Uğur Mumcu'yu, Türk basın tarihinin bu yüz akı gazeteciyi, ölümünün 11'inci yılında her zamankinden de büyük özlem, sevgi ve saygıyla anıyoruz.
Halkın, hakkın, hukukun savunucusu Uğur Mumcu'nun yazıları "um.ag" tarafından 40 kitapta toplandı. Bu 40 kitabın hangi sayfasını açsanız orada bugünkü toplumsal bozuklukların kaynaklarına karşı Uğur Mumcu'nun savaşını görürsünüz. Geçmişte yapılan hataların geleceğimizi nasıl karartacağını bıkmadan, usanmadan, yılmadan döne döne anlatmıştır. Yolsuzlukları, usülsüzlükleri, çeteleri, mafyayı, irticayı, siyaset - ticaret - tarikat üçgeninde cambazlık edenlerin Türkiye'yi ele geçireceğini... Hepsini, herşeyi yazdı...
Ve ne yazık ki herşeyi de bildi. Türkiye önce soyuldu, sonra dinci siyasetin eline düştü. Şimdilerde artık Laik Cumhuriyet'in "daha müslüman bir yapıya" devir işlemleri tamamlanıyor. Şahsi emellerini ABD ve AB'nin emelleriyle birleştirmiş bir kadro ülkeyi Cumhuriyet'in gerisine sürüklüyor...
Ve gazetecilik değerleri giderek aşınıyor... Cumhuriyet'in altının oyulmasına ilişkin adımlar bırakınız yorumu çoğu zaman haber bile olmuyor. Gizleniyor.
Küçük çıkarlar uğruna iktidara yaranmaya çalışan gazeteci takımı, kendi altını da oyduğunun farkında değil.. Ya da öyle görünüyor...
Uğur'u o yüzden her zamankinden daha büyük hasretle anıyor, aydın sorumluluğu taşıyan genç gazetecilerin O'nu örnek almalarını diliyoruz.
Eskiden sokağa çıkma yasağının bir nedeni olabilirdi: Sıkıyönetim.
Şimdi üç neden daha var : Parasızlık, yağmur ve kar.
Türkiye'deki 50 bin okulun yaklaşık 10 bin tanesinde müdür yok. Kimi okul müdürleri de soruşturma vs gibi gerekçelerle görevden alınıp yeri boşaltılıyor. Bu görevlere atama nasıl yapılacak?
En az 4 yıl görev yapmış müdür yardımcıları arasından "mülakat" ile...
Bir başka yenilik! Geçmişte imam hatip okulu müdürlüğüne mutlaka ilahiyatçı atanırdı. Bu kural değiştirildi. Artık bir kız meslek lisesi müdürü imam hatip okulu müdürlüğüne atanabileceği gibi bir ilahiyatçı da kız meslek lisesi müdürlüğüne atanabilecek. Bu değişikliğin maksadı mı? Siz ne düşünüyorsunuz?
Ana çocuk sağlığı merkezinde çalışan bir hekim yazıyor:
"18 yıldır hekim olarak görev yapıyorum. İlk kez bu yıl son 6 aydır takip ettiğimiz çocuklara aşı yapamıyoruz. Çünkü aşı yok. Sağlık müdürlüğü aşı göndermiyor. 10 gün öncesine kadar yalnızca karma aşı (Difteri - Boğmaca - Tetanos) yoktu. Düzensiz olarak her biri 20 dozluk 1 - 2 şişe aşı gönderiyorlardı. İzlediğimiz çocuk sayısı fazla olduğu için bir günde bu aşılar bitiyordu. Şimdi son 10 gündür hiçbir aşı yok. 5 aylık olmuş ama hiç aşılanmamış çocuklar var... Çoğunun dışardan aşı alacak parası yok..."
Burdaaaaa bir İstanbul var yanımda,
bu köy bizim köyümüzdür.
İşe gidemesek de, eve dönemesek de,
bu köy bizim köyümüzdür.
İstanbul tarihinde görülmemiş bir kabus yaşadı. Yollarda kalan on binlerce yurttaş önceki gece perişan oldular, eşi görülmemiş bir ızdırabı paylaştılar.
Unutamayacağımız anlardan biri, ekranlarda sürücüler 5 - 6 saattir kımıldamadam trafikte beklediklerini söylerken telefondaki Karayolları Genel Müdürü'nün yaptığı konuşmayı:
- İstanbul'da kapalı veya tıkalı yol yoktur, şeklinde bağlaması oldu.
Bürokrat belli ki Ankara'ya pembe mesaj veriyordu...
Vali ve Belediye Başkanı da umutlu mesaj arayışındadılar...
Ne var ki dün sabah 10:00 haberlerinde Hadımköy yolunda mahsur kalmış araç sahiplerinden biri o ana kadar kendilerine hiçbir yardım ulaşmadığını söylüyordu. O yolun ilerisinde büyük bir askeri birlik vardı üstelik. Ve insanlar yaklaşık 18 saattir aç, susuz, uykusuz yol üstünde bekleşiyordu.
İstanbul'da yaşanan felaket Ankara'nın duruma el koymasını gerektirir büyüklükteydi. Yollarda mahsur kalmış binlerce yurttaşa yardım ve kurtarma seferberliği Genelkurmay'la eşgüdümlü olarak Ankara'dan planlanmalıydı. Ancak hükümetin veya bakanların durumla ilgilendiğine dair haber duymadık...
Meteoroloji yetkilileri ve televizyonlar üç gün öncesinden yurttaşları kar ve fırtınaya karşı uyarmaya başlamıştı. Yetkililer bu uyarılar karşısında ne kadar önlem aldılar o görüldü.
Peki sürücüler gereken önlemleri almış, yola tedarikli çıkmış mıydı? Ne gezer? Nasıl olsa önlem almak devletin ve belediyelerin göreviydi, evelallah onlar da bu görevi bilhakkın yerine getirirdi! Vatandaş niye zahmete girsin?
Milliyet, CNN TÜrk ve Kanal D çalışanları önceki geceyi iş yerlerinde uykusuz geçirdiler. Civarda mahsur kalan yüzlerce yurttaş binalarımızda konuk edildi. Bu gazeteyi çok zor şartlarda hazırlayan fedakar arkadaşlarımızı kutluyor, herkese büyük geçmiş olsun diyoruz..