03.10.2008 - 00:55 | Son Güncellenme:
Bayram boyunca köşeleri en çok meşgul eden konu ekonomik krizden sonra “Şeker Bayramı mı diyelim, yoksa Ramazan Bayramı mı?” tartışmasıydı. Bu konuda toplam 69 yazı çıktı.
Bu tartışmanın en önemli sonucu, köşe yazılarının büyük bir bölümünde Başbakan’ın “Ramazan Bayramı” tabirini kullanıp, “Şeker Bayramı” diyenlere kızmasına getirilen eleştirilerin ağırlık kazanmasıydı.
Çoğunluk görüşü, isteyenin bayramı istediği gibi adlandırmasına karışılmaması şeklinde esnek bir bakışta şekillendi.
İlginç olan, bu esnek bakışın muhafazakâr kesimde de hatırı sayılır ölçüde destek bulmasıydı.
Tartışmada Başbakan Erdoğan’a en kuvvetli desteğin köktendinci çizgideki Vakit gazetesi ile Saadet Partisi’nin resmi yayın organı Milli Gazete’den gelmesi tartışmanın bir diğer ilginç noktasıydı.
BAŞBAKAN ERDOĞAN’IN TARTIŞMA YARATAN SÖZLERİ
Başbakan Erdoğan, 23 Eylül’de Şanlıurfa’da katıldığı iftar yemeğinde şöyle konuşmuştu: “Bunlar bizim geleneklerimizin, kültürümüzün güzel örnekleridir. Ama ne yazık ki, bunları büyük ölçüde kaybettik. Bakıyorsunuz, bayram adını değiştirdi. Ne oldu bayramın adı? Tatil. Olmaz. Bu bayram tatil değil, tatil başka bir şey. Adını bir başka türlü de değiştirmişler şimdi.
Şeker Bayramı. Bu dört dörtlük bir Ramazan Bayramı, ne Şeker Bayramı. İlginç şeyler oluyor bu erozyondur aslında. Yani buna bir kültürel erozyon denir. Bunlara fırsat veremeyiz, vermemeliyiz. Ve olması gereken ne ise bunu yerinde aynı şekilde değerlendirmemiz lazım. Ve bu değerler erozyona uğrarsa işte o güç dengelerini sarsarız ve yavaş yavaş onlardaki kayıp geleceğimizi de ne yapar? İnkıraza (çöküşe, batmaya) götürür.
Burada anneler babalar hep birlikte yavrularımıza bu telkinleri bu nasihatleri yapmamız gerekir. En doğrusu şartlar zorlamadığı sürece bayramda anacığımın elini öpmeden bir yere ayrılmıyorum. Büyüklerimi ziyaret etmeden bir yere ayrılmıyorum. Urfalı bunu zaten iyi bilir de buradan bu mesajı vereyim diyorum. Şimdi de Başbakan bunu da konuştu, burada da acaba ne yatıyor diye birileri bir şey karıştırmaz.
Ben bir sorumluluğun bir misyonunun gerekliliği olarak bir sorumluluğun gereğini yerine getirmek durumundayım. Birlik beraberlik içinde inşallah bu süreci sürdüreceğiz.
ZAMAN/BEŞİR AYVAZOĞLU: Şekerden kıyamet mi kopar?
Sayın Başbakan, “Ramazan Bayramı”na “Şeker Bayramı” diyenleri haşlayıverince hararetli bir tartışma başladı.
Bu çeşitliliği bir kavga konusu da değil de, Türkçenin ve Türk kültürünün zenginliği sayamaz mıyız? Aynı bayramın iki farklı ismi nedense son birkaç yıldır ısrarla tokuşturuluyor. Halbuki benim neslim Şeker’e de aşinadır, Ramazan’a da...
Üç günlük tatil fırsatını dinle, imanla ilişkilendirerek ağızlarının tadını kaçırmak istemeyenler var. Olsun, onlar da mütedeyyin Müslümanların bayram sevincine “şeker”le katılıversinler, bu sevinçten istifade etsinler. N’olur sanki, kıyamet mi kopar?
Yüreklerin topluca vuracağı, hep birlikte sevineceğimiz günlere ihtiyacımız var. Lütfen, bu günleri sudan sebeplerle ve saçma tartışmalarla birbirimize zehir etmeyelim.
YENİ ŞAFAK/FEHMİ KORU: İhtilaf unsurlarını kaşımamalıyız
Konuyu güncelleştiren, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bir konuşmasında “Şeker Bayramı” ile “Ramazan Bayramı” söylemleri arasına getirdiği farklılık oldu; yoksa bu bayrama kadar iki türlüsüyle de idare edebiliyorduk. Şimdiyse bu iki kullanım arasında keskin bir tavır belirlememiz, daha doğrusu “Ramazan Bayramı” şıkkından şaşmamamız bekleniyor.
