Toprak altındaki şehrin izleri

24 Ekim 2021

Gerek antik dönem Khalkedon şehri gerekse şehrin üzerine yerleşmekle birlikte kendi yapılanmasını oluşturmuş Osmanlı dönemi eserlerine yönelik kazılar yapılabilseydi dönemler üzerine daha çok bilgi sahibi olabilirdik

Doğunun en batısında, batının da en doğusunda bulunsa da doğu ve batının merkezi hiç şüphesiz Anadolu’dur. Arkeolojik ve tarihsel tüm veriler bu yaklaşımımızı doğrulayan gerçekliktedir. Anadolu, tarihinin yanı sıra, kültürel miras çeşitliliği, coğrafik özellikleri ve arkeolojik zenginliğiyle yalnızca kendisine benzer.

Anadolu’yu Avrupa’ya bağlayan İstanbul şehri de tıpkı Anadolu gibi yalnızca kendisine benzer. Avrupa yakasının günümüzde “Tarihi yarımada” dediğimiz Sarayburnu mevkisinde M.Ö. 658 yılında Megara Kralı Byzas tarafından bir şehir kurulur. “Byzantion” adı verilen bu şehrin ismi denizler tanrısı Poseidon’un çocuklarından birinin adından gelir. Boğaziçi su yolunun diğer yakası olan Asya tarafında ise Byzas’tan yaklaşık 30 yıl önce kurulmuş bir şehir vardı ki, Khalkedon ismiyle bilinirdi.

Yazının Devamı

Mavi hümanizmin sesi

17 Ekim 2021

Bilgeler denizlerdeki dalgıç, dağlardaki kâşif gibidir. Şayet Anadolu’da hem kâşif hem de dalgıç olabilmiş bilgeleri hatırlarsak Halikarnas Balıkçısı ilk akla gelenlerden olacaktır

Anadolu’nun merhabası Halikarnas Balıkçısı, 13 Ekim 1973’de aramızdan ayrıldı. Düşün dünyamızın büyük üstadına, öğretmenine, bilgesine, onun kadar içten ve derin olamasa da “merhaba!” Merhabanın sahibine binlerce defa merhaba!

Mavi hümanizmin en güçlü sözü, sesi olan Balıkçı’nın düşün dostları Bedri Rahmi Eyüboğlu’na, Sabahattin Eyüboğlu’na, Azra Erhat’a ve onların yanında büyümekle birlikte bu mavi dev insanları bizlerle Balıkçı’nın yazılarını kitaplaştırarak tanıtan, anlatan Şadan Gökovalı’ya “merhaba!”


Cevat Şakir Kabaağaçlı, namıdiğer Halikarnas Balıkçısı, bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle yazdı, konuştu; Anadolu kokan Ege ve Akdeniz sahillerine açıldı. Kadim Anadolu’nun tüm değerlerini hem Anadolululara hem de tüm

Yazının Devamı

Ege Assos’tan başlar

10 Ekim 2021

Helenler tarafından M.Ö. 6’ncı yüzyılda kurulan Assos’un yüzü denize bakar; 14’üncü yüzyılda şehrin yüzü bu kez dağlara döner

Buram buram Helenistik dönem kokan Assos’un kendine özgü bir rengi vardır. Küçükkuyu, Altınoluk, Güre kıyılarını Kazdağları’na doğru açan deniz, bu geniş körfezde Edremit adını alır. Ören’den sonra denize mitolojik tanrı Poseidon tarafından serpiştirilen onlarca ada, Kidonya’da (Ayvalık) özellikle gün batımında muazzam bir görüntü sunar ve deniz izleyenleri kendi derinliğine çeker. Yeryüzünde hangi deniz vardır ki onu seyreden bir insanı kendisine hayran bırakıversin bir anda. İşte o deniz Ege’dir ve Ege Assos’tan başlar.

Volkanik andezit taşlarıyla inşa edilen antik şehrin nekropolü, tiyatrosu, surları ve Athena Tapınağı doğal afetler ve insanların tahribatına rağmen ayakta kalabilmeyi başarır. Assos, somut rengini andezit taşından, soyut renklerini ise bilge Aristo’dan, Aziz Pavlos’tan ve Sultan I. Murat Hüdavendigar’dan alır.

Yazının Devamı

Göbeklitepe’den Karahantepe’ye

3 Ekim 2021

Anadolu’nun bu cennet bahçesinde on binlerce yıl öncesinde inşa edilmiş yapılar birer birer ortaya çıkacaktır. Teolojik disiplinle anlamlı olanı kendi dinamiklerinde anlayabilirsek şaşkınlık yerini hayretten yoksun hayranlığa bırakır

Anadolu Güneş’in ülkesidir; Güneydoğu Anadolu Bölge’miz ise cennet bahçesidir. Göbeklitepe’nin dinî mimarisi bugüne kadar yeryüzünde gün yüzüne çıkarılmış en erken tarihli (eski demekten sakınırım) yapı olarak bilinmektedir. Manşetlere, “Tarihin sıfır noktası” diye taşınmaması gerektiğinin kanıtı ise Göbeklitepe’ye yakın mesafede ortaya çıkarılan Karahantepe’de aynı tip ve Göbeklitepe ile eş zamanlı yapıların ortaya birer birer çıkarılmasıdır.

