08.08.2021 - 10:13 | Son Güncellenme:
milliyet.com.tr Independent Türkçe
İngiltere'nin başkenti Londra'dan Rusya'nın Pskov bölgesine kadar 2 bin 18 kilometreden fazla uçan bir yarasa, bir kedinin saldırısına uğradıktan sonra öldü.
Rusya'nın Pskov bölgesinde, insan başparmağı büyüklüğünde Nathusius pipistrelle cinsi dişi yarasa keşfedildi. Kanadında 'Londra Hayvanat Bahçesi' işareti bulunan yarasa, bir rehabilitasyon ekibi tarafından kurtarıldı ancak daha sonra öldü.
Bu yolculuk, İngiltere'de kayıtlara geçen, bir yarasanın kaydettiği en uzak yolculuk oldu. 8 gram ağırlığındaki yarasa, Molgino köyünde yaşayan Rus Svetlana Lapina tarafından keşfedildi ve durum İngiltere'deki yarasa koruma vakfı Bat Conservation Trust'a bildirildi.
Vakfın koruma hizmetleri başkanı Lisa Worledge, "Bu kayda değer bir yolculuk ve herhangi bir yarasa hakkında bildiğimiz İngiltere'den Avrupa'ya en uzun yolculuk. Tam bir olimpik" dedi ve şöyle devam etti:
"Bu yolculuk heyecan verici bir bilimsel buluş ve yarasa göçüne dair yapbozunun başka bir parçası. Nathusius pipistrelle cinslerinin İngiltere içinde ve İngiltere ile kıta arasındaki hareketleri büyük ölçüde gizemli kalıyor."
2016 yılında kanadına işareti, yarasaları kayıt altına alan Brian Briggs tarafından konduğu bildirildi. Briggs, "Bu çok heyecan verici. Bu olağanüstü hayvanları korumak ve onların büyüleyici yaşamları hakkında daha fazla bilgi edinmek için yapılan uluslararası koruma çalışmasına katkıda bulunabilmek harika" dedi.
Bu yolculukta katedilen mesafenin, sadece tek bir yolculuğun gerisinde kaldığı belirtiliyor. 2019'da Letonya'dan İspanya'ya göç eden bir Nathusius pipistrelle, 2.224 kilometre ile rekor bir yolculuk gerçekleştirmişti.
Nathusius pipistrelle cinslerinin göç mesafelerinin uzamasının iklim değişikliği ile bağlantılı olduğu kaydediliyor ve gelecekte iklim değişikliğinin türler üzerinde daha fazla etki yapacağı tahmin ediliyor. Üreme, dağılım ve göç davranışlarına ışık tutmak için 2014 yılında başlatılan ulusal projeden bu yana İngiltere'de 2.600'den fazla Nathusius pipistrelle kaydedildi.
ABD'nin Kuzey Karolina eyaletindeki Outer Banks'te bazı sahilciler, dişleri insan dişlerine benzeyen nadir bir balığa rastladı. Bu keşif internet kullanıcılarının da dikkatini çekti.Nags Head'deki balık avlama tesisi Jennette's Pier'in salı günü Facebook'ta paylaştığı gizemli balığın fotoğrafında, 4 kiloluk yaratık ağzını açarak insanlarınkine benzeyen dişlerini sergiliyor. Balık söz konusu fotoğrafta, sanki diş protezi takmış gibi görünüyor.
Ağzında istiridye ve diğer avlarını ezmek için kullandığı birkaç sıra azı dişine sahip hayvanın, koyunbaşı balığı olduğu tespit edildi. Balığın, koyunbaşı ismini, ağzının koyun ağzına benzemesi sebebiyle aldığına inanılıyor. Balığı yakalayan Martin isimli kişi, McClatchy News'e, ikiz kardeşiyle pazartesi günü balığa gittiğini ve "dişlerle dolu bir ağızla" karşılaştığını söyledi. İskelenin müdavimlerinden olduğunu söyleyen Martin, balık tutmaya koyunbaşı yakalama umuduyla gelmiş.
Balığın fotoğrafının yer aldığı Facebook paylaşımı, bin 200'ün üzerinde etkileşim alarak sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Yorumlarda kullanıcılar, gördüklerine inanmadıklarını dile getirdi.
