Çalışan insanlar olarak çoğumuz zamanımızın büyük bölümünü işi düşünerek, işimizi yaparak, işle ilgili mekanlarda ve işle ilgili insanlarla geçiriyoruz. Zamanımızı, emeğimizi ve yaratıcılığımızı ayırdığımız işlerimiz hayatlarımızda bu kadar büyük alan kaplamaya başladığından beri işle aramızdaki alışverişin dinamikleri de değişti.

Her şeyimizle işe dahil oluyor ve işten de çok yönlü geri dönüşler bekliyoruz. Çoğumuz iş yaparken maddi ve manevi kazanç kadar ruhsal ve duygusal zenginleşmeye de odaklandık. Artık öncelikli olarak ruhumuzu katabileceğimiz işleri, ruh işlerimizi arıyoruz da diyebiliriz.

Haberin Devamı

Bazen başardıklarımızla gurur duyuyor ‘İyi ki bu işi yapıyorum’ diyoruz. Bazen yoruluyor bırakıp gitmek istiyoruz. Ulaşılamayan hedefler, kendi yeteneğine, bilgisine ve eğitimine uymayan işlerde çalışmak, tatminsizlik, yaptığın işin karşılığında beklenen ücreti kazanamamak, stresle başa çıkamamak, uzun ve yorucu çalışma saatleri, trafikte geçen zaman gibi birçok sebep çalışanların işlerini sorgulamasına neden oluyor. Belli iş kolları ve pozisyonlardaki aşırı sorumluluk ve baskı altında ezilenler, sürdüremeyeceklerini düşünenler ve kariyerinin başındaki kişiler işlerini daha fazla sorguluyorlar.

Meslekleri kocaman kaplara benzetirsek, içine girmeden gerçek şeklimizi ve uyumumuzu anlayamayız. Yanlış meslek seçimi, geçmişe, eğitim yıllarına dayanan bir süreçtir. Okul seçiminden başlayan hatalar, ailelerin dayatmacı ve vizyonsuz bakış açısı, kendini hiç tanımamış olmak ve hayallerden yoksun büyümek, yetişkinlikte iş hayatını sorgulamak için oldukça gerçekçi sebepler üretir.

Şunu hep hatırlamak gerekir ki insan değişken bir varlıktır. Yeteneklerimiz, yetkinliklerimiz, hayallerimiz, planlarımız, bize iyi gelenler ve gelmeyenler yaşam boyunca değişir. Duygularımız, düşüncelerimiz, beklentilerimiz değişir. Tüm bunlarla birlikte ilişkilerimiz değişir, işimizin yapısı, içeriği, hedefler, iş yapış yöntemlerimiz değişir. Dolayısıyla hayatımın işi tanımını, bir mesleğe, kuruma ya da gelir seviyesine indirgemektense, ‘Kendimi mutlu, güvende ve verimli

Haberin Devamı

hissettiğim iş’ şeklinde düşünmek daha iyi sonuç verir. İnsan değişir ve her değişim mutluluk barajlarını, kendisinden ve hayattan beklentilerini de değiştirir. İnsan bir dönemde bir işte mutlu iken bir zaman sonra arayışı ve tatmin konuları değişebilir.

Kendini iyi tanıyan, hangi işi, hangi şartlarda verimli yapabileceğini bilen kişi, kendisi için en anlamlı işle çok daha kolay eşleşebilecek ya da mevcut işine anlam, keyif ve yenilik katabilecektir.

Bilinçaltı çalışmalarında iş kavramının altında birçok bileşen olduğunu görüyoruz. Zaman, maliyet, beklenti, kazanç, süreklilik, eğlence, başarı, tatmin, onaylanma, yükselmek, saygı, sevgi, itaat, otorite, hedefler gibi… Kariyer yaşamını, çok eklentisi olan bir çadır gibi düşünün, hangi tarafı eksik kalırsa çadırın o kısmı içe çöker. Bu nedenle kişinin vazgeçilmezleri neler ise onları yaptığı işten alabilmesi gerekli. Tüm bu bilinçaltı dinamikleri fark etmek, yargılardan uzak kalarak kendimizi tanımak, hangi duygu ve yeteneklerimizle işimizi besleyebileceğimizin farkında olmak, ve hangi duygularımızın iş tarafından beslenmesini beklediğimizi keşfetmek ruh işimizi bulmamıza yardımcı olacaktır.

Haberin Devamı

Hayatın her anına ve alanına ruhunuzu da katabilmeniz dileğiyle…

Hayatın yol göstericiliğine inanın.

Yaşamınızın bereketle ve bollukla eşleşip birleşmesine niyeten,

Ebru Demirhan

www.ebrudemirhan.com

@ebrudemirhan.ytm