Pazar“Çevremde bana inanan insanlar beni hayatta tuttu”

“Çevremde bana inanan insanlar beni hayatta tuttu”

06.04.2025 - 02:00 | Son Güncellenme:

Kanserle mücadelesini “Pes Etmek Yok” kitabında anlatan şarkıcı Edis’in annesi Sevil Görgülü, “En büyük motivasyon kaynağım canım oğlum. Sen benim kutup yıldızım oldun. Umarım bu kitap da ihtiyaç sahiplerinin kutup yıldızı olur” diyor

“Çevremde bana inanan insanlar beni hayatta tuttu”

DİDEM SEYMEN - Şarkıcı Edis’in annesi Sevil Görgülü yedi senedir defalarca kez kanserle mücadele etti ve en sonunda da kanseri alt etti. Kanserle yaşam mücadelesini ve yaşadıklarını anlattığı “Pes Etmek Yok” kitabı, “En büyük motivasyon kaynağım canım oğlum. Kariyerinin en önemli aşamasında içinde fırtınalar koparken kimseye hiçbir şey hissettirmeden işini yapmaya çalışman ve hastalığımın her aşamasında yanımda olman çok kıymetliydi. Çok iyi bir evlat oldun ve en kötü zamanımda bile yüzümü güldürüp bana yaşam enerjisi verdin. Sen benim kutup yıldızım oldun. Umarım bu kitap da ihtiyaç sahiplerinin kutup yıldızı olur” cümleleriyle açılıyor. Kitabın gelirini kanser vakfına bağışlayan Görgülü, kanseri oğlu sayesinde yendiğini anlatıyor. Sevil Görgülü, Edis’in; “Babama bir şey olsa bir süre sonra toparlarım, ayağa kalkarım ama sana bir şey olursa ben yerden kalkamam annem” sözü sonrasında 58 kez aldığı kemoterapi seansının 58’inden sonra da “Ben bu gribi  yeneceğim” diyerek hayata tutunduğunu, işe bile gittiğini anlatıyor... İşte Sevil Görgülü’nün hikâyesi...

Haberin Devamı

Kanserle ilk tanışmanız nasıl oldu? Hastalığı ilk öğrendiğinizde neler hissettiniz?  

20 Şubat 2017’de şiddetli bel ağrısı şikayetiyle doktora gittim. Gerekli tetkikler yapıldı, MR’lar çekildi. “Fıtığın var, hemen ameliyat” dediler. İkinci bir görüş almak için gittiğim Sertaç İşleker hocam, sol tarafımda bir fıtık ve sağ tarafımda bir bel kayması olduğunu ancak ondan önce yumurtalığımda görünen altı santimlik kitleyi dikkate alıp acil bir jinekoloğa gitmemi söyledi. Tedbir amaçlı “Gideyim bari” dedim. Her şey yapıldı. Tam kapıdan çıkacakken, doktoruma annemde ve kız kardeşimde de kanser öyküsü olduğunu ve benim için çok endişelendiklerini söyleyince doktorum “Bir dakika, ailede kanser öyküsü mü vardı?” dedi. Hemen kan tahlillerinde tümör markerlarıma bakıldı. Dördüncü evre kolon metastatik kanser olduğumu öğrenmek önce büyük bir şok yarattı. Hemen yeğenim Beril’i arayıp yanıma çağırdığımı hatırlıyorum. Korku ve belirsizlik duyguları iç içeydi. 53 yaşındaydım, 26 yaşında evladım vardı. “Ben daha çok gencim, ölmek istemiyorum” diye ağlıyordum. Ama ben 13 yaşından beri kardeşlerine bakmış, zorluklarla okumuş, tek başına mücadeleler vermiş bir kadın olarak yaşanan her zorluğun beni daha da güçlendireceğini biliyordum.

Haberin Devamı

Hastalık sürecinde kaç kez ameliyat oldunuz? 

Dördüncü evre kolon metastatik kanseri, böbrek üstü bezi tümörü, sağ akciğer lob kitle, sonra tekrar akciğer lob kitle tedavisi, soluk borusu tümörü, 3-4 kez kalça ameliyatı derken toplamda 12 kez ameliyat oldum ve tam 58 seans kemoterapi, ayrıca radyoterapi aldım. Kemoterapi süreci oldukça zorluydu. Vücudum yoruluyordu ama her seferinde “Ben bu gribi yeneceğim” diyerek kendimi motive ettim. Seanslardan sonra günlerce kendimi toparlamak zorunda kalıyordum ama hiçbir zaman mücadeleyi bırakmadım.

Kemoterapinin yan etkileriyle nasıl başa çıktınız?  

Saç dökülmesi, yorgunluk ve mide bulantısı gibi yan etkiler yoğundu. Verilen kortizon tedavisi kilo aldırmıştı. Vücudumda her yerde dikiş izleri vardı. Kanser tedavisi için değil, doktorlarımın bilgisi ve kontrolü dahilinde, kemoterapinin yan etkilerini azaltabilmek için alternatif tıptan da destek aldım. Özellikle bağışıklık sistemimi güçlendirecek besinleri hayatıma dahil ettim. Arı terapi merkezi, doğal propolis, organik kemik suları… Bazen midem çok bulansa da mutlaka yiyecek bir şeyler buldum. Bunun yanı sıra izotonik, C vitamini, D3, K2 vitaminleri de kendimi daha iyi hissetmeme yardımcı oldu. 

