13.10.2020 - 19:39 | Son Güncellenme:
milliyet.com.tr
27 Eylül'de başlayan, 10 Ekim'de ilan edilen ateşkese rağmen şehirlere füzeler yağdıran Ermenistan sivilleri katlederken, gece boyunca yine birçok kentten patlama sesleri duyuldu.
Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Ermenistan ordusunun ateşkesi ihlal ederek Terter, Ağdam ve Goranboy kentlerine gece yarısı saldırılar düzenlediğini duyurdu.
Ermenistan güçlerinin kaybettikleri mevzileri yeniden işgal etmek için gece Ağdere, Ağdam, Fuzuli ve Hadrut'u hedef aldığı ancak geri püskürtüldüğü belirtiliyor.
Azerbaycan ordusu, çatışmalarda Ermenistan'a ait üç Grad füze sistemi, bir Tor-M2KM uçaksavar sistemi, üç insansız hava aracı ve çok sayıda uçaksavar, zırhlı araç ve obüsü imha etti.
Azerbaycan-İran sınırında ise bir insansız hava aracı düştü. İranlı yetkililer, can ya da mal kaybına yol açmayan İHA'nın kime ait olduğunu araştırıyor.
Kızıl Haç, hafta sonu varılan ateşkes gereği Ermenistan ve Azerbaycan'a ölü ve tutukluların takasının tamamlanması çağrısında bulundu. Açıklamada, "Taraflarla müzakereler devam ediyor. Umuyoruz ki bunun gerçekleşmesi için şartlar yakında sağlanır" ifadelerine yer verildi. Minsk Üçlüsü'nün liderliğinde Rusya'nın ilan ettiği ateşkeste, esir takasının Kızıl Haç organizasyonunda yapılacağı belirtilmişti.
Ermenistan, Azerbaycan'ın geçen hafta işgalden kurtardığı Hadrut kasabasının halen Dağlık Karabağ yönetimine bağlı milislerin elinde olduğunu ileri sürmüştü.
Azerbaycan ordusu, bugün yayınladığı video kaydıyla gerçekleri Ermenistan'ın yüzüne vurdu. Azerbaycan askerleri, bayrak önünde Hadrut'un merkezinde olduklarını söylüyor.
Görüntüdeki detaylardan biri, bir askeri binanın içinde kasabadan kaçan Ermenistan birliklerine ait üniformaların bulunması.
Amerikan Associated Press (AP) haber ajansı, işgal altındaki Dağlık Karabağ yönetimine bağlı katil milisleri cephe hattında fotoğrafladı.
AP'nin dünyaya servis ettiği fotoğraflardan birinde, Hadrut yakınlarında bir Ermeni keskin nişancı görülüyordu. Son yayınlanan video kaydı, bu karelere de yanıt vermiş oldu.
Ermenistan Savunma Bakanlığı sözcüsü Şuşan Stepanyan Twitter mesajıyla Terter'e saldırı haberlerinin doğru olmadığını savunurken, dünya ise söz konusu kentten paylaşılan bambaşka fotoğrafları gördü.
BBC'nin ünlü savaş muhabiri Orla Guerin, Terter'de yaşayan 62 yaşındaki Aybeniz Difarova ile altı aylık torunu Fariz'in fotoğraflarını Twitter hesabından paylaştı.
Sığınağa gitmeyi reddeden Aybeniz Difarova'nın Dağlık Karabağ'dan zafer beklediğini belirten Twitter mesajı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev tarafından da paylaşıldı.
Azerbaycan'ın en büyük ikinci şehri Gence'de, ateşkesin başlamasından saatler sonra gece yarısı yataklarında uyuyan sivillerin füzeyle vurulmasıyla en az 10 insan yaşamını yitirdi.
On yedinci gününe giren savaşta 542 askerini kaybeden Ermenistan ordusu, özellikle Azerbaycan şehirlerinde yaşayan sivilleri bombardımana tutuyor ve şimdiye kadar 40'ı aşkın sivil hayatını kaybetti.
Ermenistan'a ait sosyal medya hesaplarında hafta sonu yayınlanan bir görüntü, Azerbaycan şehirlerinin nasıl vurulduğunu gözler önüne sermişti. Ortaya çıkan görüntülerde, Ermenistan ordusunun sivilleri vurmak için bir füze fırlattığı ve askerlerin sevinç çığlıkları attığı görülüyordu. Cephe hattına neredeyse 100 kilometre uzaklıktaki şehirleri hedef alan Ermenistan, onlarca sivilin ölümüne yol açtı.
