Kültür SanatKardak keçilerindir!

Kardak keçilerindir!

01.06.1999 - 00:00 | Son Güncellenme:

Kardak keçilerindir!

Kardak keçilerindir


Bir Paşa, ana dili Yunanca


Gül DİRİCAN


Öncelikle bilmenizde fayda var, bildiğimiz tarihsel romanlardan değil, "İsmail Ferik Paşa'nın Hayatı" gibi gayet kuru da bir adı var. Hani neredeyse uzmanına hitap etmeyi hedeflemiş gibi. Çevrenin Herkül Millas olduğunu görünce biraz huylandım, "bu işte bir iş var" dedim ki, doğruymuş. Millas önsözünde "Hele bugün kimilerince `Yunanlı,' kimilerince `Türk', kimilerince `Mısırlı' sayılan, Giritli bir Hıristiyan grekofondan dönme, Mısır'da yaşamış, Arnavut dönmesi ve Osmanlı Devleti'ni az daha yıkan ve bugün Mısır ulusçuluğunun babası sayılan Kavalalı Mehmet Paşa yanlısı bir İsmail Ferik Paşa neden Türk okuyucusunun ilgisini çeker?" diyor. Bu açıklama bence birçok okurun gözlerinin ışıldaması için yeter de artar bile. Yine Millas "şiiri sevmeyenler ve şiir diline alışık olmayanlar romanı yadırgayabilir" diyor ki, bu uyarıya rağmen ilk sayfalarda çok zorlandığımı itiraf etmeliyim. Klasik bir tarihsel romanının ölçülerine uymuyordu bu kitap. Doğrudan İsmail Ferik Paşa'nın iç sesiyle başbaşa bırakıyordu. Romanın yazarı Rea Galanaki, "kapıdan şöyle bir bakayım" diye düşünen aylağı, kendi iç ritmini bulmuş bir dansçının kollarına itiveriyordu. Birkaç tökezlemeye izin veriyor ama kuralları net Galanaki'nin. Onunki, evet, şiirsel ama çok sert bir dans aynı zamanda. İlk satırda başlıyor canınızı yakmaya, ucunu da hiç bırakmıyor.
İsmail Ferik Paşa bir devşirme, Girit'te esir alınıp Mısır'a getiriliyor. Orada aldığı askeri eğitimle cihadiye serdarlığına kadar (Mısır harbiye nazırlığına) yükseliyor. Mısır ordusunda Kavalalı Mehmet Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa ile yan yana çalışıyor. Birçok savaşa birlikte katılıyorlar. Hayat ona çok tatsız bir sürpriz hazırlıyor, kendi doğduğu yere, Girit'e kendi soyundan insanların çıkardığı isyanı bastırmak üzere gidiyor. Yıllar önce esir alındıklarında yolları ayrılan kardeşi ise artık Atina'nın çok güçlü kişilerinden biri, bu isyana parasal destek sağlıyor.
Devşirme olmak, belki bu kitaba kadar böylesine mercek altına alınmamıştı. Devşirmeliği bir "imkanlar" dizisi olarak görmek belki de hepimize iyi gelmiştir. Dünyanın her yerinde olduğu gibi önce bize "resmi" olarak anlatılanlara inanmak sonra da hepsinin üstünden tek tek geçmek gerekiyor. Neden bir devşirme, ait olduğu yeri, hayatı özlemesin ki? İsmail Ferik Paşa da özlüyor. Romanın temel izleği de bu. Başarılı bir asker ama çok kimlikli. Peki nereli İsmail Ferik Paşa? Kim?
Halka daraldıkça, İsmail Ferik Paşa'nın çelişkisi netleşiyor: "O zaman ben, Mısır'ın cihadiye serdarı, bu seferde Mısır ordusunun başı, yurdu Girit olan ben, çocuk yaşta Müslüman olan ve dediklerine göre, Atina'daki Papadakis'in kardeşi olan, halk dili Yunancayı konuşan ve son savaşta komutayı elinde bulunduran ben, düzenli Osmanlı ordusunun düzensiz Osmanlı askerine ateş açması için emir verdim. Ve emrim yerine getirildi" diyor ve isyanı bastırmak için ilerlediği köylerden biri doğduğu yer, kendi evine yaklaşıyor. İlerleyen sayfaları soğukkanlı okumak ne mümkün. Çağdaş Yunan edebiyatının önemli temsilcilerinden biri olarak anılan Galanaki, Giritli olan babasından dinlemiş İsmail Ferik Paşa'nın hayatını ve Galanaki "bugün bile kendi Girit köyünde efsanevi bir kimse olarak anılıyor" diyor.
Herkesin hele de bu günlerde "kimlikleriyle" fazla gerinip dolaştığı düşünülürse, bu kitabın her şeyden önce "bir de tersinden bakın" uyarısı inanın hiç de yabana atılır değil.