Böyle bir parti olduğu içindir ki, kurulduğu günden bu yana tabanını artırarak gelişmeyi başardı. Toplumda zaten varolan ihtilaf unsurlarını kaşımak yerine, birlik ve beraberliği sürdürmeyi sağlayacak temel özellikleri öne çıkarmak akıllı bir politik tercihti. Bugün Ak Parti içerisinde, dili hiç sürçmeden “Ramazan Bayramınız mübarek olsun” diyen de var, art fikirsiz “Şeker Bayramınızı kutlarım” diyen de...
Ak Parti’nin toplumun da zorlanmadan benimsediği bu özelliğini bozmamak şart.
BUGÜN/GÜLAY GÖKTÜRK: Ortak değerleri hoyratça yıpratmayalım
Evet, Türkiye’de büyük bir kesim -isterse Şeker Bayramı desin adına- Ramazanda oruç tutmadığı halde bayramını yürekten kutlar. O da otuz Ramazan oruç tutan kadar iple çeker bayramı.
Bu kötü bir şey midir, yoksa iyi bir şey mi?
Bunu yozluk diye karaladığınızda, ortak bir sevinci yok ettiğinizde bugünkünden daha iyi bir noktaya mı gelirsiniz?
Toplumsal barışın yakın dönemde yaşadığı bunca darbeden sonra, bizi bir arada tutan ortak değerleri böyle hoyratça yıpratmak gibi bir lükse sahip olduğumuzu zannetmiyorum.
Siyasetin dine bulaşmasının bedelini bayramlarımıza ödetmeyelim.
HÜRRİYET/AHMET HAKAN: Erdoğan Vakit’e başyazar olsun
Meğer Tayyip Erdoğan’ın içinde bir “klasik Vakit yazarı” uyuyormuş...
Şimdi de tutmuş, “Ramazan Bayramı’na Şeker Bayramı denmez” diyerek ahkam kesiyor...
Sanki memleketin başbakanı değil de Vakit’in fıkıh köşesi yazarı konuşuyor...
Ey Tayyip Erdoğan...
Sen merkez sağ bir partinin liderisin...
Bırak isteyen vatandaşın “Şeker Bayramı” desin, isteyen vatandaşın “Ramazan Bayramı”...
Bırak isteyen vatandaşın, “selamünaleyküm” desin, isteyen vatandaşın “merhaba”yı tercih etsin...
Bırak isteyen vatandaşın “baklava” yesin, isteyen vatandaşın “likör artı kahve” takılsın...
Sana ne?
RADİKAL/NURAY MERT: Başbakanı ürkütücü buluyorum
Başbakan’ın sandığı gibi bu yeni icat olmuş bir şey değil. Ben 48 yaşındayım ve farklı bir çevre ile tanışana kadar bu bayramı hep Şeker Bayramı olarak bilirdim. Muhafazakâr çevrenin, “Şeker Bayramcı”ları tatlı su Müslümanı olarak algılamasını anlarım, bu tavırla çok karşılaştım, bu çerçevede kaldığı sürece de hiç rahatsız edici değil. Ama, Şeker Bayramı icadını neredeyse bir “fesat”, bayramı böyle ananları “yoz” diye niteleyen bir Başbakan’ı ürkütücü buluyorum.
SABAH/HINCAL ULUÇ: Bir takım sofuların işi
“Ne demek Şeker, Ramazan bayramı” lafını ve ayrımını, AKP iktidar olduktan sonra birtakım sofular yapıp, hiç değilse bayramlarda birleşen kucaklaşan halkın aklına ayrışmayı soktular. Ramazan diyenler dini bütün Müslüman... Şeker diyenler, dinsiz, Allahsız laikçiler... Bu mudur? En azından 150 yıllık bir geleneksel deyiş halkın ağzından emirle alınabilir mi?.. Mümkün mü?.. Kaldı ki, tartışmayla gerçek ortaya çıktı. İlle de işin aslıysa esas, Ramazan Bayramı da değil, Fıtır Bayramı... Fıtır “oruç açma” demek... İftar, Fıtır’dan geliyor zaten...
VAKİT/ATİLLA ÖZDÜR: Buyurun Şeker Bayramı Namazı’na...
Namaz niyaz kültüründen uzak bir çevreden geldiğini belirten Nuray Hanım, bu kültüre sıcak çevredekilerle tanışana kadar Ramazan bayramlarını hep “Şeker Bayramı” olarak bilirmiş.
