19.10.2020 - 08:30 | Son Güncellenme:
milliyet.com.tr
Son dakika haberine göre, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Cebrail ilçesinde 13 yerleşim biriminin işgalden kurtarıldığını duyurdu. Azerbaycan Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise, Ermeni birliklerinin gece boyunca Goranboy, Terter ve Ağdam bölgelerine hava ve top atışları yaptığı bildirildi.
Cumhurbaşkanı Aliyev, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Ermenistan ordusunun 18 Ekim'de yürürlüğe giren geçici insani ateşkesi alenen ihlal ederek Azerbaycan sivil yerleşim birimleri ve mevzilerine ağır top atışı gerçekleştirdiğini belirtti. Bu saldırıda ölü ve yaralıların olduğunu bildiren Aliyev, Azerbaycan ordusunun gereken yanıtı vererek birkaç yerleşim birimini işgalden kurtardığını kaydetti.
Aliyev, paylaşımında, "Cebrail ilinin Soltanlı, Emirvarlı, Maşanlı, Hasanlı, Alikeyhanlı, Kumlak, Hacılı, Göyerçinveyselli, Niyazgullar, Keçel Memmedli, Şahvelli, Hacı İsmayıllı ve İsaklı köyleri işgalden kurtarılmıştır. Karabağ Azerbaycan'dır." bilgisini verdi.
Azerbaycan ordusu topraklarını kurtarmak için başlattığı operasyonda daha önce de Fuzuli'nin bazı köylerini Ermenistan güçlerinden temizlemişti. Kent merkezi, 1 kasaba ve 75 köyden oluşan Fuzuli ilinin sadece 20 köyü işgal edilmemişti.
Öte yandan Dağlık Karabağ savaşında ikinci ateşkes yerel saatle 00.00, Türkiye saatiyle Cumartesi akşamı 23.00'te yürürlüğe girdi ancak dakikalar sonra patlama sesleri duyuldu. Ermenistan ordusu daha önce yaptığı gibi ateşkesi ihlal etti, 00.05-04.00 saatlerinde Gedebey ve Tovuz bölgelerindeki askeri mevzilere büyük kalibreli silahlarla ateş açtı.
Ateşkes ihlalli daha sonra Dağlık Karabağ'da işgalden kurtarılan Cebrail kenti çevresine yayıldı, bölgeye top ve havan saldırıları düzenledi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev, Ermenistan ordusunun savaş uçaklarını kullanarak ateşkesi ihlal ettiğini duyurdu.
Azerbaycan Savunma Bakanlığı ise, 27 yıl sonra özgürlüğüne kavuşturulan Fuzuli'de Ermeni askerlerinin kışlayı bırakıp kaçmak zorunda kaldığını bildirdi.
Söz konusu kışlada ele geçirilen tank, zırhlı araç, top ve diğer silahların görüntüleri de resmi Twitter hesabından paylaşıldı.
Cephe hattındaki en önemli gelişme ise, öğle saatlerinde yaşandı. Azerbaycan, Ermenistan'a ait bir SU-25 savaş uçağının düşürüldüğünü açıkladı.
Resmi açıklamada, Cebrail çevresindeki mevzilere saldırı hazırlığındaki savaş uçağının hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği belirtildi.
Azerbaycan Savunma Bakanlığı ayrıca Ermenistan özel kuvvetler askerlerinin öldürüldüğü görüntülere de yine Twitter hesabında yer verdi.
Ermenistan'ın Hızı şehrine fırlattığı füze ise Azerbaycan ordusuna ait hava savunma sistemleri tarafından vurularak yok edildi.
BBC, cepheden 200 kilometreyi aşkın bir mesafede bulunan Hızı'yı hedef alan füzenin S-300'ün kalıntıları olduğunu bildiriyor.
Azerbaycan lideri İlham Aliyev, tarihi Hudaferin Köprüsü'nün kurtarıldığını duyurdu. Aliyev, "Azerbaycan Silahlı Güçleri kadim Hudaferin Köprüsü üstünde Azerbaycan bayrağını salladı. Çok yaşa Azerbaycan halkı!" diye yazdı.
Uçağın düşürülmesinden sonra bu kez Ermenistan ordusu sınır hattındaki bir diğer kent olan Terter'e saldırılar düzenliyor.
Ermenistan, Cumartesi gününün ilk saatlerinde daha önce de füzelerle saldırdığı Azerbaycan'ın en büyük ikinci kenti Gence'yi hedef almıştı.
Füzelerin birçok binayı yerle bir ettiği kanlı saldırıda 13 sivil hayatını kaybetti. Yaşamını yitirenlerden biri, 15 yaşındaki Nigar.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hacıyev, Nigar'ın kimlik kartını Twitter hesabından paylaşıp bugün doğumgünü olduğunu yazdı.
