Fenerbahçe'nin, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası A Grubu'na çıkmasını sağlayan Jamaikalı Merlene Ottey, 1951 yılında Jamaika adına yarışan Türk atleti Şevki Koru ile ilginç bir randevuda buluştu. ABD'de 50 dolara Jamaika forması giyen 85 yaşındaki Koru ile 50 bin dolara F.Bahçeli olan Ottey, pistlerin en çarpıcı örneğini oluşturdu
YARIM asır önce bir Türk, Yeni Dünya Amerika'nın umuda açılan sokaklarında kan ter içinde, ama mutluluk gülücükleriyle koşuyordu. Türkiye'nin ilk maratoncusu olan Şevki Koru, 1951 yılında sekiz ay sırtında taşıdığı Jamaika'nın Pioneer formasıyla kürsüye çıkarken, yarışlara katılmak için kendisine verilen 50 dolarla, belki de Türkiye'nin yurtdışında transfer yapan ilk sporcusu oluyordu. Yeni Dünya'da bu başarıları Koru'ya, ABD Milli Takımı'nın kapısını açıyordu. Amerikalılar, atletimizi 1952 Olimpiyatları için kendi milli takımlarına çağırıyor, ancak ABD vatandaşı olmayan Koru'nun yerine takıma bir başka atlet alınıyordu.
Jamaika macerasının üstünden tam 47 koca yıl geti.
Spor aşkına Beden Terbiyesi Müdürlüğü'ne bağlı antrenörlük işinden atılmayı göze alarak, dişinden tırnağından biriktirdiği kendi parasıyla Amerika'ya, atletizm öğrenmeye giden ve orada Jamaika formasıyla maraton koşan 85 yaşındaki Koru, bu kez Fenerbahçe formasıyla İstanbul'daki Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda koşan Jamaikalı ünlü atlet Merlene Ottey'i alkışladı. Bir zamanlar Jamaika adına koşan Türk ile Türkiye adına koşan Jamaikalı'nın Burhan Felek Pisti'ndeki buluşması ise heyecan ve duygu yüklüydü. Koru'nun hikayesini şaşkınlıkla dinleyen Ottey, ünlü atletimiz ile ortak dostları çıkan ve şimdi Jamaika'da antrenörlük yapan Joe Yansey'den konuştu. Ottey ve Koru'nun aynı yaş olan 37'sinde Pioneer ve Fenerbahçe forması giydikleri tesadüfü ortaya çıktı. Aynı olmayan bir tek şey vardı: Biri 50, diğeri 50 bin dolara koşmuştu.
Kısa ancak sıcak bu buluşma sonrası üç yarış birden kazanarak, Fenerbahçe'yi A Grubu'na taşıyan Ottey, sanki yarım asırlık hesabı görüyor, Jamaika'nın Koru'ya ve Türkiye'ye olan şükran borcunu 47 yıl sonra İstanbul'da ödüyordu.
1913 yılında doğan ve 1.Dünya Savaşı sırasında küçük bir çocuk olan Türk atletizminin çınarı Şevki Koru, işgal yıllarında memleketi Gelibolu'da yaşadıklarının da etkisiyle atletizme başlarken, 20 yılı aşkın pist yaşantısını da hep Yunanlı atletleri geçmeye odakladı. Koru, Yunanlılar'ın işgalin daha ikinci haftasında okullardan Türk öğretmenleri atarak, papazlarla Rumca öğretmeye koyulmasından çok etkilendi. Olimpiyatlar, Avrupa ve Balkan Şampiyonaları'nda ülkemizi maratonda temsil eden Koru, bu yarışlarda Yunanlı atletleri geride bırakarak, savaşta yaşananların acısın barışın sembolü sporla çıkarmaya çalıştı. Boston Maratonu'na sırf zamanın ünlü Yunanlı atleti Kiriyakidis'i geçmek için giden Koru, bunu da başardı. Sonunda da Yunanlı atletler tarafından omuzlarda taşındı.
Ve tarih tekürrür etti !
Hırs, kazanma azmi ve sporun evrenselliği ortaktı; değişen sadece kazanılan para oldu
Aradan geçen 47 yıl sonra Koru'nun 50 dolarına karşılık, Ottey 50 bin
dolar aldı
DÜNYA'ya geldiğinde anneyi, babayı, yaşadığın ülkeyi, dinini ve dilini seçme olasılığın yoktur. Sadece hayatın tesadüflere bırakılmış, keçi yolunu andıran kıvrımlı dönemeçlerinde karşılaşacağın riskler, seni bilinmez bir maceranın seyyahı yapmak için çalışır; zamanı geldiğinde de esiri olduğun küçük kaçamaklar bedeninini sarar. Ve perde: "Kader ağlarını örmeye başlamıştır"... Montigue'nin dediği gibi, bazen kader düşünebileceğinizden daha iyi tesadüfler sunar size.
Türk halkı; siyasetteki yozlaşmaya, ekonomideki dalgalanmaya, eğitimdeki çarpıklıklara, hatta zamlara alıştı da, pek tarihin sevindirici sürprizlerine alışamadı. Günümüz Türkiyesi'nde halen ordunun aba altından siyasilere sopa göstermesi 'devrim mi olacak?' söylentilerine yolaçarken, tarihi gerçeklerin iyimser bir şekilde gerçeğe dönüşmesi ancak tozlu sayfaların yapraklarında kendine yer bulabildi.