Fesat hareketi, sadece Ramazanı Şekere dönüştürmekle kalsa öp de başına koy... 27 Mayıs İstanbul’un Beyazıt Meydanı’nı da Hürriyet’e çevirmemiş miydi?.. Amma ne o tuttu ne de öbürü... Ramazan yine Ramazan, Beyazıt yine Beyazıt...
Başbakan söz konusu fesat kökenli kültür yozlaşmasına atıfta bulunarak Ramazan Bayramı’nın “Ramazan Bayramı” olduğunu vurgulamışsa, geç kalınmış da olsa gereğini yerine getirmiştir...
VAKİT/ABDURRAHİM KARAKOÇ: Şeker bayramı saçmalık
Ey/Şeker Bayramı/ saçmalığına inanmayan, adam gibi orucunu tutan veya meşru sebeplerle tutamayıp üzüntü duyan Müslüman inançlı, Müslüman akaidli kardeşlerim, hepinizin Ramazan Bayramı’nı kutluyorum...
Allah (cc) sizleri aile fertlerinizle, komşularınızla, yeni Ramazan’lara yeni Ramazan Bayramlarına kavuştursun...
Kartelcileri de ıslah eylesin inşallah...
MİLLİ GAZETE/ ABDÜLKADİR ÖZKAN: Bayramı “Şekerleme”ye çalışıyorlar
Hemen belirteyim ki Ramazan Bayramı’nın adını Şeker Bayramı’na çevirmek isteyen zihniyet ile yavrularımızı başları kapalı diye üniversite kapılarından çeviren aynı zihniyettir.
Bu zihniyetin din konusunda hazımsızlığı vardır. Açıkça dine karşı olduklarını söyleyemedikleri için birtakım saptırmaları insanımızın hayatına hâkim kılmaya çalışıyorlar.
Cumhurbaşkanı Gül ve Toptan isim koymadı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve TBMM Başkanı Köksal Toptan, TBMM’nin 23. Dönem 3. Yasama Yılı’nın açılışı dolayısıyla yaptıkları konuşmalarda “Ramazan” ya da “Şeker Bayramı” demek yerine sadece “Bayram” kelimesini tercih ederek Başbakan Erdoğan’dan farklı bir tutum sergilediler.
Gül, “bayramların, kardeşliğin ve dayanışmanın, en üst düzeye çıktığı, kırgınlıkların onarıldığı, küskünlüklerin giderildiği günler olduğuna” işaret etti. Cumhurbaşkanı sözlerini, “Yüce Meclis’in açılışının bir bayram gününe tesadüf etmesinin, ülkemizde hoşgörü, işbirliği ve karşılıklı saygıya dayalı bir siyasi iklimin oluşmasına katkıda bulunmasını ümit ediyorum” diye sürdürdü. Meclis Başkanı Toptan da konuşmasının iki ayrı yerinde önce “Bayramlar, insanların huzur bulduğu, haz duyduğu, umutlarının canlandığı özel günlerdir” dedi. Daha sonra da “Açılışı bayram gününe denk gelen yeni yasama yılında...” cümlelerini kullandı.
Prof. Bardakoğlu: Dini değil kültürel konu
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu, Milliyet’ten Devrim Sevimay’a verdiği mülakatta konuyu dini değil kültürel bir çerçevede değerlendirmişti. Sevimay’ın sorusu ve Prof. Bardakoğlu’nun yanıtı şöyle:
- Şeker Bayramı mı, Ramazan Bayramı mı? Ya da çok önemli mi ne dendiği?
BARDAKOĞLU: Bu konu dini bir konu değil, kültürel bir konu. Çünkü bayramın adını biz sadece dinden almıyoruz, sosyal bir olay bu. O yüzden kültürümüzde her iki isim de var, ama daha çok “Ramazan Bayramı” olarak biliniyor. Biz de “Ramazan” diyoruz. Ancak bütün bu adlandırmalar dini olmaktan çok sosyokültüreldir. Ramazan ayı sadece oruç ayı değil, aynı zamanda yardımlaşma, dayanışma, zekât, infak (Malını Allah yolunda sarf etmek), sadaka ayı olarak da algılanmış, milletimiz tarafından öyle uygulanmıştır. Bayram namazına kadar her insanın “sağlığının, başının sadakası” olarak fıtır vermesi gerekir.
Fotoğraf sanatçısı Emre Yetkin'le 2016 yılında nikâh masasına oturan Burcu Biricik, geçtiğimiz temmuz ayında kızı Luna'yı kucağına almıştı. Kızının yüzünü göstermeyen Burcu Biricik objektiflere yakalandı.