Erkek, geleneksel erkek rolünü sürdürüyorsa, bu rol onu hasta ediyor." Hollstein’ın bulduğu “erkeklik sendromuöna göre erkekler, kariyerleri uğruna, bağlanmayı ve ilişkileri, hatta “duygusallıktan uzak" seksi feda ediyor. Sıcak bir ilişki özlemiyle yanıp tutuşurlarken bile kontrolü elde tutma ve rekabet tutkusuyla bu sendromun kurbanı oluyorlar.
Hollstein, erkekliğin bu türünü “yüksek risk içeren" hayat tarzı olarak yorumluyor. Hamburglu Dentist Erwin Ilper’in kanal tedavisine başlamadan, narkoz uyguladığı yegane hastaları, erkek. Psikolog Wolfgang Rost’a göre ise taş devri adamının hastalanma gibi bir şansı yoktu. Yoksa bütün kabile aç kalırdı.
Kan korkusu“Bakıma muhtaç hale gelmek, erkek için tam bir kâbus. Taş devri döneminin aksine gelişen her şey erkeğin hayatını felç ediyor" diyor Almanya’da çalışan Türk Doktoru Haydar Karatepe. Andrea Salzbrunn’a göre, erkekler devamlı çalışan bir makine olarak gördükleri vücutlarının bir anda çaptan düşmesine sinirleniyor. Erkeklerdeki kan korkusu, kadınlara göre fazla. Kadınlar aylık periyodlarından dolayı kana alışkın.
“Tıptaki araştırmaların büyük bir bölümünü kadınların hastalıklarının kapsaması, erkek doktorların da kendilerini aynı sendromun içinde görmelerinden kaynaklanıyor" diyor Dr. Karatepe. 2010’da erkeklerin de kadınlar gibi Osteoproz sorunu yaşayacakları iddia ediliyor. Uzmanlara göre 1900’de ortalama erkek yaşamı 47 yıldı. 20. yüzyılda bu, 79’a çıktı.
Genlerinde var“Erkeklerin yaşam sürelerinin kısa olmasında sadece sağlıksız ve riskli yaşam koşullarının etkisi yok" diyor davranış bilimcisi Morris ve “Bunun geçmişle bağlantısı var. Taş devrinde yaşlı avcılar değersizdi. Sadece
yemek yiyorlardı. Büyükanneler önemliydi, çünkü yeni neslin gelişmesine yardımcı oluyorlardı" diye de ekliyor. Sonuç olarak erkeklerin genleri, sağlıkları açısından kendilerine karşı dikkatli olmalarını engelliyor.
Hassas bÖlge: Göğüs kafesİ ve beyİn Kadınlar ve erkekler sadece cinsel yönden birbirinden ayrılmıyor. Tıp açısından da farklılar. Güçlü ve güçsüz kişilikler aynı ilaçlara bile farklı tepkiler verebiliyor. Kalp krizi belirtileri bile farklı. Kadınlar genelde sırtında, karnında ve çenesinde ağrı duyuyor. Erkeklerse, göğüs, kol ve omuzda. Kadınlar güçlü bağışıklıkları nedeniyle grip, nezle ve öksürükten erkeklere göre daha az etkileniyor. Ama romatizma ve multiple skleroz (MS) onları çok etkiliyor. Erkeğin zayıf noktaları göğüs kafesi, beyin bölgesi. Akciğer ve mide kanseri, yakalandıkları amansız hastalıklardan birkaçı. Kronik hastalıklar açısından kliniklerde kadınların iki katı kadar erkek yatıyor. 1997’de Almanya’da 107 bin erkek kanserden ölmüş. En çok ölüm nedeni ise kalp ve damar hastalıkları olarak gösteriliyor.