04.04.2025 - 19:01 | Son Güncellenme:
İSTANBUL (AA)
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ve 99 şüpheli hakkında "suç örgütü yöneticisi olmak", "suç örgütüne üye olmak", "irtikap", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık", "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek" ve "ihaleye fesat karıştırmak" suçlarından yürütülen yolsuzluk soruşturması sürüyor.
Soruşturma kapsamında tanık olarak ifadesine başvurulan A.Ş, 2019 ile 2023 yılları arasında Sev Reklamcılık Şirketi'nde müdür olarak çalıştığını, bu şirketin ortaklarının Alihan Aydın, Alper Aydın ve Ahmet Uruç olduğunu söyledi.
A.Ş, söz konusu şirketin İBB'den ihale aldığını görmediğini, 2023'te ayrılıp kendi şirketini kurduğunu belirterek, "Ben ayrıldıktan sonra Büyükşehir Belediyesinden veya iştiraki olan şirketlerden ihale almış olabilirler, bu konuda bilgim yoktur. Bu açık hava reklam ihalelerini, genelde bilinen büyük firmalar olan Kapki ailesinin şirketi Advercity, İlbak ailesinin şirketleri, Subaşı ailesinin şirketleri, Urban Medya isimli şirket alırdı. Bu büyük şirketlerin haricinde zaten ihale alan pek olmazdı. Bu büyük şirketler de zaten bu ihaleleri diğer şirketlere bırakmazlardı." ifadelerini kullandı.
Tanıklardan O.C, 2019'da Ekrem İmamoğlu belediye başkanı seçildikten hemen sonra Kültür AŞ'de sözleşmeli memur olarak göreve başladığını anlattı.
İşe başladığında Kültür AŞ Genel Müdürü ve aynı zamanda İletişim Koordinatörü olan Serdal Taşkın'ın 2 yıl makam şoförlüğünü yaptığını anlatan O.C, şu anda Kültür AŞ'nin Türk Dünyası Kültür Mahallesi Müzesi'nde sorumlu olarak çalışmaya devam ettiğini söyledi.
BEYLİKDÜZÜ'NDEKİ TOPLANTILAR
O.C, Taşkın'ın şoförlüğünü yaptığı dönemlerde devamlı yanında olduğu için nereye gittiği, kimlerle konuştuğu ve nerelerde toplantı yaptığına dair birçok bilgisi bulunduğunu aktararak, "Serdal Taşkın'ın açık hava reklam işleriyle ilgili Ekrem İmamoğlu'nun ekibinde yer alan Murat Ongun, Murat Kapki, Hüseyin Koksal, Necati Özkan, Fatih Keleş ile haftada en az iki gün bir araya gelip Beylikdüzü Mado'da toplanırlardı. Mado'nun alt katında yer alan, halka kapalı olan bir odası vardı, burada toplanırlardı. Biz de Hüseyin Köksal'ın şoförü Servet isimli kişiyle dışarıda beklerdik." diye konuştu.
Konuşmalardan anladığına göre, bu toplantılarda açık hava reklamlarıyla ilgili iş, ihale ve gayrimeşru hususların gündeme getirildiğini söyleyen O.C, "Toplantı sonrası Murat Ongun ve Serdal Taşkın, ellerinde içi para olduğunu düşündüğüm çantalarla çıkarlardı. Bazen bu çantaları Serdal Taşkın'ın Vakıfbank'ın Nişantaşı Şubesi'nde bulunan özel kasasına yatırdığını biliyorum. Bazen de şahsi paraları olarak belirttiği bir kısım paralarla, ailem dövizci ve kuyumcu olduğu ve Kapalıçarşı'da bir çevrem bulunduğundan dolayı kur pazarlığı yaparak döviz ve altın almalarında yardımcı oluyordum. Aynı zamanda bu Beylikdüzü Mado'da yapılan gizli toplantıların haricinde bizzat Ekrem İmamoğlu'nun da katıldığı ve az önce saydığım Murat Ongun, Serdal Taşkın, Murat Kapki, Hüseyin Koksal, Necati Özkan, Fatih Keleş isimli şahısların da iştirak ettiği, Hüseyin Köksal'ın Beylikdüzü'ndeki tekstil firmasında yine haftada iki gün toplantılar yapılmaktaydı. Yine bu toplantılarda da ellerinde çantalarla çıktıklarına ve usulsüz ihale ve yasa dışı işler hakkında konuştuklarına şahitlik ederim." ifadelerini kullandı.
"PARA ÇANTALARINI ARABADA GÖRDÜM" İDDİASI
O.C, şoför olarak görev yaptığı iki yıllık süreçte her gün bu usulsüz işlemlerin konuşulduğunu, birçok usulsüz toplantı ve konuşmayla birlikte komisyon alındığına şahit olduğunu dile getirerek, "Gördüğüm kadarıyla Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla Murat Ongun ve Serdal Taşkın'ın organizesinde yukarıda saydığım isimler aracılığıyla bu usulsüz ihale ve komisyonculuk işleri yapılmaktadır. Bunların birçoğuna Taşkın'ın özel şoförü olduğum ve protokolde görevim olduğundan şahit oldum. Yine bu haberlere de konu olan ve harici olarak Ekrem İmamoğlu'nun paralarını da Taşkın'a taşıttığından, bu çantaların arabada olduğunu gördüm. Yukarıda bahsettiğim gizli toplantılar genelde 23.00 ile 01.00 arası yapılırdı." beyanında bulundu.
Tanık O.S ise Popüler Medya şirketinin sahibi olduğunu, kardeşi E.S'nin de açık hava reklam sektöründe yetkilisi olduğu şirketlerle faaliyet gösterdiğini ifade etti.