Ve 47 yıl aradan sonra iki ülke atletinin, "tarih tekürrürden ibarettir" sözünü doğrularcasına sporun evrensel kültürünün altında buluşması unutulmuş maziyi yeniden gözler önüne serdi. Jamaika ve Türkiye arasında paylaşılan spor tutkusu, iki atletin yaşantılarında tatmadıkları bir duyguyu, 47 yıllık vefa borcunu su yüzüne çıkardı:
Türk atletizminin çınarı Şevki Koru, doğduğundan bir yıl sonra 1. Dünya Savaşı'nın tam ortasında buldu kendini. İşgal yıllarında memleketi Gelibolu'da yaşadıklarının etkisiyle atletizme merak salan Koru, 20 yıllık pist yaşantısında hep tek şeyi hedefledi: "Yunanlı atletleri geçmek"... Bir yanda Osmanlı Devleti döneminde ortak yaşanmış bir geçmiş... Diğer yanda dünün Osmanlısı önünde boyun eğen Yunanlılar'ın, bir kültürü yok etme çabaları...
Koru, "Yunanlılar daha işgalin ikinci haftasında Türk öğretmenlerimizi atıp, papazlar vasıtasıyla bize Rumca öğretmeye çalıştılar" diyerek, bilinçaltında yatan gerçeği dile getiriyor. Ve ayakları tarihin tekrar basamaklarına doğru yol alırken, O, tam 47 yıl sonra gelecek şükran borcunun fazlasıyla ödendiğine tanık oluyordu.
Esaretin boyunduruğu altında yeşeren atletizm tutkusu, Türkiye'nin ilk maratoncusunu spor aşkı nedeniyle yeni maceralara sürüklerken; beklenen fırsat çıktı ve Şevki Koru'nun "Jamaika" serüveni başladı.
Spor aşkına Beden Terbiyesi Müdürlüğü'ne bağlı antrenörlük mesleğinden atılmayı göze alarak, dişinden tırnağından artırdığı parasıyla Amerika'ya atletizmi öğrenmeye giden Koru, belki de Türkiye'nin ilk transfer olan sporcusu kimliğini kazanıyor ve Jamaika'nın Pioneer Kulübü'nün formasını giyiyordu. Daha sonra Koru'ya ABD Milli Takımı'nın kapıları açıldı, ancak 1952 Olimpiyatları'na vatandaşlık işlemleri nedeniyle başka bir atlet alındı. 1951 yılında 8 ay boyunca Jamaika'da Türkiye'yi başarıyla temsil eden Koru, aradan geçen 47 yıl sonra bu ülkenin Türk atletizmine emeğinin karşılığını fazlasıyla ödeyeceğini tahmin etmekte dahi güçlük çekiyordu. Ancak ağlar yine örüldü ve bu kez iki ülke temsilcisi, farklı kimlikte tarihin sessiz tanıklığı altında buluştular.
Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası B Grubu'nda mücadele veren Fenerbahçe Atletizm Takımı'nın Dünya'ca ünlü sprinter Merlene Ottey'i transfer etmesi Türk basınına adeta bomba gibi düşmüştü. Atletizm dünyası, Ottey'in transferi ile çalkalanırken, 76 yaşındaki Şevki Koru'yu başka bir heyecan sarmıştı.
Merlene Ottey, Türkiye'ye indiğinde havaalanında çiçeklerle karşılanırken, tarihin kendisine hazırladığı sürprizden habersiz, kendisine gösterilen büyük ilginin sarhoş edici mutluluğunu yaşıyordu. Ve yarışlar geldi, çattı... Burhan Felek Pisti'nde Türk atletizminin görmeğe alışık olmadığı bir kalabalık bulunurken, herkes Merlene Ottey'in, Fenerbahçe'nin A Grubu'na yükselmesini sağlayacak puanları toplamasını bekliyordu. Ottey, Fenerbahçe Atletizm Takımı'nı sırtlarken, adını şampiyona rekoruna da yazdırdı. Fenerbahçe devlerin ligine yükseldi. Ottey ise şampiyonluk kürsüsünde sevgi tezahüratlarına cevap veriyordu. Ve kürsüye yavaş adımlarla biri yaklaştı. Heyecanını bastırmaya çalışarak, Ottey'in elini sıktı ve kulağına eğildi: "Ben de bundan 47 yıl önce sizin ülkenizde Pioneer Kulübü'nün formasını giymiştim. Tarih tekürür ediyor. Bunun mutluluğunu paylaşmak bana gurur veriyor".
Jamaika, Koru'ya yaklaşık yarım asır sonra vefa borcunu ödemek için bir elçi gönderirken, Türk atletizmi de savaş günlerinin içinden sporun barış ve kardeşlik olduğunu ispatlamak için Yeni Dünya'ya yolu uzanan bir devi alkışlıyordu.
Ottey ve Koru'nun daha sonraki sessiz buluşmasında da konuşulan aynıydı. Koru ve Ottey, şu an Jamaika'da antrenörlük yapan Joe Yansey'in ortak dostları olduğunu yine bu sohbet sırasında öğrendi. Bir tatlı sürpriz de her ikisinin de 37 yaşlarında bu başarıyı yakalamış olmaları, yani Koru'nun 37 yaşında Jamaika'nın Pioneer, Ottey'in de aynı yaşta Fenerbahçe formasını giymesiydi.
Bu ilginç buluşmada tekürrür eden bir tarih, sporun evrenselliği altında buluşulan dostluk, yaklaşık yarım asır aradan sonra gelen şükran borcu ve değişmeyen azim ile kararlılık vardı da... Tarihin değiştirdiği tek şey pek konuşulmadı: "Şevki Koru 50 dolara Jamaika formasını giymiş, Merlene Ottey ise 50 bin dolara finişe koşmuştu"...