Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Nisan 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Yaşlı şarkılarımı estetik ameliyatla gençleştirdik"

Eski şarkılarını yeni düzenlemelerle söylediği "Kör Randevu"yu çıkaran müzisyen Fatih Erkoç: "Bazı cazcı arkadaşlar pop albümleri çıkardığım için bana kızıyorlar. Beni içimdeki çok çeşitli müzik ruhu buraya getirdi"

ELİF BERKÖZ


Fatih Erkoç yeni albümü "Kör Randevu"yu bir tür "best of albüm" olarak nitelendiriyor. Ama bu albüm alıştığınız en iyiler albümlerinden biraz farklı. Erkoç, rec by Saatchi imzasını taşıyan çalışmada "Emmoğlu"nu İngilizce, İspanyolca ve Arapça söyledi. Albüme, slow bir aşk şarkısı olarak hatırladığımız "Ellerim Bomboş"un remiks versiyonunu soktu. Bir zamanlar ayrıldığınız sevgilinizi hatırlayarak gözlerinizi dolduran bu parça artık kulüplerde de çalacak.
Erkoç'un iki yeni şarkısının yer aldığı "Kör Randevu"da 18 şarkı bulunuyor. Tüm şarkılara yeni düzenlemeler yapıldı.
Erkoç'la röportaj için buluştuğumuzda rejim yaptığını görüyorum. 107 kilodan 95 kiloya düştüğünü söylüyor. Hedefi tartıda 85'i görmek. "En son 1985'te bu kilodaydım" diyor. Muhabbetimiz sırasında 1971'te bıraktığı İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'na 31 yıl aradan sonra tekrar girdiğini öğreniyorum. Okuldan diplomasını alır almaz çerçeveletip duvara asacağını anlatıyor: "Her gün onu seyretmek istiyorum". Hayali Grammy ödüllerinden birini kazanmak: "Bu ödülü almayı hak eden birkaç Türkten biriyim."

Eski şarkılarınıza yapılan düzenlemeler onları daha da "gençleştirmiş". Aralarından garipsediğiniz, "Bu düzenleme bu şarkıyı amma değiştirmiş" dediğiniz oldu mu?
Düzenlemeler günümüze çok daha uygun. Gençlerin dinleyebileceği tarzda. Ben de aranjörüm ama her yiğidin bir yoğurt yiğişi vardır. Yeni düzenlemeler müzik piyasasına uygunlar ama bir yandan da lezzetlerini kaybetmediler.

Eski bir şarkıya yeni bir düzenleme yaparken önemli olan ne? Şarkıyı dinleyiciye yabancılaştırmadan mı değiştirmek gerek?
Yaşlı birinin yüzüne estetik operasyon yapmaya benziyor bu. O kişinin ifadesini kaybettirmeden rötuş yapmak daha iyi sonuç verir. Şarkılarda da buna dikkat edildi. Türkiye'de pop müziği daha çok gençler dinliyor. Biz de her düzenlemede o şarkıyı bir anlamda gençleştirdik.

"Emmoğlu" parçasını Arapça, İngilizce ve İspanyolca seslendirme fikri nasıl ortaya çıktı?
Geçen yıl "Beyaz Show"da caz, Arapça, İngilizce ve rock tarzında söylemiştim şarkıyı. Çok ilgi çekti. Zaten "Kör Randevu"nun ortaya çıkışı da o programdaki performansımın bir sonucu aslında. Bir arkadaşım programı izledikten sonra bana "Dinleyiciyle arayı soğutmadan bir best of albümü hazırlasana" demişti. Albümümde, "Emmoğlu"nun Türkçe sözlü halini de okumak isterdim ama ne yazık ki söz yazarından izin çıkmadı. İspanyolcasını dinleyenler aslının "Emmoğlu" olduğunu anlamıyor.

"'Ellerim Bomboş'un remiks versiyonu dans ettirecek kadar hareketli"
"Ellerim Bomboş" acıklı bir ayrılık parçasıyken albümdeki remiks haliyle "Haydi eller havaya" denebilecek tarzda bir şarkıya dönüşmüş.
İlk kez bir albümümde remikse yer verdim. İnsanların gözleri dolarak eşlik ettiği "Ellerim Bomboş"un remiks versiyonu insanları kulüplerde dans ettirecek kadar hareketli oldu.

Albümün fotoğraflarını Okan Bayülgen çekmiş. Sadece çekmekle kalmamış, adını da o koymuş.
Evet, ismi o önerdi. Daha önce hiç yüz yüze gelmemiş iki kişinin buluşmasına İngilizcede "blind date" yani kör randevu denir. Bu albümü de sanatçıyla yani benimle dinleyicinin buluşması gibi kabul etmeli diye düşündük. Her yeni bir albüm heyecanlı, endişeli, riski en düşük, ödülü en büyük bir randevuya benziyor. Tıpkı kör randevu gibi. Okan'ın da söylediği gibi, "Sanatçı dinleyicisiyle flört eder. Her albüm sanatçının dinleyicisine yönelttiği çekingen bir buluşma teklifidir".
Albüm kapağındaki fotoğrafta göz bandı takmam da Okan'ın fikriydi. Albümün raflarda ilgi çekmesi açısından da iyi bir fotoğraf oldu. Çok yakışıklı biri olmadığım için albüm kapağıyla dikkat çekmek gerekiyor tabii.