Öte yandan pirananın otçulu olarak bilinen 'Pacu' balığı, geçen ay ilk kez Avrupa sularında görülmüştü. Dünyada birçok ülkesinde çıkan kayıtlara göre Pacu cinsi balıkların literatüre 'testis yiyen balık' diye geçtiği biliniyor. Bu balıkların Güney Amerika kökenli olduğu, çoğunlukla bitkilerle beslendiği ama zaman zaman hayvanları da besin olarak tercih ettikleri biliniyor. Danimarka Doğa Tarihi Müzesi'nden Henrick Carl, Pacu'nun normalde insanlar için tehlikeli olmamasına rağmen "bazı erkeklerin testislerinin ısırıldığı olaylar olduğu" konusunda uyarıyor.
Yüzmek ya da olta balıkçılığı yapmak için suya giren kişilerin, özellikle de erkeklerin testislerini ısırdıkları belirlenmiş. Balıkların ağız ve diş yapısı kesici dişlere benziyor. Meyveleri parçalamak için kullandığı iki sıralı dişleri bulunan bu balıkları, insanların testislerini meyve tohumlarına veya fındıklara benzettikleri belirlenmiş.
"İnsan benzeri" dişleriyle dikkat çeken pirana türü olan Pacu, genellikle Amazon nehir havzasında bulunuyor. Boyu yalnızca 20 santimetre civarında olan balıklardan biri, balıkçı Einar Lindgreen tarafından İsveç'in güney kıyılarında bulunan bir yılan balığı tuzağında yakalandı. Danimarka Doğa Tarihi Müzesi'nden Henrick Carl, "Pacu normalde insanlar için tehlikeli değildir ama oldukça ciddi bir ısırığı var" dedi ve ekledi: "Papua Yeni Gine gibi diğer ülkelerde bazı erkeklerin testislerinin ısırıldığı olaylar oldu."
Pacu'nun büyük ölçüde bitkilerle beslendiğini anımsatan Carl, "Acıktıkları için ısırıyorlar" diye ekledi. Ana vatanından çok uzakta bulunan bu Pacu, evcil hayvan olarak tutulduktan sonra terk edilmiş olabilir. Michigan Gölü'nde ve Devon'daki Torridge Nehri'nde türün diğer örnekleri ortaya çıktığında medyaya bu açıklama yapılmıştı.
Dünya hafta başında tecrübeli kaptanın başına gelen inanılmaz olayı konuşuyor... Michael Packard, Massachussetts eyaletinde bulunan Cod Burnu'nda ıstakoz avlamak için cuma günü dalış yapmıştı fakat başına hiç beklemedği bir şey geldi. "Yaklaşık 14 metre kadar derine indim, sonra güçlü bir çarpışma hissettim, ondan sonra da her şey kararıverdi" diyen Packard, şöyle devam etti:
Fakat hareket edebildiğimi hissediyordum, 'İnanamıyorum, köpekbalığı mı ısırdı beni' diye paniğe kapıldım. Sonra etrafıma dokunmaya başladım, hiçbir diş yoktu. Büyük bir acı da hissetmiyordum. Sonunda durumu fark ettim; 'Aman Tanrım, bir balinanın ağzındayım. Balinanın ağzındayım ve beni yutmaya çalışıyor' diye düşündüm.
56 yaşındaki deneyimli kaptan, yaşadığı korku dolu anlara ilişkin "Kendi kendime 'Buraya kadarmış, öleceğim' dedim, eşimi ve çocuklarımı düşündüm" dedi. Ne var ki şansı yaver giden Packard ölümden kıl payı kurtuldu. Dev memelinin ağzında yaklaşık 30 saniye geçirdiğini söyleyen denizci, daha sonra balinanın yüzeye çıkarak kendisini dışarı püskürttüğünü anlattı.
Packard, "Aniden yüzeye doğru yöneldi ve bir anda sudan çıkarak kafasını sallamaya başladı. Beni havaya püskürttü, sonra da suya düştüm ve özgür kaldım." ifadelerini kullandı. Denizden kurtarıldıktan sonra acilen hastaneye kaldırılan Packard, bu sıradışı deneyimi sadece küçük sıyrıklarla atlattı. Annesi Anne Packard ise oğluyla telefonda konuştuğunu ve "İnanılmaz şanslı olduğunu" söylediğini belirtti.
