Yeme-içme sektörünün geleceğiyle ilgili çok önemli bir seminer 1 Haziran’da düzenlenecek. Londra’da gerçekleşecek “Wake Up Call” (Uyandırma Servisi) adlı seminerden Portland Design’ın yöneticisi İbrahim İbrahim sayesinde haberim oluyor.
İbrahim İbrahim adını Marka Konferansı’ndan hatırlıyor olabilirsiniz. Kendisi Kıbrıs kökenli, Londra’da büyümüş, önce havacılık mühendisi olmuş, sonra Royal College of Art ve Imperial College’da yüksek lisans eğitimi almış. Portland Design adlı mağaza ve restoran tasarımı alanında uzmanlaşmış bir tasarım şirketi yönetiyor.
Müşterileri arasında Le Pain Quotidien, Caviar House & Prunier, Montreux Jazz Cafe gibi restoranlar da, Harrods, Selfridges gibi mağazalar da, Diageo, Pernod Ricard gibi firmalar da, Dubai, Heathrow, Gatwick, Zürih gibi havalimanları da var. Londra dışında Dubai ve İstanbul’da da ofisleri bulunuyor. Hatta şirket o kadar büyümüş ki geçen yıl Amerikalı mimarlık firması Perkins + Will satın almış, yönetimde ise İbrahim İbrahim devam ediyor.
Bir tasarım şirketi olmasının yanı sıra tüketici davranışlarıyla ilgili yaptıkları araştırmalar da dünyada çok ses getiriyor. Trendleri ilk onlardan öğrenmek mümkün oluyor. Sadece trendlere ayrılmış bir bölümleri de var. Boşuna İbrahim İbrahim “Biz
“Alışverişin yerini yemek aldı”
Geçen yıl mağazacılığın geleceğini konuşmuşlar ‘Wake Up Call’ seminerlerinde. Bu yıl ise konu yeme-içme sektörü. Yiyecek-içecek markalarının değişen tüketici alışkanlıklarına gelecek 10 yılda nasıl hazırlıklı olabileceği konuşulacak. “Gastrophysics The New Science of Eating” kitabının yazarı Prof. Charles Spence ve “The Great Acceleration” kitabının yazarı Robert Colville de konuşmacılar arasında.
Peki ama neden bu yılın konusu yeme-içme sektörü? Çünkü İbrahim İbrahim’e göre alışverişin yerini yemek aldı. “Bu durumda yemeğin yerini de spor ve sağlıklı yaşam aldı” diyecek oluyorum. İbrahim de katılıyor. Artık AVM’lerde mağazaların sayısı azalırken, yeme-içme mekanlarının sayısının arttığını konuşuyoruz uzun uzun. Eskiden AVM’lerin yüzde 70’i mağazalarken şimdi bu oran yüzde 50’ye düşmüş. Yiyecek sektörü ise yüzde 10 artmış.
Tüketici alışkanlıklarıyla devam ediyoruz. Konu başlıkları halinde. Artık tüketicilerde farklı bir zihniyet var, eve, arabaya, eşyalara sahip olmak yerine istediği zaman kullanabilme imkanını tercih ediyorlar. Bu, paylaşım ekonomisinin daha da yükseleceğini gösteriyor. İşte o aşamada tasarıma da daha önemli bir rol düşüyor.
Eski her zaman daha cazip geliyor, gelecek her zaman çok parlak durmuyor. O yüzden eskiye özlem her zaman olacak ve yeni “yeni” eski olacak.
“Unutmamak lazım, artık post-demografik devrindeyiz” diyor İbrahim. “Artık tüketiciler nüfus bilgilerine göre değil, zihniyetlerine göre değerlendirilmeli. Bir harfle belli bir jenerasyonu tanımlamak artık mümkün değil” diye ekliyor.
Haksız mı?