Ermenistan ordusu, Terter'de hafta içinde bir cenaze törenine katılanları hedef almış, çok sayıda sivil yaşamını yitirmişti.
Azerbaycan ordusunun hafta içinde Karadağlı Köyü'nü kurtarmasıyla, işgal altındaki Dağlık Karabağ'ın başkenti Hankendi ile kuş uçuşu mesafe 18 kilometreye düştü.
Ermenistan, hafta içinde Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ'da bazı bölgelerde kontrol sağladığını teyit etti. Böylece, Ermenistan tarafından toprak kayıpları ilk kez doğrulanmış oldu.
27 Eylül'de başlayan savaşta Erivan yönetiminin resmi açıklamalarına göre 673 Ermenistan askeri Azerbaycan ordusu tarafından öldürüldü.
10 Ekim'deki ilk ateşkesi bizzat açıklayan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, hafta içinde Dağlık Karabağ'daki ateşkesi gözlemlemek için Rus askeri birliklerinin yerleştirilebileceğini duyurdu. Ancak Azerbaycan tarafından henüz bu öneri için olumlu bir yanıt verilmiş değil.
Dağlık Karabağ'daki çatışmalar 27 Eylül Pazar günü sabah saatlerinde Ermenistan'ın ateşkes ihlaliyle başladı. Dağlık Karabağ, Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası toplum tarafından Azerbaycan'ın bir parçası olarak tanınıyor. Ancak Azerbaycan'ın topraklarının yaklaşık yüzde 20'sine denk gelen Dağlık Karabağ ve civarındaki bazı bölgeler, 1990'ların başından bu yana Ermenistan işgali altında bulunuyor.
Bölgede 1991 yılında 'Dağlık Karabağ Cumhuriyeti' ilan edildi. Ancak burayı uluslararası alanda Ermenistan dahil hiçbir ülke tanımış değil.
Güney Kafkasya’da 4 bin 400 kilometrekarelik bir alanı kapsayan Dağlık Karabağ (Yukarı Karabağ), Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki en büyük sorun olarak yıllardır çözüm bekliyor.
Peki, ikisi de eski Sovyetler Birliği ülkesi olan Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ sorununun tarihçesi ne? 'Dağlık Karabağ' bölgesinin kelime kökeni birkaç farklı dilin karışımından oluşuyor. İsminin içinde bulunan birkaç dil bile, bölgenin tarih boyunca farklı kültürler arasındaki geçişkenliğe nasıl maruz kaldığını başlıbaşına gösterir nitelikte.
İngilizcesi Nagorny (ya da Nagorno) Karabakh. 'Nagorny' kelimesi Rusçada 'dağlık' (нагорный), anlamına geliyor. Azerbaycancada da, tıpkı Türkçe'deki gibi 'dağlık' anlamına gelen 'dağlıq' ya da 'yukarı' anlamına gelen 'yuxarı' kelimeleri ile anılıyor. Karabağ ise, Türkçe ve Farsçada ortak bir kelime olup, 'siyah bahçe' demek.
Azerbaycan ve Ermenistan’ın 1922’de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne katılmasıyla Dağlık Karabağ, kabullenilmiş görünen, ancak Ermeniler tarafından benimsenmeyen bir yapıya evrildi. 1923’te Azerbaycan Cumhuriyeti’ne bağlı otonom bölge statüsü verilen Dağlık Karabağ'da, bölgede yaşayan etnik Ermenilerin, Azerbaycan yönetiminden duydukları rahatsızlığı zaman zaman gündeme getirmelerine rağmen, Sovyet sisteminin durma noktasına geldiği 1980’lerin sonuna kadar statüko korundu.
Sovyetler Birliği’nin son lideri Mihail Gorbaçov’un tıkanan sistemin önünü açmak için 1985’te başlattığı açıklık (glasnost) ve yeniden yapılanma (perestroika) süreciyle beraber, Kafkasya’nın bütün sorunlu alanları gibi Dağlık Karabağ da gün ışığına çıktı. Sovyet yönetiminin her geçen gün zayıflayan otoritesini değerlendiren Dağlık Karabağ Otonom Yönetimi, 1988’de Ermenistan Cumhuriyeti’ne bağlanmayı talep etti. Bu talep karşılık bulmazken Azerbaycan ile Ermenistan’ın 1991’de bağımsızlıklarını ilan etmelerinin akabinde Dağlık Karabağ Ermenilerinin ayrılma girişimleri de yoğunlaştı.
Bu dönemde Karabağ'daki Azeri nüfusu zorunlu göçler nedeniyle yüzde 20'ye kadar düşmüştü. 10 Aralık 1991’de yapılan ve bölgede kalan Azerilerin boykot ettiği referandumda Ermeniler, Azerbaycan’dan ayrılmak için oy kullandı. Referandumun ardından Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığı ilan edildi, ancak bu girişim uluslararası toplumda karşılık bulmadı. Ermenistan ordusunun desteklediği Dağlık Karabağ Ermenileri ile bölgede yaşayan Azeriler arasındaki gerilim, bağımsızlık ilanıyla gittikçe yükseldi. Çıkan çatışmalar, 1992’de Ermenistan ordusu ve Dağlık Karabağlı Ermeniler ile Azerbaycan ordusu arasında sıcak savaşa dönüştü.