Haberin Devamı

Moral ve motivasyonunuzu yüksek tutmak için neler yaptınız?  

Kendimi geliştirmeye odaklandım. Astroloji eğitimi aldım, bu benim için âdeta bir terapi oldu. Astrolojinin derinliklerine indikçe zihnim hastalıktan uzaklaşmaya başladı. Ayrıca kedilerimle vakit geçirdim. Onlar benim en büyük terapi kaynağım oldu. Kedilerimin sevgisi ve sıcaklığı sayesinde kötü günlerimde bile yüzümde bir gülümseme oluyordu. Manevi kızım Beril’in kızı Lidya, yani torunum bana bambaşka bir güç verdi. Onun sevgisi ve varlığı beni hayata daha sıkı bağladı. Onunla geçirdiğim her an hastalığı unutmamı sağladı. Çocukların saf sevgisi ve enerjisi insana tarifsiz bir güç veriyor. Torunumla oyun oynarken, sohbet ederken hayata dair umutlarım yeniden yeşerdi. Onun büyüdüğünü görmek, bana yaşama tutunmam için büyük bir sebep oldu. Bunların yanında işime de sıkı sıkıya sarıldım. “Korkma, diğer seanslar nasıl geçtiyse bu da geçecek, bunlar kanserin değil, kemoterapinin yan etkileri” diyordum. Bu da beni güçlendiriyordu.

Haberin Devamı

“Çevremde bana inanan insanlar beni hayatta tuttu”

Oğlunuz Edis bu süreçte size nasıl destek oldu?  

Oğlumun bir cümlesi benim için dönüm noktası oldu. Hiç unutmuyorum bana “Anne, babamı da çok seviyorum. Ona da bir şey olsa çok üzülürüm ama kendimi toparlayabilirim. Fakat sana bir şey olursa, asla ayağa kalkamam ve kendimi toparlayamam. Benim için iyileşip ayağa kalkmak zorundasın” dedi. Bu sözleri beni ayakta tuttu. Oğlumun benim için ne kadar büyük bir güç kaynağı olduğunu bir kez daha anladım. Pes etmeye hakkım olmadığını, mücadele etmek zorunda olduğumu hissettim. Oğlum beni hep cesaretlendirdi, bana olan sevgisi ve desteği benim en büyük motivasyon kaynağım oldu.

Haberin Devamı

“HERKESİN HAYATINDA BÖYLE GÜÇLÜ BİR DESTEK SİSTEMİ OLMALI”

Hastalığınız süresince işinizden uzak kaldınız mı?  

Hayır, işime devam ettim. İşimi çok seviyorum ve işime tutunmak bana çok iyi geldi. Çalışmak, hastalıkla mücadelede bana çok yardımcı oldu. İşe gidip günlük rutinime devam etmek hastalığın üzerimde yarattığı psikolojik baskıyı azaltıyordu. İşime odaklandıkça kendimi daha güçlü hissettim.

Bu süreçte en büyük desteği kimlerden gördünüz?  

Ben geniş ailede büyüdüm. Aynı evde dört aileydik. Yardımlaşma, dayanışma vardı. Geniş ailem ve dostlarımın varlığı bana güç verdi. Onlarsız bu süreci atlatamazdım. Hastalığımı ilk öğrendiğim gün, yeğenimi çağırdım. İlk onu aramıştım. Oğlum, ilkinde “Çok çok”, ikincisinde ise “Mayhoş” şarkısının çıktığı günler olmasına rağmen, hayatının en önemli iki gününde de İstanbul yerine İzmir’de benimle hastanedeydi. Çünkü ameliyat günlerime denk gelmişti. Yeğenim, manevi torunum, ailem ve dostlarım her zaman yanımdaydı. Patronlarım beni ailelerinden birisi gibi görüp bana sahip çıktılar. En zor anlarımda onların desteğini hissetmek bana yaşama umudu verdi. Çevremde bana inanan insanların olması beni hayatta tuttu. Herkesin hayatında böyle güçlü bir destek sistemi olması gerektiğini düşünüyorum. 

KİTABIN GELİRİ VAKFA BAĞIŞLANDI

Yaşadıklarınızı bir kitaba dökme fikri nasıl ortaya çıktı?

Yaşadıklarımın başkaları için bir umut olmasını istedim. “Pes Etmek Yok” adlı kitabımda tüm deneyimlerimi paylaştım ve kitabın gelirini KİTVAK’a (Kemik İliği Transplantasyon ve Onkoloji Merkezi Kurma ve Geliştirme Vakfı) bağışladım. Amacım benim gibi mücadele edenlere ilham vermek. Bu hastalıkla savaşan insanlara yalnız olmadıklarını, mücadele ettikçe kazanabileceklerini anlatmak istedim. Eğer bir kişinin bile hayatına dokunabilirsem, bu benim için en büyük kazanç olacak.

KEŞFETYENİ
Melisa'nın çizimi korkuttu! 'Analiz yapmaya başlamalıyım değil mi?'
Melisa'nın çizimi korkuttu! 'Analiz yapmaya başlamalıyım değil mi?'

Cadde | 06.04.2025 - 09:06

Her paylaştığı olay olan Şeyma Subaşı, şimdi Miami'de tatiline devam ediyor. Bu tatiline Şeyma Subaşı'nın kızı Melisa Ilıcalı da eşlik ediyor.