17.04.2023 - 12:49 | Son Güncellenme:
Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr - İnsanlar ve hayvanlar arasındaki sıkı dostluk hikâyeleri geçmişten bugüne pek çok kez kaleme alındı, birçok sanat eserine konu oldu. Özellikle Japonya'da ölünceye kadar sadakatle bağlı olduğu sahibini her gün işe giderken bindiği metro istasyonunda bekleyen Haçiko adlı köpeğin hikâyesi, insanlar ve hayvanlar arasında aslında sanılandan çok daha güçlü bir bağ olduğunu ortaya koyan önemli bir olaydı. Japon dalgıç Hiroyuki Arakawa'nın can dostuyla yaşadıkları ise alışılmışın biraz dışında. Yaklaşık 30 yıla yayılan bu sağlam dostluk, duyan herkesin kalbini fethedecek cinsten.
O GÜNDEN BERİ HİÇ KOPAMADILAR
Japon dalgıç Arakawa'nın hikâyesi günümüzden yaklaşık 30 yıl öncesine dayanıyor. İlk dalışını 18 yaşında gerçekleştiren Arakawa, Tokyo’nun batısındaki Tateyama Körfezi'nde doğal hayatı ve su altındaki kültür varlıklarını gözlemlemekle görevli bir dalgıç olarak çalıştı.
Hiroyuki, körfezin 15 metre altında bulunan bir su altı tapınağında dalış yaptığı sırada Yoriko ismini verdiği 'Asya davarbaşı' cinsi bir balıkla karşılaştı ve böylelikle ikili arasında herkesi şaşırtan bir dostluk başlamış oldu. 30 yıl önce karşılaştığı bu balıkla kuracağı bağ, adını tüm dünyaya duyuracaktı ancak henüz o hiçbir şeyin farkında değildi.
AĞZINDAN YARALANMIŞ BİR HALDEYDİ
Hiroyuki Arakawa, Yorika ile ilk karşılaştığında Asya davarbaşı ağzından yaralanmış bir haldeydi. Ölümün eşiğindeki Yoriko’nın kendi kendine beslenemeyeceğini anlayan Arakawa, bu durumun önüne geçmek için balığı 10 gün boyunca her gün yengeçle beslemeye başladı. Hızlı bir şekilde iyileşen ve tekrar kendi kendine beslenmeye başlayan balık ile dalgıç arasındaki bağ, bu olaydan sonra güçlenerek devam etti.
'ONU KURTARDIĞIMI BİLİYOR'
Arakawa, can dostu Yoriko'nun aslında her şeyin farkında olduğunu düşünüyor. Hikâyesini öğrenip kendisiyle röportaj yapan muhabirlere dostuyla arasında ciddi bir bağ olduğunu söyleyen dalgıç, "Onunla aramızda güven duygusu var. Sanırım onu kurtardığımı biliyor. Kötü bir şekilde yaralandığında ona yardım ettiğimi hatırlıyor. Bunu yaptığım için kendimle gurur duyuyorum. Kalbimde başarının vermiş olduğu bir hazzın mutluluğu var" diye konuştu.
Arakawa, Yoriko’nın kendisini öpmeye bile izin verdiğini belirterek, "Diğer balıklar temastan kaçınırken o bunu yapmıyor. Yoriko, onu sevmeme ve şişkin kafasını öpmeme bile izin veriyor. Bence herkes bir hayvanı besleyerek onun dikkatini çekebilir ve onunla güçlü bir bağ kurabilir" dedi.
Yoriko, geçmişte ağır yaralar almış olsa da Arakawa ile karşılaşmasının ardından geçen sürede sağlıklı bir şekilde yaşadı. 'Asya davarbaşı' cinsi balıkların ortalama yaşam süresi hakkında çok az bilgi olsa da bu türün 100 santimetre uzunluğa ulaşabildikleri biliniyor. Yine bu türdeki balıklar içinde şu ana kadar kaydedilen en büyük ağırlığın da 14.7 kilogram olarak tespit edildiği bilinen diğer bilgiler arasında.
BALIKLAR İNSAN YÜZÜNÜ TANIYOR
Bilim dünyasının su altı hayatına ilişkin araştırmaları tüm hızıyla devam ediyor. Bu amaçla 2016 yılında Oxford Üniversitesi ve Queensland Üniversitesi’nde yürütülen çalışmalar sonucunda, bazı balık türlerinin insan yüzlerini tanıyıp algılayabildiği belirtildi.
Üniversitelerdeki araştırmaların çalışmalarında okçu balıkları kullanıldı ve akvaryum içindeki balıklara çok sayıda insan yüzü gösterildi. Okçu balıkları, yeni yüzlerle karşılaştığı her senaryoda kafa şekli, renk ve çeşitli ayırtıcı özelliklere dikkat ederek ilk başta öğrendikleri yüzü doğru şekilde seçebildi. Yapılan deneylerde, balıkların doğru sonuca ulaşmalarının ortalamasının çok yüksek olduğu ifade edildi. Balıklar, gelişmiş yeteneklere sahip olmasa da 44 yeni insan yüzünü tanıyabildi ve yüzde 86’lık bir doğruluk oranına ulaştı.
'BEYİNLERİ İNSANLARA GÖRE DAHA BASİT'
Oxford Üniversitesi'nde araştırmacı olarak görev yapan Dr. Cait Newport, sonuçlarla ilgili olarak şunları söyledi: "Balıklar, insanlardan daha basit bir beyne sahip ve beynin insanların yüzleri tanımak için kullandıkları bölümünden tamamen yoksunlar. Buna rağmen birçok balık etkileyici görsel davranışlar sergiliyor ve bu nedenle basit beyinlerin karmaşık görevleri tamamlayıp tamamlayamayacağını test etmek için mükemmel denek haline geliyorlar" dedi.