Okyanus sularının dibinde tuhaf, bazen korkutucu ve nihayetinde büyüleyici yaratıklar gizlenir. Bunlardan biriyle ilgili yapılan keşif, dünyayı şaşkınlığa uğrattı. Yeni bir araştırmada bilim insanları, okyanus kıyılarında yaşayan sıradışı bir yumuşakçanın, daha önce sadece kayalık kıyı şeritlerinde bulunan nadir bir demir mineralinden yapılmış dişlere sahip olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, Latince ismi Cryptochiton stelleri olan ve kiton diye bilinen hayvanın dişlerini inceledi ve santabarait adı verilen nadir demir mineralini tespit etti.
Dünyanın her yerindeki okyanus kıyılarındaki kayalara yapışmış yosun gibi yiyeceklerle beslenen kitonların boyları 36 santimetreye kadar ulaşabiliyor. Bu hayvanların oval şekilli, kırmızımsı kabukları da bulunuyor. Kitonlar aynı zamanda son derece sert dişleriyle tanınıyor. Ancak diş yapısında demir olduğu şimdiye dek bilinmiyordu. Araştırmacıların yeni keşfi de C. stelleri'nin yiyecekleri kayalardan nasıl kazıyabildiğine ışık tuttu.
ABD’deki Northwestern Üniversitesi'nden malzemebilimci Derk Joester, "Bu mineral, yüksek oranda su barındırıyor. Bu da onu düşük yoğunlukta güçlü kılıyor" diye konuştu. Hakemli bilimsel dergi PNAS’ta yayımlanan araştırmanın ortak yazarı Joester, bu sayede hayvanın dişlerinin güçlendiğini ekledi. Bilim insanı, nadir minerali şöyle açıkladı: "Bu mineral yalnızca jeolojik örneklerde çok küçük miktarlarda bulunmuştu. Daha önce biyolojik bağlamda hiç görülmemişti."
Bir kumsalda bulunan "kanatlı" gizemli bir deniz canavarının çürümekte olan bedenini görenler, hayatlarının şokunu yaşadı. Tuhaf yaratık, ailesiyle birlikte bölgeyi ziyaret eden 42 yaşındaki Kenny Harris tarafından Kuzey Carolina’nın Outer Banks bölgesinde bulundu. "Tek başıma sabah yürüyüşüne çıktım ve uzaktan kumda bir şey gördüm" diyen Kenny Harris, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yaklaştıkça korkunç bir yaratığa benzeyen bu ölü balığı gördüm. Kanatları olduğunu fark ettim." Kenny Harris, "Batı Virginia'lıyım ve Outer Banks'i yılda iki kez ziyaret ediyorum ve daha önce hiç böyle bir şey görmedim." ifadelerini kullandı. Fotoğrafları sosyal medya hesabında paylayan Harris, arkadaşlarına bu yaratığın ne olduğunu sordu. Fotoğrafları görenler de en az onun kadar şaşkındı.
Bazı sosyal medya kullanıcıları hayvanın chupacabra yani Güney Amerika'da yaşadığına inanılan ve kanla beslenen yaratık olduğunu iddia etti. Diğerleri hayvanın yarasa-balık melezi olduğunu söylerken, birkaç kişi 1984 yapımı The NeverEnding Story filmindeki ejderha Falkor'a benzediğini ileri sürdü.
Bir kişi, "Orada yıllardır balık tutuyorum ve hiç böyle bir şey görmedim" diye yorum yaptı. Bir diğeri ise, "Sürekli olarak okyanuslarımıza atılan zehirli atıkların sonucudur" diye yazdı. Ancak nihayetinde bir fikir birliği ortaya çıktı: Kenny, kritik tehlike altında olarak sınıflandırılan bir köpekbalığı türü olan bir "melek köpekbalığı" bulmuştu. Melek köpekbalıkları bir zamanlar kuzey Atlantik, Akdeniz ve Karadeniz'de yaygındı. Ancak 1980'lerde balık pazarı gelişti ve sayıları önemli ölçüde azaldı.