Dağlık Karabağlı Ermeniler, savaş sonunda bölgenin tümünün kontrolünü ele geçirdikleri gibi komşu yedi bölgeyi (rayon) de işgal ettiler. Böylelikle Dağlık Karabağ ile Azerbaycan'ın doğrudan temas noktaları oldukça sınırlandı. Dağlık Karabağ sorunu akademik çevrelerde yıllardır 'donmuş çatışma' olarak nitelendiriliyor. Aralıklarla devam eden çözüm müzakerelerine rağmen hem Dağlık Karabağ-Azerbaycan temas hattında hem de Azerbaycan-Ermenistan sınırında, karşılıklı ateşkes ihlalleri sık sık tekrarlanıyor. 2014'ün Ağustos ayında 20 yılın en kanlı çatışmaları yaşandı. Dağlık Karabağ sınırında iki gün süren çatışmalarda 13 Azerbaycan askeri öldü. Ermenistan Savunma Bakanlığı da 20 askerinin öldüğünü açıkladı.
Yarım milyon mülteci Azerbaycan ve Ermenistan'a sığındı, yaklaşık bir milyon insan zorla yer değiştirmek zorunda kaldı. Dağlık Karabağ çatışmaları başlamadan önce varolan bazı kasaba ve köyler tamamen terk edildi ve harabeye döndü. Azerbaycan topraklarının yüzde 14’ünden fazlası halen işgal altında. Azeriler bölgenin tarihsel olarak kendi kontrolünde olduğunu ve dolayısıyla kendilerine ait olduğunu iddia ediyor; Ermeniler ise bölgede hep Ermenilerin yaşadığını ve Azeri yönetiminin gayrimeşru olduğunu savunuyor.
İç mesele olarak görüldüğünden dış müdahale konusunda diğer devletler gönülsüz davrandı. İhtilaf, Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanması dolayısıyla 1992’den itibaren devletlerarası bir hale büründü. Azerbaycan’da savunma harcamaları 2003’ten bu yana her yıl yaklaşık yüzde 50 oranında arttı. 2012’de savunma harcamaları, Azerbaycan’ın toplam kamu harcamalarının beşte birini oluşturur hale geldi. Ermenistan da Rusya’nın yardımıyla cephaneliğini genişletti.
Tam sayılar net olarak bilinmemekle beraber, küçük yerleşimler ile Laçin ve Kelbecer’in nüfusunun toplamda yaklaşık 14 bin kişi olduğu sanılıyor. AGİT Minsk Grubu eş başkanlarına göre 2005 yılından bu yana nüfusta belirgin bir artış yok. Bölgeye yerleşen etnik Ermeniler altyapıya, ekonomik faaliyetlere ve kamu hizmetlerine kısıtlı bir erişime sahip. Birçoğunun kimlik belgeleri de eksik.
Sorunun en zayıf yeri 175 kilometre uzunluğundaki temas hattı. Mayın tarlalarıyla dolu bu hat, Birinci Dünya Savaşı siperlerini andırıyor. Temas hattına Ermeni tarafından 30 bin, Azerbaycan tarafından ise bu sayıdan biraz daha fazla asker konuşlandırılmış durumda. AGİT Minsk Grubu aracılığıyla yürütülen müzakereler zorlu geçiyor; zira liderler uzlaşıya yaklaşsa da ülkelerinde kamuoyunun isteklerini karşılayamama endişesiyle geri adım atıyor.
Dağlık Karabağ Azerileri ve Ermenileri sürece etki edemiyor. Ermenistan ve Azerbaycan kamuoyunun süreç üzerinde, bölgenin yerlilerinden daha çok etkisi var.
Minsk Grubu eş başkanlarının sözcüsü ya da medya sekreteri yok. Bu nedenle de görüşmeler medyada az yer alıyor. Rusya, önceden Ermenistan’a yakın bir pozisyon almışken, artık Azerbaycan’a ve Ermenistan’a eşit uzaklıkta durmayı tercih ediyor. Bu strateji Ağustos 2008’de Gürcistan’la yaşanan savaşın ardından güçlendi. Stratejik öncelik Gürcistan’ın tecrit edilmesi haline dönüştü. Dağlık Karabağ Sorunu ABD için, Orta Doğu’daki çatışmalardan daha az öneme sahip. Kongre’deki Ermeni lobisi, Hazar Denizi Havzası enerji güvenliği, ‘terörle mücadele’ ve Afganistan’a uçuşlarda Azerbaycan hava sahasını kullanabilmesi ABD için öncelikli konular.