Kardeşiyle 2019 belediye seçimlerine kadar beraber çalıştıklarını söyleyen O.S, "O dönem Ankara'da oturduğumdan kardeşim de bizim İstanbul temsilcimizdi. Belediye seçimlerinden sonra 2020 yılında belediyeden metro ve dijital pano işi almıştı. Bu iş için yüzde 70'i borç olmak üzere büyük yatırım yapmıştı. Daha sonra bu işi kardeşimin yetkilisi olduğu Panofeet Reklam AŞ şirketinden alarak, belediye şirketi olan İstanbul Reklam AŞ üzerinde 15 gün tuttuktan sonra İlbak Holding bünyesine 3 yıllığına verdiler. Sözleşme sonunda ise yine İlbak Holding ile sözleşmeyi yenilediler." diye konuştu.
''İMAMOĞLU BAŞKAN OLUNCA İZİN ALMA SÜRECİ DEĞİŞTİ''
O.S, kardeşine, bu haksızlığa karşı gelmesi yönünde uyarılarda bulunduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
"Gerekirse belediyeye karşı yasal yollara başvurma, dava açma dahil tüm hakları kullanması yönünde telkinde bulunmama rağmen kardeşim bu yollara başvurmadı. Tabiri caizse belediyeden çekindi ve boyun eğdi. Bu olaydan sonra kardeşim ile tüm ticari faaliyetlerimizi ayırdık. Benim de şirketim adına belediyeden bazı reklam izin taleplerim olmuştu. Bunların hiçbiri kabul olmadı. İzin talep ettiğim bu yerler, özel kişilere ait reklam alanlarıdır. 2019 belediye seçimlerinden önce izin alma sürecini Belediye Kentsel Tasarım Müdürlüğü yönetirdi. Gerekli vergileri yatırdıktan sonra izin almada herhangi bir problem yaşanmazdı fakat Ekrem İmamoğlu belediye başkanı seçildikten sonra bu süreç değişti. İzin alma işlemleri zorlaştı ve bizim gibi şirketlerden izin karşılığı bazı paralar talep edildi."
Çağlayan D-100 kara yolu üzerindeki bir reklam alanı için bizzat müracaatta bulunduğunu belirten O.S, "Buraya hiç reklam konulamaz gerekçesiyle bana izin vermediler. Bir yıl sonra aynı yer için başka birine izin verildi. Bu yazışmaların da belgeleri bulunmaktadır. Bir hafta içerisinde savcılığınıza sunacağım. Yine özel kişilere ve belediyeye ait reklam mecraları ecrimisil bedeli alınmak suretiyle yandaş şirketlere kiralama yapılmaktadır. Ecrimisil alınarak kiralama yasal zemine oturtulmaya çalışılmaktadır. Yine Yenibosna E-5 üzerinde bulunan MÜSİAD Genel Merkezi inşaatında kullandığımız ve TRT'nin reklamı yapılan reklam alanına izin verilmemiştir. Gerekçe olarak ise daha önce Taksim Tepebaşı'nda bulunan İSPARK alanını TRT'nin kendi kullanımına almasını gösterdiler. Tabii bunu sözlü olarak söylediler. Yani belediye yasa, yönetmelik dinlemeden kendi kafasında göre keyfi uygulamalar yapmaktadır." ifadelerini kullandı.
İBB'DEN REKLAM İZNİ ALIMINDA "GAYRİRESMİ ÜCRET" İDDİASI
Soruşturma kapsamında tanık olarak ifade veren İ.Y, reklam alanlarını firmalara kiraya vererek faaliyetlerde bulunduğunu söyledi.
İBB'nin yönetimi değişince reklam mecralarıyla ilgili izinlerin Kültür AŞ üzerinden verilmeye başlandığını kaydeden İ.Y, "Bu daha önceki yönetim döneminde İBB Kentsel Tasarım Müdürlüğü uhdesindeydi ve ilgili yönetmeliğe göre bu reklam izni için herhangi bir bedel talep edilmemekteydi. Fakat son gelen yönetim döneminde ilk başlarda Kültür AŞ üzerinden ve şu an itibarıyla da Medya AŞ üzerinden Reklam Yönetim Müdürlüğünün bağlı olduğu Emlak İstimlak Daire Başkanlığı ile koordineli izin işlemleri yürütülmektedir." dedi.
İ.Y, ifadesinde, "2019 sonrasında bu izinler için şirketlerden gayriresmi ücret talep edilmektedir. Fakat bunu yönetmeliğe uygun hale getirmek için şirketlerle tasarım bedeli, grafik bedeli ve benzeri adı altında farazi sözleşmeler imzalayarak ve bizim gibi şirketlere fatura kesmek suretiyle bu bedelleri bizden tahsil etmişlerdir. Aynı zamanda bu izinle alakalı tahsil edilen ücretin yanı sıra yine bizim gibi şirketlerden ecrimisil tahsil etmek suretiyle bu iş ve işlemleri yasal zemine oturtmaktadırlar. Bildiğim kadarıyla bu işleri şu an Emlak İstimlak Daire Başkanı olan Kaan Sürmegöz (şüpheli) ve Reklam Yönetim Müdürü, ismini Adem olarak bildiğim kişi beraber yürütmektedirler." beyanında bulundu.