Düşünmesi bile o kadar korkunç ki, kulağa uydurmaymış gibi geliyor. Ama değil: Konakçının dilini ısırıp yerine geçen ve ömrünün sonuna kadar ağzının içinde yaşayan bir parazit. Geçen hafta yayılan bu görüntüler dünyayı tam anlamıyla şoka uğratmıştı...
Cape Town'dan 27 yaşındaki Don Marx, altı kiloluk marangoz balığını yakaladığında, Agulhas Burnu yakınlarında balık tutuyordu ve "kaçak yolcuyu" balığın çenesinin içinde keşfetti.
Deniz biyolojisi üzerine eğitim alan Marx, daha önce bu parazitleri duymuştu ama vahşi doğada hiç görmemişti, bu yüzden de anı belgelemek için bir fotoğraf çekti.
Ancak çektiği fotoğrafı Kuzey Batı Üniversitesi'nde bir zoolog olan Profesör Nico Smit'e gönderdikten sonra, bu parazit türünün daha önce hiç fotoğraflanmadığını öğrendi ve bir ilke imza atmaktan büyük mutluluk duydu.
"Bir deniz bilimcisi olarak ve küçük yaşlardan beri balık avladığım için, balıklar ve köpekbalıkları üzerinde yaşayan parazitleri görüyordum." diyen Marx, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama bugüne dek gördüğüm hiçbir şey, beni marangoz balığının ağzını açtığım ve bıyıklı bu mavi gözlü uzaylının bana baktığını gördüğüm ana gerçekten hazırlayamazdı."
Bu dil yiyen parazit türü sadece marangoz balıklarını konak olarak kullanıyor ve yıllardır bilim adamlarından kaçıyor.
27 yaşındaki Don Marx, "Hayatımızı biraz yavaşlatıp etrafımıza dikkatlice baktığımızda, doğa bize tüm sihrini gösterir" diyor.
Dil yiyen parazitlerin varlığı on yıllardır biliniyor, ancak yalnızca son yıllarda yaşam döngüleri ve davranışları hakkında kapsamlı çalışmalar başlatıldı.
Tüm dil yiyen deniz biti türlerinin, okyanusta sürüklenerek ve tutunacak balıkları arayan erkek parazitler olarak hayatlarına başladığı düşünülüyor.
Şu ana kadar 280'den fazla deniz biti türü tespit edildi Her bir deniz biti türünün, yalnızca bir balık türünü hedef aldığı düşünülüyor.
Evden çıkıp hemen yakındaki sahilde yürüyüşe çıktılar, neredeyse her bir metrede karşılarına çıkan manzara karşısında dehşete düştüler. Yetkililer, sahilden uzak durulmasını istiyor.
İngiliz bilim insanı Tess Gridley, Güney Afrika'nın Cape Town'da yaşıyordu. 2000'lerin ortasında Sheffield'den Cape Town'a taşınan Gridley'in kayda aldığı bir video dünya çapında yankı buldu.
Ailesi ve köpekleriyle birlikte Muizenberg Plajı'nda yürüyüşe çıkan Deniz Araştırmaları üyesi bilim insanı, sahile vurmuş ve hepsi çok zehirli yüzlerce tuhaf deniz canlısıyla karşılaştı.
Neredeyse her bir metrede bir ölü balon balığıyla karşılaştığını belirten Tess Gridley, kıyıya vuranlar arasında fizalya denizanalarının da olduğunu söylüyor.
Güney Afrikalı yetkililer, şeytan-gözlü balon balıklarının çoğunlukta olduğu deniz canlılarının okyanus suyuna karışan siyanür nedeniyle zehirlendiğini söylüyor.
Çevre, Orman ve Balıkçılık Bakanlığı, False Koyu'nda her kilometrede neredeyse 400 kadar balığın tespit edildiğini açıkladı ve çevrede yaşayanlardan köpeklerini sahilden uzak tutmaları istendi.
Sahildeki felaketten kısa süre önce yaşanan kızıl gel-git'in okyanusa yaydığı zehir nedeniyle balıkların öldüğü yönündeki inanış ise, resmi yetkililer tarafından doğrulanmıyor.
Bilim insanı Tess Gridley'in video kaydı İngiliz medyasında 'Sahil canavarları', 'Yüzlerce dehşet verici deniz canlısı siyanürden öldü' başlıklarıyla verildi.