Türkiye’deki çağdaş sanat hayatını canlandıracak iki çok önemli gelişme oldu bu yıl. İki gelişme de Contemporary İstanbul ve fuarın kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli sayesinde oldu.
“Bienal ve ticari görülen bir fuar aynı anda olmalı mı, olmamalı mı?” tartışmaları ise hâlâ devam ediyor. Oysa şu anda bu tartışmalar çok anlamsız. Önemli olan yabancı çağdaş sanat takipçilerini İstanbul’a getirebilmek. Madem İstanbul, Türkiye’nin vitrini diyoruz, madem şehre gelen turist sayısındaki azalmadan şikayet ediyoruz, o zaman bu tartışmalarla vakit kaybetme lüksümüz yok. Önemli olan yabancı sanat koleksiyonerlerinin, galerilerinin, sanatseverlerin şehre gelmesi ve hem çağdaş sanata hem de turizme katkıda bulunmaları. İşte bu yüzden Contemporary İstanbul ve İKSV’nin öncülüğünde tüm etkinlikleri birleştiren İstanbul Art Week’in eylül ayında gerçekleşecek olması çok önemli bir gelişme. Hepimiz için.
Bağını hiç koparmamış
Contemporary İstanbul’un diğer önemli gelişmesi ise Kamiar Maleki’nin direktörlüğe atanması. İranlı Maleki Ailesi dünyanın en büyük sanat koleksiyonerlerinden biri. Uzun yıllardır bu işe gönül vermişler. Tanımadıkları galeri, koleksiyoner, sanatçı yok. Zaten Londra’daki evlerinde özenle yerleştirilmiş koleksiyonu inceleyince bunu anlamamak mümkün değil.
Geçen hafta Maleki Ailesi’nin evinde Kamiar Maleki ve Ali Güreli ev sahipliğinde bir Contemporary İstanbul daveti verildi. Amaç yurt dışında fuarı duyurmak ve “Eylülde İstanbul’a bekliyoruz” demekti. Malekilerin Olafur Eliasson’dan Damien Hirst’e birçok önemli sanatçının eserlerinin yer aldığı evlerindeki davete çağdaş sanat piyasasının önde gelenleri katıldı ve konu İstanbul’du.
Kamiar Maleki’yle davetten birkaç hafta önce bir araya gelme şansım oldu. İşte o zaman anladım, Maleki’nin Contemporary İstanbul’a ve İstanbul’a ne kadar değer katabileceğini. Gerçek bir İstanbul hayranı. Daha önce Erenköy’de yaşamış. Bir dönem John’s Coffee’lerin kurulmasında önemli rol oynamış. İstanbul’da başka yatırımları da olmuş. Daha sonra ailesinin yaşadığı Londra’ya dönmüş ama asla İstanbul’la bağını koparmamış.
Maleki, İstanbul’a davet ettiği galericilerin ve koleksiyonerlerin başta çekindiğini anlatıyor ama bizim kendi kendimize ikna edemeyeceğimiz çok kişiyi ikna etmiş. “Ailem uzun yıllardır sanatla ilgileniyor, o yüzden bazı kişilere ulaşmam kolay oluyor. En azından telefonuma çıkıyorlar” diyor gülerek.
Dışarıdan göründüğünden daha çok tevazu sahibi. Tabii ki telefonuna çıkmakla kalmıyorlar, Maleki sayesinde birçok yabancı galeri bu yıl ilk defa Contemporary İstanbul’a katılacak. Konu, güvenliğe gelince. “Ben bütün ailemi İstanbul’a götürüyorum, İstanbul güvenli olmasa kendi ailemi tehlikeye atar mıyım hiç dediğimde diyecek sözleri kalmıyor” diyor gülümseyerek. Haklı, böyle bir işe kalkıştığına göre birçok yabancı gibi güvenlik endişesi yok.
Yenilikler olacak
Bu yıl fuarda yenilikler var. Sırayla anlatıyor. Tabanlıoğlu Mimarlık fuarı baştan tasarlamış. Maleki Ailesi her yıl tüm sanat fuarlarını gezdiği ve kendisi fuarları zaman zaman eleştirdiği için özellikle fuar tasarımı konusunda çok hassas. “Benim için en önemli kriter annem ve babamın fuarı gezerken eleştirecek bir şey bulamaması. Fuarı onlar gibi gerçek sanatseverlere, yılların koleksiyonerlerine beğendirebilmek” diyor. İşi kolay olmayacak diye düşünüyorum başta, sonra Murat Tabanlıoğlu ile fuarın çizimlerine bakıyoruz. Gerçekten büyük değişiklik var. Sürprizi bozmaya gerek yok. Sonucu heyecanla bekliyoruz.
Kamiar Maleki, İstanbul Art Week için İstanbul’a geleceklere güzel bir zaman geçirtmeye kararlı. Ama bunu yaparken aynı Ali Güreli gibi, bienalden ve Ai Weiwei sergisinden rol çalmamaya da özen gösteriyor.
Elimizi taşın altına koyalım
Kamiar Maleki üç yıl içinde fuarı başka bir noktaya taşımaya kararlı. Hedefi, Ali Güreli ile birlikte İstanbul’u bir çağdaş sanat merkezi haline getirebilmek. Dubai’de, Abu Dabi’de yapılanları örnek veriyor. İstanbul’un çok daha önde olması gerektiğini savunuyor.
İstanbul Sanat Haftası gerçekten de bir şeyleri değiştirebilecek, bizi başka bir yere taşıyabilecek. İşte o yüzden boş tartışmaları bırakıp herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Herkes kendi alanında kendi işini yapıp diğerlerinin de işlerine saygı göstermeli. Bu yıl bizim için önemli bir sınav.