Reklam için başvurduklarında izinlerin yaklaşık 1 yıl sonra, gecikmeli olarak verildiğini iddia eden İ.Y, "Biz bu izinler verilmeden reklam astığımızda ise tarafımıza zabıtayla baskı yapılarak, sökülmesi yönünde icbarda bulunulmaktadır. Bunun amacı da aslında bizim yukarıda bahsetmiş olduğum birimlere başvurarak izin ücreti ödemeye zorlanmamızdır. Bu bahsettiğim işlemler son 2-3 senedir yoğun bir şekilde devam etmektedir. Şu an itibarıyla Boğaz ön görünüm bölgelerinde bulunan, başta sahil şeridi olmak üzere İstanbul genelinde önemli ve büyük caddelerde reklam mecralarının arasındaki mesafe gözetilmeksizin kaçak yani yönetmeliğe aykırı birçok reklam uygulaması mevcuttur. Bu uygulamalar Büyükşehir Belediyesinin ihaleleri ile şahıs ve şirketlere verilmektedir." ifadelerini kullandı.
İ.Y. ayrıca yine şartnameye aykırı birçok uygulamanın mevcut olduğunu öne sürerek, "Örneğin şartnamenin konusu 1000 reklam panosu kiralamasına ilişkin olmasına rağmen uygulamada 1500-2 binlere çıkaran ve bu şekilde uygulayan birçok firma mevcuttur. Ana arterlerle ilgili reklam uygulamaları Büyükşehir Belediyesine aitken, ara arterlerle ilgili reklam uygulamaları ilçe belediyelerine aittir. Ana arter ile ara arterin birleştiği köşelere normalde Büyükşehir Belediyesinin uhdesinde kalmasına rağmen ana arterden 30 metre içeride olması gözetilmeksizin ilçe belediyelerce usulsüz reklam ihaleleri yapılmaktadır. İlçe belediyeler de bu ihaleleri kendi iştiraki olan şirketler üzerinden yapmaktadır." diye konuştu.
"ALDIKLARI HAKSIZ PARALARA RESMİYET KAZANDIRDILAR"
Tanık O.T. ise ifadesinde, firmasının reklam mecrası kiralama üzerine çalıştığını söyledi.
Firma olarak 2013'ten bu yana İBB ve iştiraki şirketlerin ihalelerine katıldıklarını, bu şekilde iş yaptıklarını belirten O.T, "Belediyeye de reklam vergisi öderdik. Kazandığımız ihalelerle ilgili izinleriyse İBB Kentsel Tasarım Müdürlüğünden alırdık. Ancak 2019 belediye seçimlerinden sonra, yani Ekrem İmamoğlu seçildikten sonra bu izinler ve ihaleler tamamen Kültür AŞ'ye devredildi. Kentsel Tasarım Müdürlüğünden daha önce aldığımız izinler de aynı şekilde Büyükşehir Belediyesi şirketleri olan Kültür AŞ, Reklam AŞ ve Medya AŞ'ye devredildi." dedi.
O.T, 2019'daki belediye seçimlerinden sonra Anadolu Yakası'ndaki direklerin reklam kiralama ihalesini, hatırladığı kadarıyla 8 milyon lira bedele elektrik dağıtım şirketinden aldıklarını dile getirerek, şöyle devam etti:
"Kültür AŞ Başkanı Serdal Taşkın (şüpheli) bununla ilgili 8 milyon lira da kendilerine istedi. Vermememiz halinde görsel uygunluk iznini alamayacağımızı belirtti. Biz nihai olarak 4 milyon liraya görsel uygunluk iznini almak için anlaştık ve Kültür AŞ'ye başvurumuzu yaptık. Kültür AŞ, bu gayriresmi bedel için firmamıza tasarım bedeli, aparat kiralama bedeli ve benzeri farazi açıklamalı fatura kesip gönderdi. Bu şekilde aldıkları haksız paralara resmiyet kazandırdılar. Bizi bu parayı ödemeye mecbur ettiler.
Bu olaydan sonraki süreçlerde de almış olduğumuz bazı ihalelerle ilgili izinlerde Murat Ongun'un (şüpheli) bizzat kendi firmamızdan birtakım talepleri oldu. Samandıra'da bulunan, amcamın arsasının altından geçen metro hattı inşaatı işi için amcamın kazı izni vermesi gerektiğinden ve buna mecbur kalındığından bizim aldığımız ihalelerle ilgili birtakım izinler Ongun vasıtasıyla verilmişti."
2019'daki seçimlerden önce izin almakta herhangi zorluk çekmediklerini söyleyen O.T, çünkü bu izinlerin Kentsel Tasarım Müdürlüğünce rahat bir şekilde verildiğini ve herhangi ücret talep edilmediğini söyledi.
O.T, ifadesini şu şekilde sürdürdü:
"Ama Ekrem İmamoğlu döneminde bu izinler para karşılığı verilmeye başlandı. Hep kendi adamlarına bu işleri vermek için bana da 2019 sonrası işlerimde zorluk çıkardılar. Ben de sahibi olduğum fakat resmiyette babamın üzerine olan D** R** AŞ'yi 2022'de M** P** adlı şirkete devrettim. Şu an başka bir alanda ticaret yapmaktayım. 2019 senesi sonrası bu usulsüz iş ve işlemler, gayriresmi para talepleri, Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla Murat Ongun ve Serdal Taşkın organizesiyle gerçekleşmektedir. Bu anlattığım kendi firmamızla ilgili olan kısım. Bu, yolsuzluğun çok küçük bir parçasıdır. Duyduğumuz ve bildiğimiz kadarıyla çok daha büyük meblağlarla yolsuzluk yapılmaktadır."
