Anlaşıldı… Sergen Yalçın Süper Lig şampiyonluğu ile yetinmiyor. Beşiktaş’ta şampiyonluk kazanan hocaların yanında kendine özel bir yer seçiyor : Dubleciler locası. Kimse yanlış anlamasın. Futboldaki dubleden söz ediyorum: Hem Lig, hem de Türkiye Kupası’nı aynı sezonda aynı takımla kazanma anlamında. Sergen Yalçın böylece Gordon Milne (1989-90) ve Mustafa Denizli’nin (2008-09) yanında keyifle oturuyor.
Elbette yorularak, terleyerek, canı yanarak, içi acıyarak, gururla, onurla yaşanan bir keyif bu. Hak edilerek yaşanan bir keyif...
Sezon başında en çok sıkıntı çekecek takım diye gösterdiğimiz Beşiktaş’ta hepimizi yanıltarak Başkan Ahmet Nur Çebi ve yönetici arkadaşlarının dirayeti, Sergen Yalçın’la yardımcılarının meziyetleri, futbolcuların emekleriyle yaşanan bir keyif.
Bu maçın başka bir keyfi de var. Birkaç minibüs dolusu sınırlı sayıdaki taraftarın, maç boyunca oluşturdukları destek koroları... Şarkılar ve marşlarla futbola unutulmuş güzelliklerinden birini iade ettiler. Teşekkürler onlara.
Maça dönersek…
Süper Lig’in Sivasspor’la birlikte en çok beraberlik alan (17) takımı Antalyaspor, finale kadar tek gol yemeden gelmişti. Yenilemeyen ve yemeyen bir ekip. Bir final için hiç de sıradan bir özellik değil. O nedenle finalistlerin nasıl oynayacaklarını merak ediyorduk.
Gördük ki Antalyaspor bu defa gol atamayan bir takıma dönüşmüş. Orta alanda mücadele, savunmada direnç tamam da… ilk yarıda kazandıkları kornerlerin (5) yanı sıra kaleci Utku’nun ve Beşiktaş savunmasının hatalarıyla oluşan fırsatların hiç birini değerlendiremediler.
İkinci yarıda da aynı fırsatları yakaladılar ama hamleleri sonuçsuz kaldı.
Yorgun Beşiktaş şanslıydı da… Daha üçüncü dakikada NKoudou’un Boffin’den seken ortasında Josef dokunuverdi topa.
Sonrasında önde olmanın rahatlığıyla oynarken Rosier’in golü de geldi.. Asist Ghezzal’dan. Yine de dikkatinizi çekerim : İki golden de önce oyunu kuran, NKoudou’ya ve Ghezzal’a topu veren Atiba’ydı.
Haksızlık etmeyelim: Utku’nun birkaç hatasının yanında kurtardığı zor şutlar da vardı… En az 2-3 golü harika reflekslerle önledi. Özellikle Podolski’ninki mesela!
Maçın son 30 dakikası daha Kupa karakterli bir oyuna dönüştü. Karşılıklı ataklar, kaçan goller, ikili mücadele, harcanan kontra fırsatları vs.. Tabii, tempo da biraz düştü…
Her neyse. Kupa haklı bir sonuçla sahibini buldu… Beşiktaşlı futbolcular şampiyonluk kilidini açtıktan iki gün sonra gevşemediler. Uyumadılar, uyutmadılar ve “duble” alkışı hak ettiler!