Melih Aşık

Melih Aşık

m.asik@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı



Formula 1 yarışlarının Türkiye'ye kazanç sağlayacağı haberleri üzerine bir okurumuzun:
- Kârı zararından fazla olsa bize kaptırırlar mıydı? şeklindeki karamsarlığını aktarmıştık. Formula 1'i 10 yıllık uğraş sonucu Türkiye'ye taşımayı başaran Otomobil ve Motor Sporları Federasyonu Başkanı Mümtaz Tahincioğlu elbette tam tersi istikamette düşünüyor...
Temeli atılan Formula pistinin tahmini yatırım bedeli 60 milyon dolar. Yatırımın bir bölümünü Tanıtma Fonu, büyük bölümünü İstanbul Ticaret Odası karşılıyor.
Formula yarışı yılda bir kez yapılıyor. Bir gün sürüyor. 60'ar kişilik 11 ekip katılıyor. Meraklılar yurtdışından 3 günlük paket turlar halinde geliyor. Tahincioğlu'nun hesabına göre yarış izlemeye gelecek en az 40 bin turist üç günde en az 40 milyon dolar bırakacak... Formula yarışlarının daha da büyük kazancı 133'ü canlı olmak üzere 203 ülkede 1,5 milyar kişi tarafından izlenmesi, Türkiye'nin dış dünyada tanınması için büyük imkân sağlamasıdır.
Formula pistinde yılın diğer zamanlarında çeşitli yarış ve etkinlikler düzenlenecek, Tahincioğlu'nun tahminine göre İstanbul Ticaret Odası yatırım masrafını 6 - 7 yılda geri alabilecektir.
Pistte ilk yarış Ağustos 2005'te yapılacak...
Tahincioğlu tekrar söz verdi. Araçlarda sigara reklamı kesinlikle olmayacak.

Enflasyon cemre midir ki; düşerken kimse fark etmez..!


Tayyip Erdoğan "Ulusa Sesleniş" konuşmasında imam hatiplilere üniversiteye giriş müjdesi verdi. İmam hatip okullarında öğrenci sayısının neredeyse ikiye katlandığı dünkü Hürriyet'te yer aldı. AKP'nin akıl hocalarından Korkut Özal'ın hafta başında Radikal'deki sözlerini anımsayalım:
- AKP Türkiye meselelerinin üzerine "tedricilik prensibi" yle gidiyor...
Yani yavaş yavaş.. Alıştıra alıştıra... Sloganları şöyle olmalı:
- Yok Erbakan'dan farkımız, ama biz tedrici şekilde ilerliyoruz...

Tayyip Erdoğan'ın seçim öncesi kotaları kaldırma vaadinin aksine... Nişasta kökenli şeker kotası yüzde 10'dan 15'e yükseltiliyor...
Pankobirlik yöneticisi Mahmut Demir telefonda:
- Bu karar en az iki fabrikanın daha kapatılıp iki bin kişinin daha işsiz kalmasıdır, diyor...
Yapay tatlandırıcının yüzde 80'ini Amerikan Cargill şirketi üretiyor. Arkadaşımız Serpil Yılmaz yazdı... Cargill kısa süre önce ÜLKER'le ortaklık kurmuş. Böylece imtiyazlı şirket olmuş. Kim takar artık pancar köylüsünü, kim takar şeker üreticisini...

Amerika'dan PKK KADEK meselesini görüşmek üzere heyet geldi. Gazetelere göre Ankara'daki temaslarda KADEK'in silahsızlandırılması ve tehdit olmaktan çıkarılması görüşülüyor.
CHP Milletvekili Büyükelçi Onur Öymen'le sohbet ediyoruz... Diyor ki:
- Terörle mücadele konusu böyle davul zurna ile ilan edilen görüşmelerde ele alınmaz. Bu konunun pazarlığı olmaz. Amerika KADEK militanlarını Türkiye'ye teslim etmelidir. Nasıl ki Türkiye'de suç işlemiş kişiler dışarıya kaçtığında onları o devletlerden istiyoruz. PKK KADEK mensuplarını da aynı şekilde ABD'den istemeliyiz. Amerika'ya gerekirse bu konuda nota vermeliyiz.
- Ankara tam tersine bu konuyu küçümser ama Irak'a asker göndermeyi önemser bir tavırda.
- PKK KADEK'in yaşadığı alan, Irak'a gönderilecek asker ile Türkiye arasında bir mayınlı alan olacaktır. PKK konusu tam olarak çözümlenmeden Türkiye Irak'a asker gönderemez. Türkiye kendine yönelik tehlikeyi bir yana bırakıp başka bir ordunun yardımına koşamaz.
- Ancak iktidar böyle bir kararlılık içinde görülmüyor?
- Maalesef öyle... İktidar Amerika'ya karşı benzeri görülmemiş biçimde dirençsiz, çaresiz ve aciz... Yalnız ABD'ye karşı değil, AB'ye karşı da aynı eziklik içindeler. Sayın Dışişleri Bakanı yıllardır esprisi yapılan "Ver kurtul" politikasını Kıbrıs'ta hayata geçirme çabasında görünüyor... Doğrusu inanılır gibi değil...
- Çözüm?
- Bunları önce durdurmak, sonra kurtulmak... Galiba başka çözüm yok...

İmam hatip liselerine kaydolanların sayısı bu yıl yüzde 50 oranında artmış.
Diyanet İşleri'ne o kadar imam kadrosu verilirse olacağı bu...


Kadıköy'ün Anakent Belediyesince cezalandırıldığı haberine çok sayıda okurumuz destek verdi. Yer yokluğundan yazamadığımız daha yığınla hoyrat uygulama var Kadıköy'de. Ahmet Turhaner en hassas noktaya değiniyor:
- Nerede Kadıköylüler, nerede sivil toplum örgütleri, nerede sivil tepki?..
Halk yaşadığı mekâna sahip çıkmazsa, rantçıların işgali kaçınılmaz olmaz mı?