İBB'YE YÖNELİK YOLSUZLUK SORUŞTURMASINDA İŞ İNSANINDAN KİPTAŞ'IN DAİRELERİNİN CHP'Lİ DELEGELERE DAĞITILDIĞI İDDİASI
Soruşturma kapsamında ifadesi alınan H.H.Ş, 2019 yılında "1907 Ajans" isimli firması olduğunu, BELBİM'in toplu taşıma kartlarının taraftar kartlarına dönüştürülmesi için başlattığı projeyi Servet Yıldırım aracılığıyla şüpheliler Murat Ongun ve Tuncay Yılmaz'ın kendisine verdiğini söyledi.
Yazılı protokol yapmadığını, proje kapsamında çalışmalar ve yatırımlar yapılırken BELBİM Genel Müdürlüğü tarafından projenin gerekçesiz iptal edildiğini, masrafların kendisine ödenmediğini savunan H.H.Ş, şöyle devam etti:
"Servet Yıldırım'ı ben yaklaşık 4 senedir tanıyorum. Kendisi Hüseyin Köksal'ın özel şoförüdür. Bu süre zarfında Servet, İBB Kültür AŞ'den çanta çanta para alıp İmamoğlu şirketinin genel müdürü Tuncay'a götürdüğünü, paraları Serdal Taşkın'dan aldığını anlatırdı. Serdal'ın kendi uhdesine de para geçirip, Nişantaşı'ndaki Halkbank'ta kiraladığı kasaya külçe altın olarak sakladığını, Ercan Saatçi (şarkıcı) ve abisi Zafer Saatçi'nin birer villa aldığını tespit ettikleri, Serdal Taşkın'ın şoförünün üzerinde 10 milyon para geçirdiğini anlatmıştı."
Tanık H.H.Ş, Hüseyin Köksal'ın Ekrem İmamoğlu'nun kasası olduğunu, Servet Yıldırım'ın Köksal'ın yaptığı her işi bildiğini, para sayma görüntülerinin ortaya çıkmasından sonra da yalan ifade verdiklerini öne sürdü.
Yıldırım'ın itirafçı olmak istediğini söylediğini iddia eden tanık iş insanı, "CHP'nin Genel Kurultayı'nda 1 milyar 200 milyon lirayı Berber Yaşar'ın döviz ofisinde dövize çevirip delegelere verdiklerini, KİPTAŞ'ın 70 dairesini delegelere dağıttıklarını, hatta bir delegenin de bir yıl boyunca Amerika'ya gidiş dönüş uçak biletlerini karşıladıklarını anlattı. Emrah Bağdatlı, Murat Ongun'un en yakın arkadaşıdır. İmamoğlu Büyükşehir Belediye Başkanı olunca Murat Ongun'un başında olduğu Medya AŞ'den işler kendisine verildi. 'Advertcity' isimli reklam firması İmamoğlu Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra kuruldu. Görünüşte Murat Kapki ve Ahmet Köksal sahibidir ancak asıl sahipleri Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Köksal ve Murat Kapki'dir." iddiasında bulundu.
H.H.Ş, şirketin Eski Genel Müdürü Ahu Gülbay'ın şirketin yapısını ve yapılanları öğrenince işten çıkarıldığını, şirketin belediyeden yüksek tutarlarda ihale aldığını ancak asıl işinin sahte faturalar düzenleyerek gayriresmi parayı şirkete soktuğunu Servet Yıldırım'ın anlattığını ileri sürdü.
Hüseyin Köksal'a ait "Karsal Örme" ve "Advertcity" isimli firmalar adına düzenlenen faturalarla kayıtsız paraları sisteme soktuklarını öğrendiğini öne süren H.H.Ş, "Para sayma görüntüleri yayınlanınca Servet (Yıldırım) bu paraların Kültür AŞ'den aldığı paralar olduğunu, itirafçı olacağını söyledi ancak ifadesinde bunları inkar etti. Hala Hüseyin Köksal'ın yanında çalışıp çalışmadığını bilmiyorum ancak bu yapının birçok kirli işine kendisi vakıftır." diye konuştu.
"İHALE ETTİĞİMİZ ARSANIN ÇEVRESİNDEKİ YERLERİ DE İHALESİZ DAHİL ETTİLER"
2009-2016 yıllarında Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan M.Z.Ç. ise imar ve birçok birimden sorumlu olduğunu anlattı.
M.Z.Ç, İmamoğlu'nun 2014 yılında belediye başkanı seçildiğinde kendisiyle çalışmak istediğini ancak çalıştığı 2 yıllık süreçte usulsüz işlemlerine tanık olduğu ve tasvip etmediği için görevinden kendi isteğiyle ayrıldığını savundu.
Beylikdüzü Belediyesine ait imarlı arsanın hasılat paylaşımı için ihale yapıldığını öne süren M.Z.Ç, şunları ifade etti:
"Ben ihale başkanıydım. Kapalı zarf usulü ihale yaptık. İhaleye Metin Gül, Ali Gül ve Muzaffer Beyaz ile birlikte toplamda 6 firma girdi. Muzaffer Beyaz, Gül ailesiyle akrabadır. Bu kişiler Ekrem İmamoğlu'nun ortağıdır. Vira projesinin ihalesini ben, tutarı 200 milyon üzerine çıkarmak için açık artırma usulüne geçirdim. İhalenin bu tutara çıkmasını sağladım. İhaleyi Gül İnşaat aldı. Satış yapıldıktan sonra 200 milyon düşülünce 35'i belediyeye verilecekti. Ben ayrıldıktan sonra proje bitti. Ben tapu kayıtlarını incelemek istedim. Özellikle 1 aylık sürede tapu devri yapıldı mı, bunun parası tahsil edildi mi ve bu paranın yüzde 35'i verildi mi? Bunlara bakacaktım ancak bakmama izin vermediler. Ayrıca bu proje yapılırken ihale ettiğimiz arsanın çevresindeki yerleri de ihalesiz dahil ettiler. Terk yapılması gereken yerin ihdasını, ihdas yapılması gereken yerin terkini verdiler. Bu proje yapılırken alınan encümen kararları incelendiğinde hukuka aykırılıklar görülecektir."