Azerbaycan şehirlerindeki sivilleri vuran Ermenistan ordusuna yurt dışından yoğun finansal destek var. 'Ermenistan Fonu' adı verilen kampanyaya şimdiye kadar 100 milyon dolar toplandığı açıklandı.
Televizyon dünyasının ünlü ismi Kim Kardashian da söz konusu skandal kampanyaya 1 milyon dolar bağışta bulunduğunu Instagram hesabından duyurdu.
"Ermenistan Fonu'nu desteklemeye yönelik yürütülen uluslararası çabaların bir parçası olmaktan gurur duyuyorum" diyen Kardashian sosyal medyada büyük tepki çekti.
Dağlık Karabağ'daki çatışmalar 27 Eylül Pazar günü sabah saatlerinde Ermenistan'ın ateşkes ihlaliyle başladı. Dağlık Karabağ, Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası toplum tarafından Azerbaycan'ın bir parçası olarak tanınıyor. Ancak Azerbaycan'ın topraklarının yaklaşık yüzde 20'sine denk gelen Dağlık Karabağ ve civarındaki bazı bölgeler, 1990'ların başından bu yana Ermenistan işgali altında bulunuyor.
Bölgede 1991 yılında 'Dağlık Karabağ Cumhuriyeti' ilan edildi. Ancak burayı uluslararası alanda Ermenistan dahil hiçbir ülke tanımış değil.
Güney Kafkasya’da 4 bin 400 kilometrekarelik bir alanı kapsayan Dağlık Karabağ (Yukarı Karabağ), Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki en büyük sorun olarak yıllardır çözüm bekliyor.
Peki, ikisi de eski Sovyetler Birliği ülkesi olan Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ sorununun tarihçesi ne? 'Dağlık Karabağ' bölgesinin kelime kökeni birkaç farklı dilin karışımından oluşuyor. İsminin içinde bulunan birkaç dil bile, bölgenin tarih boyunca farklı kültürler arasındaki geçişkenliğe nasıl maruz kaldığını başlıbaşına gösterir nitelikte.
İngilizcesi Nagorny (ya da Nagorno) Karabakh. 'Nagorny' kelimesi Rusçada 'dağlık' (нагорный), anlamına geliyor. Azerbaycancada da, tıpkı Türkçe'deki gibi 'dağlık' anlamına gelen 'dağlıq' ya da 'yukarı' anlamına gelen 'yuxarı' kelimeleri ile anılıyor. Karabağ ise, Türkçe ve Farsçada ortak bir kelime olup, 'siyah bahçe' demek.
Azerbaycan ve Ermenistan’ın 1922’de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne katılmasıyla Dağlık Karabağ, kabullenilmiş görünen, ancak Ermeniler tarafından benimsenmeyen bir yapıya evrildi. 1923’te Azerbaycan Cumhuriyeti’ne bağlı otonom bölge statüsü verilen Dağlık Karabağ'da, bölgede yaşayan etnik Ermenilerin, Azerbaycan yönetiminden duydukları rahatsızlığı zaman zaman gündeme getirmelerine rağmen, Sovyet sisteminin durma noktasına geldiği 1980’lerin sonuna kadar statüko korundu.
Sovyetler Birliği’nin son lideri Mihail Gorbaçov’un tıkanan sistemin önünü açmak için 1985’te başlattığı açıklık (glasnost) ve yeniden yapılanma (perestroika) süreciyle beraber, Kafkasya’nın bütün sorunlu alanları gibi Dağlık Karabağ da gün ışığına çıktı. Sovyet yönetiminin her geçen gün zayıflayan otoritesini değerlendiren Dağlık Karabağ Otonom Yönetimi, 1988’de Ermenistan Cumhuriyeti’ne bağlanmayı talep etti. Bu talep karşılık bulmazken Azerbaycan ile Ermenistan’ın 1991’de bağımsızlıklarını ilan etmelerinin akabinde Dağlık Karabağ Ermenilerinin ayrılma girişimleri de yoğunlaştı.
Bu dönemde Karabağ'daki Azeri nüfusu zorunlu göçler nedeniyle yüzde 20'ye kadar düşmüştü. 10 Aralık 1991’de yapılan ve bölgede kalan Azerilerin boykot ettiği referandumda Ermeniler, Azerbaycan’dan ayrılmak için oy kullandı. Referandumun ardından Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığı ilan edildi, ancak bu girişim uluslararası toplumda karşılık bulmadı. Ermenistan ordusunun desteklediği Dağlık Karabağ Ermenileri ile bölgede yaşayan Azeriler arasındaki gerilim, bağımsızlık ilanıyla gittikçe yükseldi. Çıkan çatışmalar, 1992’de Ermenistan ordusu ve Dağlık Karabağlı Ermeniler ile Azerbaycan ordusu arasında sıcak savaşa dönüştü.
