Melih AŞIK
Konya Numune Hastanesi'nin başarılı Baştabibi
Ahmet Kart'ın hiçbir gerekçe gösterilmeden görevinden alındığını iki gün önce yazmıştık. Meğer görevden alınmasını gerektiren ne gerekçeler varmış da, bizim haberimiz yokmuş!.. Bakınız, Konyalı bir okurumuz bu gerekçeleri nasıl sıralıyor.
"Ahmet
Bey'den önceki hastane yönetimi, çok ufak miktarlarda ilaç ihalesine girer, yılın ilk aylarında ilaç stokları tükendiğinde geriye kalan ihtiyacını Konya'daki eczanelerden, ecza depolarından karşılardı. Ahmet
Bey, işbaşına gelir gelmez, eskinin 5 - 10 katı fazlası ilaç ihalesi yapmaya başladı. Miktar büyük olduğu için de ilaç firmalarına inanılmaz fiyat indirimleri yaptırdı. Bu uygulama, aynı zamanda eczane sahibi olan Konya'daki bazı ANAP yöneticilerinin hoşuna gitmedi. Çünkü en büyük avantaları kesilmişti.
Eski yönetim zamanında Konya Devlet Hastanesi'nden Konya'daki özel hastanelere ve muayenehanelere her yıl çeşitli gerekçelerle, bahanelerle yüzlerce hasta sevkedilir; hastanenin milyarlarca lirası buralara akardı. Ahmet
Bey, buna da sıkı denetim getirdi, hastanede yapılabilecek pek çok kontrolün dışarıda yapılmasını engelledi. Bu uygulama da pek çok kişinin canını yaktı. En başta da dışarıda özel muayenehanesi olan bazı doktorların..."
Görüldüğü gibi... Hayli kabahati birikmiş Dr.
Kart'ın...
Gündemdeki yeni geyik muhabbeti:
Özer Çiller ile
Turgut Yılmaz arasında servet değiş tokuşu... Basın bu muhabbeti sevdi. Karşılıklı atışmalara yer veriyor. Hukukçu
Lütfü Ünel araya girerek diyor ki:
- Basınımız maşallah herşeyi anında magazinleştiriyor. Burada önemli olan Çiller'lerin servetinin miktarı değil. Kaynağındaki kuşku. Elmalarla armutları karıştırmayalım...
***
İzmir Torbalı'da turizm alanında faaliyet gösteren TOTAŞ'ta esprili konuşmalar arasında bir öneri ortaya atılmış:
- Nazlı Ilıcak'ın Özer Çiller'le yaptığı röportaj tam inandırıcı olmadı. Daha inandırıcı olması için bundan sonra Özer'le röportajları Tansu yapsın.
***
Eczacı İsmet Bahadır yazıyor:
"Ben bu Avrupalıları hiç anlamıyorum. Uyuşturucu kaçakçılarını, katilleri, kaçakları neden derhal bize iade etmiyorlar... Oysa biz onları Avrupalılardan çok daha seri aklıyor, paklıyoruz. Dahası onlarla gurur duyuyoruz.
Versinler onları aklama, paklama, salıverme gururunu bizler taşıyalım.
Fenerbahçeli
Jay Jay Okocha bir yılda Türk vatandaşı oldu. Yeni adı
Yavuz... Yurttaşı Uche de oldu
Deniz... Başkaları vatandaşlık hakkı için yıllarca beklerken ünlü sporcuların bir yılda
"vatandaş" oluvermesinin tek sebebi var malum: Bu dalavereyle kulüplerin yabancı sporcu kontenjanını arttırmak... Çok yüce ve soylu bir sebep görüldüğü gibi..!
Nazım Hikmet, 1951 yılında Türk vatandaşlığından çıkarılmıştı... Aydınlar ve hakkaniyete saygılı yurttaşlar
Nazım'a vatandaşlığının iade edilmesi için yıllardır uğraş veriyor. Kimse oralı olmuyor.
Okocha ve
Uche artık Türk vatandaşı..
Nazım değil...
Ferhan Şensoy, Ferhangi Şeyler'in son gösterisinde vatandaş
Okocha'yla ilgili:
- Tipi de tam Türk keratanın, bu kadar Türk'e benzeyen insana zor rastlanır, derken salon yerlere yatıyor.
Okocha'nın Türk olduğuna kimse inanmaz.
Nazım Hikmet ise tüm dünyada
"Türk Şairi" olarak tanınır. Ama Türk Devleti
Okocha'yı Türk olarak tanıyor,
Nazım'ı tanımıyor.
Nazım'ın vatandaşlığının iadesi çok karmaşık muameleleler de gerektirmiyor.
Beş dakikalık iş...
Bakanlar Kurulu bu konuyu gündemine alıp 1951 yılında
Menderes Hükümetinin çıkardığı kararnameyi iptal ettiği anda
Nazım Türk vatandaşlığına dönecek...
Bu kadar basit... Bu basit işlem neden gerçekleşmiyor?
Üstelik ülkenin Başbakanı
Mesut Yılmaz bundan yaklaşık iki yıl önce muhalefet lideri olarak gittiği Moskova'da
Nazım'ın mezarını ziyaret etmiş, amcasının
Nazım'a özel bir ilgi duyduğunu,
Nazım'la ilgili resim ve belgeler sakladığını söylemiştir.
Eğer yapılan siyasi şov değilse ve bir parça samimiyet taşıyorsa
Nazım'ı tekrar vatandaşlığa alma onurunu bu hükümetin üstlenmesi gerekir.
Mesut Yılmaz'ın koalisyon ortağı da bir şair üstelik:
Bülent Ecevit...
Böyle bir konuyu gündeme
Mesut Yılmaz'dan önce
Bülent Ecevit'in veya Kültür Bakanı
İstemihan Talay'ın getirmesi de beklenir.
Türkiye
Okocha ve
Uche'yi Türk ilan ederken dünyanın
"Türk" olarak tanıdığı en büyük şairini tanımazlıktan gelemez. Uygarlaşmaya niyetli bir ülke böyle bir ayıbı sırtında taşımaz...
Yazara EmailM.Asik@milliyet.com.tr