Tanık M.Z.Ç, İmamoğlu'nun belediye başkanı olduktan sonra Mehmet Murat Çalık'ı "teknik koordinatör" olarak görevlendirdiğini belirtti.
Eskiden kalfalık yapan Adem Soytekin ile Fatih Keleş'in Ekrem İmamoğlu'nun kasası olduğunu iddia eden M.Z.Ç, "Belediyenin ihalelerinden yüzde 10 komisyon peşin alınır ve bu paraları Fatih Keleş toplardı. Paraların nereye gittiğini bilmiyorum. Turan Taşkın Özer CHP milletvekilidir. O dönem Ekrem İmamoğlu'nun özel kalemiydi. Mehmet Murat Çalık, Fatih Keleş, Adem Soytekin ile birlikte hareket ederler. Ali Ceylan ve Hakan Saçık'ı da tanırım. Hakan Saçık, Gül İnşaat firmasında mimardı. Son zamanlarda çok büyük projeler yapmaya başladılar." dedi.
TANIK AVUKATTAN 5 MİLYON DOLAR RÜŞVET İDDİASI
Soruşturmada tanık olarak ifadesi alınan M.A.İ, Capacity AVM'nin uzun süredir avukatlığını yaptığını, buraya ait otoparkın ruhsatlandırılması sürecine vakıf olduğunu anlattı.
Belediyeden gelen talepleri müvekkilleri kabul etmeyince otoparkın mühürlendiğini belirten M.A.İ, "Eski tarihli bir mührü kullandıklarını fark edince tespit yaptırdık. Yerel seçimler yapıldıktan sonra binayla ilgili tüm evrakı inceledik. İmar affından yararlanıp, harçların ödendiğini, imara aykırı bir durum olmadığını tespit ettik. Bu konuda alanında uzman olan mimar Sefer Kocabaş'tan belgelerimizin incelenmesini istedik. O da gerekli incelemeleri yaptıktan sonra binanın mevzuata uygun olduğunu tespit etti, Sefer Bey'le birlikte Ali Rıza Bey'le (Akyüz) görüşmeye gittik. Bize belediyenin zor durumda olduğunu, paraya ihtiyacı olduğunu, işlerin devamı için kendilerine destek verilmesi gerektiğini söylediler. Biz de ancak hukuka uygun talepler konusunda yardımcı olabileceğimizi kendisine söyledik. Hukuka aykırı talepleri kabul etmeyeceğimizi söyleyip belediyeden ayrıldık." dedi.
Yaklaşık 10 gün geçtikten sonra Ali Rıza Akyüz tarafından belediyeye davet edildiklerini, Sefer Kocabaş'la belediyeye gittiklerinde kendisini İBB iştiraklerinin yönetim kurulu başkanı olduğunu söyleyen Ertan Yıldız'ın orada olduğunu kaydeden tanık avukat, aynı talebin tekrarlanması üzerine şirket ve ortaklarının hukuk dışı talepleri kabul etmeyeceklerini aktardığını söyledi.
Bundan birkaç gün sonra telefonla Maslak'taki bir daireye çağırıldığını anlatan M.A.İ, "Belirttiği gün ve saat 14:30'da oraya gittik. Süleyman Atik'ten başka kimse yoktu. Bize 'resmi sıfatının olmadığını, belediyelerdeki imar işlerini belediyeler adına takip ettiğini, net olarak 5 milyon dolar talep edildiğini, taksitlendirme konusunda yardımcı olacağını' söyledi. Kendisine bunun tarafımızca kabul edilemeyeceğini, hukuka aykırı olduğunu belirttim. Bu görüşmeyi de müvekkilime anlatacağım ancak şirket adına teklifinizi reddediyorum dedim." ifadelerine yer verdi.
M.A.İ, bu talebi hukuka aykırı olduğu için kabul etmediklerini yineleyerek, şöyle devam etti:
"Yarım saat süren görüşmenin ardından oradan ayrıldık. Aradan 7-8 gün geçtikten sonra Süleyman Atik tekrar arayıp 'Görüşmemiz lazım.' dedi. Sefer Bey'le birlikte gittik. Bize 'Bu sizin için imkan, bu imkandan yararlanın. Bu konuda çok kararlılar. Hatta binada deprem tehlikesi bulunduğuna dair rapor alıp binada ticari faaliyetin de durması riski olduğunu hatırlatmamı istediler.' dedi. Buna benzer başka bir olay da Torun Center da oldu. Onlara da büyük sıkıntı çektirdiler. Yine aynı cevabı kendisine verdik. Yasa dışı bir durumumuz olmadığını belirttik. Görüşmeyi de müvekkillerimizle paylaştık. Bir süre sonra tekrar aradı, ofisimizin yerini sordu. Nişantaşı'nda olduğunu söyledim. 'Size gelmek istiyorum.' dedi. Ofise geldiğinde Serdar Bey de ofisteydi. Kendisiyle ben görüştüm. Bana 'Size son şans, ne diyorsunuz?' dedi. Ben de tavrımızda değişen bir şey yok, kabul etmiyoruz dedim. Sonraki süreçte kendisiyle görüşmemiz olmadı. Alışveriş merkezi hakkında yıkım kararı verip para cezası kestiler. Hukuki süreci takip ediyoruz. Yıkım kararıyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı verildi. Para cezası ile ilgili henüz karar verilmedi."
