PazarBize mum yakın

Bize mum yakın

25.02.2001 - 00:00 | Son Güncellenme:

Bize mum yakın

Bize mum yakın

Bize mum yakın

Bu yazımda sizlere Bach’ın eserlerine değişik yorumlar getiren, Avrupa’da ve Amerika’da kendisinden övgüyle bahsettiren ve şu sıralarda Ankara’da hiç rastlamadığımız türden bir "var oluş mücadelesi" veren genç piyanist Mehmet Okanşar’dan bahsedeceğim.
Bazı tartışmalar yaratabileceğimizi de umarak...
Önce Bach’tan başlayalım.
Bach’ın 48 prelüd ve fügünden...
Schumann’ın "Müzisyenlerin kutsal kitabıdır" dediği şu 3 saatlik dev eser. (Geçen yazımda bahsettiğim piyanist Svyatoslav Richter, Alman televizyonundan naklen verilen bir konserinde bu eseri çalmıştı. Eserin sonlarında, bir anda nerede olduğunu kaybetmiş, hafızası silinmiş ve salondaki binlerce ve de televizyon başındaki milyonlarca izleyici önünde durmuş, kulisten notasını getirip notayla çalmaya devam etmişti. Çağımızın en büyük Bach’çılarından Richter’ın başına bu olay geldiyse bu eserin ne derece zor olduğunu anlamışsınızdır.)
***
Dönelim Okanşar’a:
"Bach Fügleri"ni hem piyanoyla hem synthesizer’la çalarak bize fikir seçenekleri sunması enteresan. Ama asıl ilginci, kendi kurduğu plak firması ile atıldığı marketing serüveni...
Müzisyenliği bir yana, çok hoşuma giden yanı bu cesur tutumları işte...
Çünkü "Türkiye’de klasik müzik" konusunda önümüzde büyük bir SORUNLAR YIĞINI durmakta.
Bunlara çözümler bulmak hepimizin görevi. Yoksa 20. yüzyıl boyunca saplandığımız "kısırdöngü"ler sonsuza dek sürecek.
***
Ne mi oldu 20. yüzyılda?
Halkın klasik müziğe ilgisi azaldıkça azaldı, klasik müzikle uğraşanların sayısı ise çoğaldıkça çoğaldı ve bu tıkış tıkışlığın içinde hatırlamak bile istemediğimiz çirkinlikler, birbirine çelme takmalar, düşmanlıklar yaşandı. "Daralan", "bunalan", "değeri bilinmeyen", "umursanmayan" müzisyenlerin öfke ve tepkilerinin doğal sonucu olarak.
Bu yaşananlardan ders çıkarılması gerekmekte. Artık sahte kavramlara, yanlış kuralların arkasına sığınamayız. Halkla bütünleşmeden var olamayız. Her şeyi devletten isteyemeyiz.
Bu bakımdan cesur insanlara ihtiyacımız var. Cesur ve girişken. İşte Okanşar onlardan biri.
O, "HER KOYUN KENDİ BACAĞINDAN ASILIR" gerçeğini görebilen bir müzisyen.
Eskiden olduğu gibi "devlet maaş ver, devlet piyano getir, devlet CD kaydet" mantalitesinden tamamen uzak, örnek alınması gereken bir tavırdır bu...
...
Mehmet Okanşar, eşi Lale ile kendi plak firmasını kurmuş:
LMO-Records.
Evde ufak çapta bir stüdyoları da varmış.
Kaydeden kendisi, üreten kendisi...
Büyük plak firmalarına inanmadığını söylüyor Okanşar. "Artık bizim gibi, küçük, bağımsız firmalar marketi devralacak" diyor. (Ki böyle düşünenlerin sayısı hiç de az değildir. Avrupa’dan bilirim; Warner Music’ten ayrılıp, kendi "ONE MAN COMPANYösini kuran tanıdıklarım var.)
***
LMO-Records satışları sayesinde ayakta kalabilecek mi, bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki, Okanşar gibiler var oldukça ülkemizin müzik hayatı "var olma savaşı"nı sürdürebilecektir.
Lütfen Okanşar’ın Bach’larını dinleyin. Hem "iyi müzik" dinleme açısından sevineceksiniz, hem de Türkiye’de ilk kez bir bağımsız plak firmasının "sadece klasik müzik" üreterek ayakta kalmasını sağlayarak, bizlere biraz olsun mum yakacaksınız...



PAZAR































KEŞFETYENİ
Uzun zaman sonra ilk! Burcu Biricik kızının yüzünü gösterdi
Uzun zaman sonra ilk! Burcu Biricik kızının yüzünü gösterdi

Cadde | 05.04.2025 - 14:51

Fotoğraf sanatçısı Emre Yetkin'le 2016 yılında nikâh masasına oturan Burcu Biricik, geçtiğimiz temmuz ayında kızı Luna'yı kucağına almıştı. Kızının yüzünü göstermeyen Burcu Biricik objektiflere yakalandı.

Yazarlar