Dağlık Karabağlı Ermeniler, savaş sonunda bölgenin tümünün kontrolünü ele geçirdikleri gibi komşu yedi bölgeyi (rayon) de işgal ettiler. Böylelikle Dağlık Karabağ ile Azerbaycan'ın doğrudan temas noktaları oldukça sınırlandı. Dağlık Karabağ sorunu akademik çevrelerde yıllardır 'donmuş çatışma' olarak nitelendiriliyor. Aralıklarla devam eden çözüm müzakerelerine rağmen hem Dağlık Karabağ-Azerbaycan temas hattında hem de Azerbaycan-Ermenistan sınırında, karşılıklı ateşkes ihlalleri sık sık tekrarlanıyor. 2014'ün Ağustos ayında 20 yılın en kanlı çatışmaları yaşandı. Dağlık Karabağ sınırında iki gün süren çatışmalarda 13 Azerbaycan askeri öldü. Ermenistan Savunma Bakanlığı da 20 askerinin öldüğünü açıkladı.
Yarım milyon mülteci Azerbaycan ve Ermenistan'a sığındı, yaklaşık bir milyon insan zorla yer değiştirmek zorunda kaldı. Dağlık Karabağ çatışmaları başlamadan önce varolan bazı kasaba ve köyler tamamen terk edildi ve harabeye döndü. Azerbaycan topraklarının yüzde 14’ünden fazlası halen işgal altında. Azeriler bölgenin tarihsel olarak kendi kontrolünde olduğunu ve dolayısıyla kendilerine ait olduğunu iddia ediyor; Ermeniler ise bölgede hep Ermenilerin yaşadığını ve Azeri yönetiminin gayrimeşru olduğunu savunuyor.
İç mesele olarak görüldüğünden dış müdahale konusunda diğer devletler gönülsüz davrandı. İhtilaf, Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanması dolayısıyla 1992’den itibaren devletlerarası bir hale büründü. Azerbaycan’da savunma harcamaları 2003’ten bu yana her yıl yaklaşık yüzde 50 oranında arttı. 2012’de savunma harcamaları, Azerbaycan’ın toplam kamu harcamalarının beşte birini oluşturur hale geldi. Ermenistan da Rusya’nın yardımıyla cephaneliğini genişletti.
Tam sayılar net olarak bilinmemekle beraber, küçük yerleşimler ile Laçin ve Kelbecer’in nüfusunun toplamda yaklaşık 14 bin kişi olduğu sanılıyor. AGİT Minsk Grubu eş başkanlarına göre 2005 yılından bu yana nüfusta belirgin bir artış yok. Bölgeye yerleşen etnik Ermeniler altyapıya, ekonomik faaliyetlere ve kamu hizmetlerine kısıtlı bir erişime sahip. Birçoğunun kimlik belgeleri de eksik.
Sorunun en zayıf yeri 175 kilometre uzunluğundaki temas hattı. Mayın tarlalarıyla dolu bu hat, Birinci Dünya Savaşı siperlerini andırıyor. Temas hattına Ermeni tarafından 30 bin, Azerbaycan tarafından ise bu sayıdan biraz daha fazla asker konuşlandırılmış durumda. AGİT Minsk Grubu aracılığıyla yürütülen müzakereler zorlu geçiyor; zira liderler uzlaşıya yaklaşsa da ülkelerinde kamuoyunun isteklerini karşılayamama endişesiyle geri adım atıyor.
Dağlık Karabağ Azerileri ve Ermenileri sürece etki edemiyor. Ermenistan ve Azerbaycan kamuoyunun süreç üzerinde, bölgenin yerlilerinden daha çok etkisi var.
Minsk Grubu eş başkanlarının sözcüsü ya da medya sekreteri yok. Bu nedenle de görüşmeler medyada az yer alıyor. Rusya, önceden Ermenistan’a yakın bir pozisyon almışken, artık Azerbaycan’a ve Ermenistan’a eşit uzaklıkta durmayı tercih ediyor. Bu strateji Ağustos 2008’de Gürcistan’la yaşanan savaşın ardından güçlendi. Stratejik öncelik Gürcistan’ın tecrit edilmesi haline dönüştü. Dağlık Karabağ Sorunu ABD için, Orta Doğu’daki çatışmalardan daha az öneme sahip. Kongre’deki Ermeni lobisi, Hazar Denizi Havzası enerji güvenliği, ‘terörle mücadele’ ve Afganistan’a uçuşlarda Azerbaycan hava sahasını kullanabilmesi ABD için öncelikli konular.