"SEÇİMİ (ÖZGÜR) ÖZEL KAZANSIN DİYE DELEGELERE PARA DAĞITTILAR"
Tanık E.Ç. ise eskiden CHP Muş İl Gençlik Kolları Başkanlığı yaptığını, 2020 yılında partiden resmi olarak ayrıldığını ancak partiyle bağının hep devam ettiğini belirtti.
Son dönemde CHP'nin ve Ekrem İmamoğlu'nun usulsüzlükleriyle ilgili kamuoyunda haberler ve paylaşımlar yapılınca bildiklerini ve gördüklerini anlatmaya karar verdiğini kaydeden E.Ç. CHP Kurultayı döneminde kendisinin de Ankara'da bulunduğunu anlattı.
Tanık E.Ç, Marriot Otel'de CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve Özgür Karabat'la birlikte olduğunu iddia ederek, "Yanlarında delegelere vermek üzere getirdikleri çantalar dolusu para vardı. Seçimi (Özgür) Özel kazansın diye delegelere para dağıttılar. Ben buna bizzat şahit oldum. Bölgede söz sahibi olduğum için delegeler üzerinde etkim olacağından ben de yanlarında bulunuyordum. Kurultayda ayrıca bazı delegelere siyasi rüşvetler de verildi. Örneğin CHP Bursa İl Başkanının oğlu Ozan Yeşiltaş İBB Kültür AŞ'de işe alındı. Yine kamuoyunda CHP'de para sayma kuleleri ismiyle bir video yayınlanmıştı. Bu videoyla ilgili ben de paylaşım yaptım. Videoda yer alan kişilerden Fatih Keleş'i bilirim. Kendisi İmamoğlu'nun kasalarından biridir. İnşaat işlerinden alınacak komisyonları, yine belediyeden alacağını alamayan kişilerden alacaklarını tahsil maksadıyla toplanan komisyonları alan kişidir. Murat Ongun, İmamoğlu'nun en yakınındaki kişilerden biridir. Sosyal medya ve medyadaki operasyonları Ongun düzenler. Sosyal medya ekibini yönetir. Belediyeden alacağını alamayan kişiler Ongun'a ulaşır. O da komisyon karşılığında alacakları tahsil eder." diye konuştu.
KİPTAŞ'ın başında olduğunu belirttiği Ali Kurt'un, KİPTAŞ'ın ihalelerinden aldığı komisyonun bir kısmını kendisine ayırdığını, geri kalanını da Fatih Keleş'e verdiğini, bunların Ekrem İmamoğlu'nun başkanlık seçiminde kullanılmak ve parti içerisinde gücü ele geçirmek maksadıyla toplandığını kaydeden E.Ç, milletvekili olan Turan Taşkın Özer'in İmamoğlu'nun en büyük kasalarından biri olduğunu, Özgür Karabat'ın ise geçmişte belediye başkanı adaylığı döneminde oturduğu ev ve maddi koşulları belliyken milletvekili olduktan sonra inanılmaz derecede zenginleştiğini öne sürdü.
"ÇALIK, İMAMOĞLU'NUN BEYLİKDÜZÜ'NDEKİ SİSTEMİNİ KONTROL EDEN KİŞİDİR"
E.Ç, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz'ın komisyon ve rüşvetleri toplayan kişilerden biri olduğunu öne sürdü.
Adem Soytekin'in de İmamoğlu'nun kasalarından biri olduğunu savunan tanık, "KİPTAŞ'tan ihaleler kendisine verilir. Bu paralar aslında İmamoğlu'na gider. Hasan Akgün Büyükçekmece Belediye Başkanı'dır. Yüze yakın villası olduğunu duymuştum. Özellikle o bölgede imar işlerinden aldığı rüşvetlerle zenginleştiği konuşulmaktadır. Mehmet Murat Çalık, İmamoğlu'nun Beylikdüzü'ne emanet ettiği kişidir. İmamoğlu'nun asıl kadrosunun tamamına yakını Beylikdüzü kadrosudur. Buraya da en güvendiği kişiyi başkan yaptırmıştır, İmamoğlu'nun Beylikdüzü'ndeki sistemini kontrol eden kişidir." ifadelerini kullandı.
Beylikdüzü Belediye Meclis Üyesi Müslüm Akülker'in yakın zamana kadar sıradan esnafken Ekrem İmamoğlu döneminde aşırı zenginleştiğini, İmamoğlu ve ailesiyle yakın ilişkileri olduğunu, belediyenin bazı işlerinin de kendilerine verildiğini anlatan E.Ç. Murat Ongun, Turan Taşkın Özer, Özgür Karabat, Gökhan Zeybek, Baki Aydöner ve Cem Aydın'ın İmamoğlu'yla birlikte zenginleştiğini iddia etti.
Tanık E.Ç, Halis Kahriman'ın Ekrem İmamoğlu'nun kasalarından bir olduğunu öne sürerek, şunları kaydetti:
"Esenyurt bölgesinde faaliyet gösterir. İmamoğlu'na Fransa'da kahvaltı da vermişti. Ben sosyal medyada da paylaşımlar yaptığım için tarafıma birçok bilgi de iletilmektedir. Ancak bahsettiğim konu ve daha detaylı bilgileri CHP delegesi olan Veysi Uyanık'tan öğrenebilirsiniz. Kendisi uzun yıllardır CHP'nin içerisindedir. Özellikle kurultay döneminde delegelere para verilmesi, delegelere alışveriş kartı dağıtılması sürecini iyi bilmektedir. Bu dağıtılan kart ve paralar rüşvet olarak toplanan paralardır. Bunu il binası alım sürecinde de kamuoyu gördü. Bağış kılıfı uydurdular. Benim bilgim, görgüm bundan ibarettir."