Yüzey araştırmaları ve akabinde elde edilen fiziki bulgular, Göbeklitepe’nin etrafındaki 200 kilometrelik alanın altında birçok benzer yapıların olduğunu gösterdiği için, tarihlendirmeler Göbeklitepe’den çok daha erken döneme gidileceğine işaret etmektedir. Bu bağlamda değil M.Ö. 10 bin,

Yazının Devamı

Semahı yaşamak

26 Eylül 2021

Semah yüzyıllardan itibaren klasik üslubuna kavuşmuştur ve ilahi olana yapılan davetin en zarif ve derin göstergesidir

Mevleviler için namaz, Yaradan ile kulunun günde beş vakit baş başa buluşmasıdır; oruç, kulun Yaradan’ı ruh ve beden uyumu içerisinde hatırlaması, zekât ise Yaradan’ın cömertliğini deneyimlemektir. Semah da kulun hakikate yönelip aşk ile yükselip vahdetin birliğini tattıktan sonra tekrar toplumun arasına dönerek kulluğunu vahdetin tüm mevcudiyetleri arasında yaşamasıdır.

Semah zikirdir; eş deyişle Yaradan’ı her yöne doğru yönelerek anmaktır. Dönüş duyuşun, duyuş hitabın hitap da oluşun işaretidir. Mevlevi ve elbette İslam dininin ahlakını bilen, anlayan ve yaşayan kişi dönüşü gerçekleştirmeden önce duyar, anlar ve nihayetinde vuslatı idrak etmek için semah eder. Neyin ne olduğunu bilen semaha niyet etmeden önce başta abdest almak üzere hem bedeni hem de kalbi bir temizlikten geçirmek durumundadır. “Kendini bil” sorusunu sormak kadar doğru cevabı bulmak da önemlidir. Kendini bulduktan sonra

Yazının Devamı

Hadrianus’un izinde

19 Eylül 2021

Şiirler yazan, askerleriyle savaşta ve sonrasında birlikte yemeğe oturan, dağların doruklarına yürüyüp gün batımını izleyecek kadar duygusal zarafete sahip Hadrianus, Anadolu’ya büyük ilgi duyar ve eserler yaptırır

Alabanda, tarihçi Herodot ve coğrafyacı Strabon gibi hemşehrilerimizin yazılarında belirttikleri üzere, kültür düzeyi yüksek bir antik şehirdi. Genç kızların arp çaldığı, general ve tüccarların şehri anıtsal eserlerle donatıp koruduğu şehir, özellikle Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine geçtikten sonra “küçük Asya” Anadolu’da ön plana çıkar. İlkin bir Karya şehri olmakla birlikte zamanla Helenleşir ve Roma imparatorluk döneminde ise her alanda zenginleşir.

Roma imparatorlarından Hadrianus, gerek sıra dışılığı gerekse başarılı yönetimiyle en dikkat çeken kişilik olarak karşımıza çıkar. Anadolu’nun antik şehirleri arasında birçok yapı kendisine adanmıştır. Efes’te kült tapınağı, Antalya’da şehir giriş kapısı (Hadrian Kapısı), ilk akla gelenlerdir. Bununla birlikte

Yazının Devamı

Neyimize neyzen lazım

12 Eylül 2021

Ney, hem insanın derdine dermandır hem de dertleri dile getirendir

Zaman zaman yalnız kalıp kendimi sorguladığımda, çoğu zaman ise tek başınalığımın verdiği coşkuyla en iyi dostum neyi alır üflerim kendi kendime; dinlerim benden önce dinleyenlerin dinlediklerinden. Bugünün gündüzüne dünden devam eden ney, çıkardığı sesle pes bir enstrüman olmasına rağmen, insana çok benzer. Gönlümüzün zaman zaman sesi olan en iyi dost neye yer verelim bugün…

Duygu ve düşünceleri bazen tek sesli bazen de çok sesli dile getirme sanatına müzik diyebiliriz. Dinî, millî, kültürel, yerel ve daha pek çok isim altında müzik türleri bulunur, yüzlerce enstrüman bu türdeki müziklere eşlik eder. Binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşmış enstrümanların yanı sıra yeni müzik türlerine göre geliştirilen enstrümanlar da her zaman karşımıza çıkar. Ney, kanun, kudüm, bağlama, davul, düdük, flüt, kaval, Anadolu’nun duygu, düşünce ve güzelliklerini dile

Yazının Devamı

Anadolu’yu iyi dinlemek

5 Eylül 2021

Bu memleketi, kendi benliklerini yükseltmek, göstermek için Anadolu’ya yaklaşanlardan değil, yaşayarak “bizim” demesini bilenlerden dinleyin, tanıyın ki çok sevebilesiniz

 

Diğerleri arasında en iyi olan değil, bütün diğerleri araştırıldığında en iyi olan iyidir. Anadolu iyiden iyiye araştırıldığında ve bütün halleriyle yaşandığında size iyi gelir, sizi iyileştirir ve iyinin ne anlama geldiğini öğretir. Anadolu’da sizin hayretinizi yaratmaya sebep olan neyse, buna Anadolu’nun ve dolayısıyla dünyanın en görkemli eseri, değeri demelisiniz. Dünyanın ve Anadolu’nun değil, Anadolu’nun ve dolayısıyla dünyanın elbette.

Kim iyi? Neresi daha iyi? Kim kime karşı iyi? Kim kendisine iyi? Günümüzde ne kadar kolay ve çabuk “iyi” diyoruz hemen hemen her şeye veya aynı kolaylık ve aceleyle kötüleştiriyoruz. Faydalı ve gerekli olan her şey güzeldir, ancak güzellikleri iyi davranışa, eyleme, yaratıcılığa dönüştürmek gereklidir ki buna “erdem” denir. Anadolu yüzlerce erdemli yapı, davranış, söz ve

Yazının Devamı