Önümüzdeki günlerde hayata geçirmeyi planladığınız müzik projeleri arasında neler yer alıyor?
Beş-altı albümlük bir projeyi gerçekleştirmek niyetindeyim. Her albüm farklı bir müzik tarzını içerecek. Türk sanat müziği, halk müziği, enstrümantal, caz... Adını da "Miras" koyacağım. Fatih Erkoç'un mirası... En büyük hatam bugüne kadar caz albümü çıkarmamış olmam. Önümüzdeki kış Kerem Görsev'in triosuyla bir caz albümü hazırlayacağız inşallah. Hem bu albümle cazcı olduğum da kanıtlanacak.

"Normalde caz kulübüne gelmeyecek biri adımı duyup rezervasyon yaptırıyor"

Hemen hemen her ay İstanbul Jazz Center'da sahneye çıkıyorsunuz. Repertuvarınız diğer cazcılardan farklı.
Dinleyicilerin yabancı olmadığı caz parçalarını söylüyorum. Caz standartlarından soul klasiklerine uzanıyorum. İşi olabildiğince şova döndürmeye çalışıyorum. Türkçe albüm yapmamın böyle bir getirisi var. Normalde belki caz kulübüne gelmeyecek biri benim orada sahneye çıktığımı duyup rezervasyon yaptırıyor.

Yıllardır sahneye çıkıyorsunuz. Sahneye dair ilginç anılarınız var mı? Bir caz konserinde pop müziği şarkısı isteyen çıkıyor mu mesela?
İstanbul Jazz Center'da "Ellerim Bomboş"u söyle dediler. Reddettim. Cazla ilgisi yok ne yapayım? Frank Sinatra'dan "New York New York"u da istemişlerdi. Onu kabul ettim. Ucundan da olsa caza kaçıyor çünkü. Bir gün Anadolu yakasında bir barda caz konseri verirken "Ellerim Bomboş"u istediler. Caz formuna sokup söyledim. Bitti, alkışladılar. "Haydi şimdi orijinalini söyle" diye bağırmaya başladılar.

"Sadece trombon çalsaydım en iyilerden biri olurdum"
Herhalde en çok enstrüman çalan müzisyen sizsiniz. Yanılıyor muyum?
Evet, doğru. Ben çok enstrüman çaldığım için herhangi bir enstrümanın virtüözü olamadım. Eğitimini en uzun süre aldığım çalgı trombon. Sadece trombon çalsaydım dünyanın en iyi trombon virtüözlerinden biri olurdum. Piyano, keman, gitar, ut, akordeon, kontrbas, flüt çalıyorum. Kornet ve saksofonu da birkaç melodi çalabilecek kadar biliyorum.

Vokalist, popçu, cazcı, müzisyen... Fatih Erkoç deyince akla bunlar geliyor. Hangisini duymak göğsünüzü kabartıyor?
En çok da caz müzisyeni dendiği zaman hoşuma gidiyor. Bazı cazcı arkadaşlar pop söylediğim için, pop albümleri çıkardığım için bana kızıyorlar. Ama beni koşullar ve içimdeki çok çeşitli müzik ruhu buraya getirdi. Türk sanat müziği, pop, caz, halk müziği... Hepsinden haz alıyorum. En ticari şarkıyı söylerken bile haz almaya çalışıyorum.

"Motosikletten aldığım zevki uçakta almadım"

Motosiklet merakınız var...
Üç tane motosikletim var. İkisi scooter. Scooter'ları Bodrum'da, yazlıkta kullanıyorum. Honda'yı İstanbul'da kullanıyorum. Motosikleti tercih etmemin nedeni trafikte bana zaman kazandırması. Ayrıca bana özgür olduğumu hissediyor. Uçak da kullandım. Brövem var. Ama motosikletten aldığım zevki uçaktan bile almadım.


CUMARTESİ
400 kişilik kadronun başrolündeki üçlü
"Yaşlı şarkılarımı estetik ameliyatla gençleştirdik"
Gömlek elbise devri
Bu parfüm AIDS ile savaşıyor
ne var, ne yok
Paskalya yarın kutlanıyor
Tuvale basılmış fotoğraflar
En moda En yeni
İstanbul'dan Urfa'ya 1500 kilometre
Dağların arasından gider gibi doğur





Melis Alphan
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Süha Umar

© 2006 Milliyet