KÜLTÜR AŞ'NİN ESKİ AVUKATINDAN "USULSÜZ İHALE VE İŞLEM" İDDİASI
Tanık S.N. ifadesinde, ihaleleri organize eden asıl kişinin şüpheli Murat Ongun olduğunu iddia ederek, "Murat Ongun ihalelerin kime verileceğini belirledikten sonra Serdal Taşkın (Kültür AŞ'nin o dönem genel müdürü) ve Kaan Sürmegöz ihaleleri organize ederlerdi. O zamanki genel müdür yardımcısı Doğan Hamit Doğruer ise yan teklif verecek firmaları belirler ve bu firmalarla irtibata geçerek teklif bedellerinin ne olacağını bu firma yetkililerine bildirirdi." dedi.
Bu ihaleleri genelde Hüseyin Koksal, Murat Kapki, Eyüp Subaşı ve Murat İlbak'ın sahibi veya yetkilisi olduğu şirketlerin aldığını söyleyen S.N, "Büyük ekran dijital reklam panosu işinin Subaşı'lara ait Panofect şirketinden alınıp Murat Ongun'un sahibi olduğu bilinen Reklam İstanbul şirketine devredildiğini, oradan da İlbak'lara kullandırıldığını bilmekteyim." diye konuştu.
S.N, Subaşı'lara, bu işi İlbak'lara devretmeleri karşılığında metrodaki reklam alanlarına dair 2025 yılında bitecek sözleşmenin 2028'e uzatılarak verildiğini iddia etti.
Bu dönemdeki pazarlıkları bizzat Kaan Sürmegöz ve Doğan Hamit Doğruer'in yaptığını ileri süren S.N, bir keresinde şartnamede olmamasına rağmen Kültür AŞ'ye araba verilmesi konusunda yapılan pazarlığa kendisinin de şahit olduğunu, Serdal Taşkın'ın makam aracını da Urban Medya isimli şirketten aldığını ileri sürdü.
Tanık S.N, "Bu ihalelerden sonra ihaleyi alan firmaların şartnameye aykırı şekilde reklam mecralarını çoğaltarak daha fazla gelir sağladıklarını ve bu değişiklikleri de Kültür AŞ'nin ilgili birimine bildirmediklerine dair bilgim vardır. Ayrıca bu reklam ihalelerinde belediyeye ayrılan yüzde 10'luk bir pay vardır. Bu pay normalde yasal olarak ihale konusu yapılamaz, belediyenin kendi duyurularıyla alakalı olarak kullanılır fakat bu yüzde 10'luk kısım da yukarıda bahsettiğim şahıslara ait şirketlere ihale konusu yapılmaksızın kullandırılmıştır." ifadesini kullandı.
Söz konusu yasa dışı işlemlerden sonra bahsedilen kişilere ait firmalar tarafından tahsil edilen paranın belediye yetkilileriyle paylaşıldığını bizzat görmediğini anlatan S.N, "Ama bu konu hakkında belediye yetkilileriyle yüzde 50 gibi bir oranla paylaşım yapıldığı konuşulmaktadır. Ayrıca bir dönem belediye yetkililerinin bu paraları altına çevirip muhafaza ettiğine dair de duyumlarım vardır." şeklinde beyanda bulundu.
İfadesinde, Kültür AŞ'de görev yaptığı özellikle 2019 seçimlerinden sonraki dönemde, reklam alanlarına ilişkin 6 büyük ihale yapıldığını anlatan S.N, bu ihalelerin mülkiye müfettişi soruşturmasına da konu olduğunu aktararak, ihalelerde yapıldığını iddia ettiği usulsüzlükleri anlattı.
S.N, İBB mülkiyeti ve tasarrufundaki alanlarda 2000 raket tipi reklam uygulaması ile 400 megalight tipi reklam uygulamasının 10 yıl süreyle işletmeye verilmesi işi ihalesinin 3 parçaya ayrılarak Panoffect Medya AŞ, BVA Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri AŞ ile Urban Media AŞ'ye verildiğini belirtti.
Firmaların direkt Ekrem İmamoğlu ve Murat Ongun'dan geldiğini ileri sürerek, bu nedenle ihalelerde herhangi bir yeterlilik şartı aranmadığını savunan S.N, şöyle devam etti:
"Bahsettiğim ana ihalelerin kaç parçaya ayrılacağı ve bu üç firmanın hangisinin hangi ihaleye davet edileceği genel müdür Serdal Taşkın ve genel müdür yardımcısı Doğan Hamit Doğruer tarafından ihale işlemlerini yapmak üzere tarafıma bildirilmiştir. Davet edilecek firmalara halihazırda çalışmakta olduğumuz firmalardan da birkaç firma eklenmesi talimatı yine bu şahıslarca tarafıma bildirilmiş ve netice de belirlenen firmalar, firma davet yazıları hazırlanarak Serdal Taşkın'ın onayına sunulmuştur. Yapılan ihaleler, kimin hangi teklifi vereceğinin önceden belli olduğu ihalelerdir. Hangi firmanın hangi ihaleyi alacağı Ekrem İmamoğlu ve Murat Ongun tarafından belirlenir ve bu doğrultuda teklif bedelleri de Serdal Taşkın tarafından belirlenir."
