Nick Cave'in enerjisi nereden geliyor?
Nick Cave and The Bad Seeds, 17 yıl aradan sonra yeniden 25. İstanbul Caz Festivali’nde öyle bir performans sergiledi ki çok çok uzun yıllar akıllardan çıkacak gibi değil...
Nick Cave için 61 yaşında, yaşayabileceği her şeyi yaşamış, hissedilmemesi gereken birçok acıyı tatmış, bu hayattan her şeyi almış diyebilirsiniz, isterseniz. Fakat ben demeyeceğim. Nick Cave, zaman zaman canımızı acıtan ama asla bitmek bilmeyen bu hayata tutunmanın canlı kanıtı.
Onun bu yaşam enerjisini nereden aldığı benim için hep bir bilinmezdi. Bir yaşama içgüdüsü değil çünkü bu. Gerçek bir hayata tutunuş. Parmağının ucuyla da değil, yaka paça... Dün gözlerimle gördüm ki bütün bunların kaynağı bizmişiz aslında. Seyircisi...
Nick Cave ve Kötü Tohumlar, onlara uzanan eller ile birlikte hayata tutunan köklü bir ağaç olarak büyüdü
25. İstanbul Caz Festivali kapsamında izleme şansı bulduğum Nick Cave and The Bad Seeds sahnesi, daha önce gördüğüm hiçbir konsere benzemiyordu.
Sahne önüne her geldiğinde uzanan elleri her defasında tutma eğilimi, özellikle göz teması kurarak şarkı söyleyişi, insanlara istediklerini vermesi ve bunu mütavazılıktan uzakta bir kibarlıkla yapıyor oluşunun tek bir nedeni var; tutunmak. Hayata tutunmak. Gerçekten yaşamak. HİSSETMEK!
Konserde Nick Cave'e uzanan o eller; karşılıksız sevgiyi, tükenmek bilmeyen saygıyı, mutluluğu, hayranlığı, belki de bir insanın sahip olabileceği bütün olumlu duyguların enerjisini havaya saçıyor ve her dokunuşta bu enerji ona bulaşıyor. Bu yüzden Nick Cave ile seyircisi arasına kimse giremiyor, biz bu yüzden seyircisiyle iletişimini başka hiç kimsede göremiyor ve bu yüzden de ona bakarken büyüleniyoruz. Her. Birimiz. İstisnasız her birimiz.
Nick Cave and the Bad Seeds, 17 yılın ardından 25. İstanbul Caz Festivali kapsamıyla geldiği İstanbul konseri ile; müzik ne demek, sahne ne demek, sahne enerjisi ne demek, hepimize tek tek gösterdi. 10 Temmuz 2018 gecesi, orada bulunan herkes için unutulmaz bir anı.
10 Temmuz 2018 Nick Cave konseri set list içinde neler vardı?
- Jesus Alone
- Magneto
- Do You Love Me
- From Her To Eternity
- Mercy Seat
- Red Right Hand
- The Ship Song
- Into My Arms
- Shoot Me Down
- Girl in Amber
- Distant Sky
- Tupelo
- Jubile Street
- The Weeping Song
- Stagger Lee
- Push The Sky Away
- City of Refuge
- Rings of Saturn
Set Listte eksikler var mıydı, evet. People Ain't No Good dinlemeden gitmek üzücü aslında ya da I Let Love In de öyle. Fakat Weeping Song, The Ship Song, Into My Arms dinledik hem de pianoda Nick'in notaları ile... Tupelo'da seyircilerin arasına karışmasını izledik o muhteşem performansla... Do You Love Me dinledik! Konserde öyle bir atmosfer vardı ki; canlı dinleyemediğim hiçbir şarkıya üzülmek aklıma gelmedi açıkçası. Olanlar o kadar mükemmeldi ki, olmayanları umursamak bu güzel anıya gölge düşürmekten başka bir şey değil. Ne gerek var ki?
Son olarak, bu anı için Teşekkürler Nick, Teşekkürler Bad Seeds, Teşekkürler İKSV ve teşekkürler evren.
Konserde ona uzanan ellerden biri de benimdi.
Benim.
Benim.
Büşra Köksal
https://instagram.com/_busrakoksal