Özellikle bu 3 firmanın Ekrem İmamoğlu tarafından onaylı firmalar olduğunu bildiğini savunan tanık S.N, "Bu ihale süreçlerinde bir defasında firmalarla ihale rakamı üzerinde pazarlık yapıldığına bizzat şahit oldum. Konu çözülemeyince de Serdal Taşkın, 'Konuyu Başkanla görüşmem lazım' deyip acilen çıkıp Saraçhane'ye gitti, bir süre sonra da pazarlık konusu meselesi çözüldü." diye konuştu.
S.N, firmalarla diğer bir pazarlık konusunun ise verilen ihaleler kapsamında firmalardan yakıt ve tüm giderleri kendilerine ait olmak üzere araç temin edilmesi olduğunu öne sürdü.
Normalde ana şartnamede olmamasına rağmen alt şartnamelere araç şartı konularak firmalara zorla kabul ettirildiğini ileri süren S.N, "Bu araçlar da reklam alanlarının takip ve kontrolü için değil makam aracı olarak kullanılmıştır. Hatta araçlardan biri Urban Media AŞ'den son model ful donanımlı Passat olarak temin edilmiş ve uzun süre makam aracı olarak kullanılmıştır. Firmalar bu araç maliyetlerini de ihale bedelinden düşmüşlerdir. Bu husus da Murat Ongun'un onayı ile yapılmıştır. Bu durum Sayıştay raporlarına yansımış ve Sayıştay tarafından bulgu olarak tespit edilmiştir." dedi.
S.N, İBB'den alt firma BVA Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş'ye verilen diğer bir ihalenin de İBB yönetimi ve tasarrufu altında bulunan 100 üst geçitteki reklam alanlarının 3 yıl süreyle işletmeye verilmesi işi olduğunu söyledi.
Bu ihalede de aynı usul ve yöntemlerin uygulandığını ileri süren S.N, özellikle bu üst geçitlerde teknik şartnamede yazılı ölçüler dışında daha büyük reklam panoları yapıldığını, Kültür AŞ'nin ilgili teknik birimi tarafından bu duruma itiraz edilse de ana ihale kapsamında sorumlu olan Reklam Müdürlüğünün bu konuda harekete geçmeyerek konuyu kapattığını iddia etti.
S.N, İBB tasarrufu altında bulunan açık ve kapalı otopark alanlarındaki 267 raket tipi, 74 Megalight tipi, 375 billboard tipi reklam uygulamasının 10 yıl süreyle işletmeye verilmesi işinin de yine aynı usullerle ikiye bölünerek, araç şartı eklenip BVA Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri AŞ ile Urban Media AŞ'ye verildiğini ileri sürdü.
Led ekran ihalesinin de İBB tarafından yapılan büyük ihalenin içine sonradan dahil edildiğini belirten S.N, "Çünkü bu ekranlar daha ihale yapılmadan, izinsiz ve hukuki altyapısı henüz mevcut olmadan Panoffect Medya AŞ'ye kurdurulmaya başlanmıştır. Bu devasa led reklam panolarının birçoğu İstanbul'un muhtelif noktalarına kurulmuştur. Kurulumu önceden Panoffect Medya AŞ'ye yaptırıldığı için ihalesi de mecburen bu firmaya verilmiştir." dedi.
S.N. ifadesinde, bu ihale sözleşmesinin Panoffect Medya AŞ'den bir dayatma sonucu Murat Ongun'a ait olduğu iddia edilen Reklam İstanbul AŞ'ye, 15 Aralık 2021 tarihinde, 3 Ocak 2022'den itibaren geçerli sayılmak üzere devredildiğini ileri sürdü.
S.N, usulsüzlüğüne tanık olduğu bir diğer ihalenin ise İBB'den alınan billboard ihalesi olduğunu söyledi.
Kültür AŞ'nin, 2021 yılı ortalarında İBB'den yaklaşık 400 milyon lira bedelle devraldığı 3 bin adet billboard ve 85 adet megalight reklam ünitesinin 10 yıl süreyle işletilmesi işinin, 21 Aralık 2021'de 420 milyon lira bedelle Kent Vizyon adlı firmaya verildiğini söyleyen S.N, bu firmanın da İlbak Holding'e ait olduğunu kaydetti.
S.N, reklam ünitelerinin kurulacağı lokasyon listesinin ihalenin en önemli dokümanı olduğunu ifade ederek, "Alt ihalede de aynı lokasyon listesinin kullanılması yasal zorunluluktur. Çünkü reklam ünitelerinin kurulacağı noktaya göre işletmeci firmanın geliri artmakta ya da azalmaktadır. Mesela Küçükçekmece'de kurulan üniteyle Beşiktaş'ta kurulan ünitenin firma tarafından reklam ajanslarına satış fiyatı aynı değildir. Ancak Küçükçekmece'de gözüken pano gerçekte Beşiktaş'tadır." dedi.
Tanık S.N, diğer bir usulsüzlüğün de billboard ve giantboard farkı üzerinden yapıldığını ileri sürerek, şunları kaydetti:
"Giantboard, billboardın 4 katı büyüklüktedir ve kazanç olarak billboarda göre en az 6 kat fazla gelir getirmekledir. Ancak maalesef İBB ve Kültür AŞ'nin yaptığı ihalede billboard olarak yer alan pano sahada giantboard olarak kullanılmaktadır. Bildiğim kadarıyla bu büyük usulsüzlük ve yolsuzluk mülkiye müfettişi tarafından da açıkça tespit edilmiştir. Buradaki usulsüzlük de Ekrem İmamoğlu ve Murat Ongun'un bilgisi dahilinde gerçekleşmiştir."
Şarkıcı Lara'nın paylaşımında ortaya çıkan 63 öğrenci detayı herkesi duygulandırdı.